İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3715 K.2024/5947

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Esas2023/3715Karar2024/5947Tarih4 Eylül 2024Okuma11 dk · 2.287 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2023/3715 E., 2024/5947 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
4 Eylül 2024
Mahkemesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Sayısı
2020/1481 Esas, 2023/467 Karar
Hüküm
Asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle
İlk derece mahkemesi
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2019/123 E., 2020/294 K.
Birleşen dava
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/272 E. sayılı dosyası
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.287 kelime·11 dk okuma·12 bölüm

Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali, birleşen davada menfi tespit ve istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davacı birleşen davada davalı banka vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü:

Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.

Dosya içeriğine göre birleşen davada kabul edilen ve birleşen davada davalı banka vekilince temyize konu edilen toplam miktar 5.400,00 TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 238.735,73 TL’nin altında kaldığı anlaşılmaktadır.

Asıl davada davacı birleşen davada davalı banka vekilinin asıl davaya; asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilinin asıl davada kötüniyet tazminatına yönelik temyiz dilekçelerinin; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL ve BİRLEŞEN DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Demetevler Şubesi ile dava dışı Sa-Ce İnşaat Yapı Markez Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davalının sözleşmenin aynı limitle kefili olduğu borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, kat ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsiline yönelik olarak Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/9152 E. sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığını ve yapılan takibin itiraz üzerine durduğunu,

ayrıca Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2014/4033 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi takip yapıldığını, taşınmazın yapılan ihale sonucunda borçlu şirket riskine mahsup edildiğini ileri sürerek, davalının takibe karşı yaptığı haksız itirazının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı kredi borçlusu arasında imzalanan 13.08.2010 tarihli 250.000,00 TL limitli sözleşmenin kefil olarak imzalandığını, ancak eş muvafakati alınmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, bankanın daha önce şirketin kullandırdığı kredilerin teminatı olarak müvekkiline ait taşınmazın ipotek olarak alındığını, imzalanan sözleşmelere istinaden verilen kredilerin yapılan ödemelerle kapatıldığını, borç kalmadığını, kredi alan şirketin bankadan başka krediler de kullandığını, ipotekli taşınmazın 90.000,00 TL borca mahsuben bankaya devrinin yapıldığını,

daha sonra kredi limitinin arttırıldığını, arttırılan limite göre dava dışı şirkete krediler kullandırıldığını, bu sözleşmelerde müvekkilinin imzasının olmadığını belirterek Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/9152 E. sayılı dosyasında başlatılan takiple ilgili bankaya borçlu olunmadığının tespitine, 20.06.2013 tarihinde 90.000,00 TL bedelle borca mahsuben bankaya verilen taşınmazın güncel değerinin ve bankaya ödenen nakit bedelin yasal faizi ile birlikte müvekkiline iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. ASIL ve BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP

1.Asıl davada davalı vekili süresinden sonra sunduğu cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, dava dışı şirket ile banka arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanacak her türlü alacağı karşılamak üzere müvekkilinin gayrimenkulü bankaya ipotek verdiğini, davacı banka tarafından ipotek işleminin geçerli olması için genel kredi sözleşmesinin de kefil olarak imzalanması gerektiğini söylemesi üzerine 250.000,00 TL tutarlı genel kredi sözleşmesinin de imzalandığını, ipotek verilen gayrimenkulün bankaya devredildiğini, müvekkili tarafından ödemeler yapıldığını, bu şekilde banka alacağının ödendiğini,

başlatılan takibe de bu nedenle itiraz olunduğunu, imzalanan genel kredi sözleşmesinden dolayı borçlu olunmadığına yönelik Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/272 E. sayılı dosyasında açılan davanın derdest olduğunu, ipotek verilen taşınmazın müvekkilinin müzayaka durumundan faydalanılarak bankaca el konulduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, birleşen dosyanın davacısının kefil olarak genel kredi sözleşmelerini imzaladığını, sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete kredi kullandırıldığını, davacının aynı zamanda kullanılan kredilerde ipotek borçlusu olduğunu, açılan davanın yerinde olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, asıl davada icra takibine konu edilen alacağın davalının kefil olarak imzaladığı sözleşmeden kaynaklanmadığından asıl davanın reddinin gerektiği ve asıl davada davacı banka takip başlatmakta haksız ve kötüniyetli olduğundan kötüniyet tazminatından sorumlu tutulması gerektiği; birleşen davada ise menfi tespite konu talep itirazın iptali davasında çözüme kavuşturulacağından bu taleple ilgili dava açmakta davacının hukuki menfaatin bulunmadığı, ipotekli taşınmazın devir bedelinin iadesine yönelik talebin ise yerinde görülmediği,

icra dosyasında takibe konu edilen alacakla ilgili birleşen dosyanın davacısının herhangi bir borcu olmamasına rağmen ödeme yaptığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, birleşen davanın kısmen kabulü ile Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/9152 E. sayılı dosya ile ilgili menfi tespit isteminde hukuki menfaat olmadığından reddine, belirtilen icra dosyasında ödenen 3.900,00 TL'nin 27.07.2013, 1.500,00 TL'nin 05.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gayrimenkulün güncel değerinin tahsiline yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle.

İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, asıl davada genel kredi sözleşmesi kapsamında kat ihtarının davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameye hiçbir itirazı bulunmadığını, müvekkili bankaya şifaen ve 23.06.2014 tarihinde yazılı olarak müracaatta bulunduğunu ve 100.000,00 TL ödeme talebiyle kefaletten ibra edilmesini istediğini, dolayısıyla sözleşme kapsamında kefil olduğunu, davalı tarafından cevap dilekçesinin süresinde verilmediğini, süresi geçtikten sonra verilen cevap dilekçesinde talep edilen kötü niyet tazminatına hükmedilmiş olmasının savunmayı genişletme yasağı kapsamında kaldığını,

bu nedenle kötü niyet tazminatı kapsamında hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu; birleşen davada ise, aleyhlerine hükmedilen 3.900,00 TL'nin ve 1.500,00 TL'nin istirdadına ilişkin kararın hatalı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla istirdat davasının dava şartı arabuluculuğa tabi olup bu şart yerine getirilmeden dava açıldığını, arabuluculuk tutanağı incelendiğinde, görüşmelerin konusunun menfi tespitten kaynaklanan uyuşmazlık olarak belirlendiğini, tutarın iadesine yönelik herhangi bir açıklama bulunmadığını,

bu nedenle dava şartı yokluğundan istirdat isteminin reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan bilirkişi raporunda; asıl davada, davacı birleşen davada davalı banka ile dava dışı Sa-Ce İnşaat Yapı Markez Taahhüt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi arasında 13.08.2010 tarihli 250.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığının, Savaş Durak, Fidan Durak ve davalı ...'in aynı limitle sözleşmenin müteselsil kefili olduğunun, banka şubesinde yerinde yapılan incelemeye göre davacı banka ve dava dışı asıl borçlu şirket arasında 10.02.2011 tarihli 750.000,00 TL limitli ayrı bir genel kredi sözleşmesi imzalandığının,

bu sözleşmede davalı ...'in imzasının bulunmadığının, dava ve takibe konu borçlu cari hesap kredisinin 20.12.2011 tarihinde kullandırıldığının, 200.000,00 TL bedelli taksitli ticari kredinin 24.05.2011 tarihinde, yine 50.000,00 TL bedelli taksitli ticari kredinin 14.10.2011 tarihinde, kredi kartının ise 25.02.2011 tarihinden itibaren kullanılmaya başlandığının, kredili mevduat hesabının ise 13.01.2013 tarihinde hesaptan yapılan ödemeden sonra krediye dönüşen bakiyeden kaynaklandığı belirtilerek,

takibe konu çeklerin ise 28.06.2011 tarihinde dava dışı şirkete verilen çeklerden kaynaklandığının emsal içtihatlar gereğince icra takibine konu kredinin hangi sözleşme kapsamında kullandırıldığının tespiti gerektiğinin, dava ve takibe konu kredilerin davalı ...'in imzası bulunmayan 10.02.2011 tarihli sözleşme kapsamında kullandırıldığının tespit edildiğinin, bu nedenle davalı ...'in sorumluluğunun bulunmadığının, Mahkemece aksi yönde düşünülmesi halinde takip tarihi itibariyle 169.620,69 TL asıl alacak, 39.872,17 TL işlemiş faiz, 1.985,27 TL BSMV, 297,33 TL masraf olmak üzere toplam 211.775,46 TL borçlu olduğu,

asıl alacağın 8.350,00 TL'lik kısmı kredi kartı alacağı olduğu için takip tarihi itibariyle %30,24, kalan 161.270,69 TL'lik kısmına ise %39 temerrüt faizi uygulanması gerektiğinin; birleşen dosya yönünden ise, Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/9152 E. sayılı takip dosyasında birleşen davacı ... tarafından 5.400,00 TL ödeme yapıldığı, bu ödemelerden 3.900,00 TL'nin 27.07.2013, 1.500,00 TL'sinin 05.09.2013 tarihinde işleyecek faizle iadesinin gerektiğinin belirtildiği;

alınan ve hükme elverişli görülen rapora göre dava ve takibe konu kredilerin tamamının davalı ...'in imzası bulunmayan 10.02.2011 tarihli 750.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırıldığı anlaşılmakla davalı ...'in kendi kefaleti bulunmayan sözleşme kapsamında kullandırılan krediden ötürü sorumlu tutulamayacağı, öte yandan birleşen davada asıl davanın davalısı birleşen dosyanın davacısı ...'in dava ve takibe konu kredilerin kullandırıldığı genel kredi sözleşmesinde kefalet imzası bulunmadığı halde takip dosyasında 5.400,00 TL ödeme yaptığı, ödemenin asıl dava dosyasının davacısına iadesi gerektiği,

her ne kadar davalı bankaca açılan davada menfi tespite yönelik arabuluculuk başvurusu yapılmasına rağmen istirdat istemine ilişkin olarak arabuluculuk başvurusu bulunmadığı iddia edilmiş ise de, dosya kapsamına göre davacı yanın takip dosyasından ötürü borçlu bulunmadığının tespiti ile bu dosyaya ödemiş olduğu miktarın tahsiline yönelik olarak birleşen davanın açıldığı,

bilindiği üzere menfi tespit davasında borçlunun borçlu olmadığının anlaşılması halinde borçlu olunmayan kısım belirtilmek suretiyle olumsuz tespit hükmü kurulacağı, menfi tespit davasının istirdat davasına dönüştüğü hâllerde dahi olumsuz tespit hükmü kurulması gerektiği, bu nedenle talebin zorunlu arabulucuğa tabi olmadığı, bununla birlikte kötü niyet tazminatına hükmedilebilmesi için borçlu aleyhine başlatılan icra takibinin haksız olmasının yanı sıra kötü niyetli olarak başlatılması gerektiği, somut olayda ise davacı banka ile dava dışı şirket arasında birden fazla genel kredi sözleşmesi imzalandığı,

dava dışı şirketin kullanmış olduğu krediyi ödememesi üzerine alacağın tahsiline yönelik olarak icra takibinin yapıldığı gibi davacının davalı aleyhine icra takibi başlatmakta haksız ise de, kötü niyetli olduğuna ilişkin davalı tarafça herhangi bir iddia ve delil sunulmadığından davalı yanın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şeklide hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğu ve hükmün bu yönden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,

asıl davanın reddine, kötü niyet tazminat isteminin reddine; birleşen davanın kısmen kabulü ile Ankara 14. İcra Müdürlüğünün 2016/9152 E. sayılı dosya ile ilgili menfi tespit isteminde hukuki menfaat olmadığından reddine, belirtilen icra dosyasında ödenen 3.900,00 TL'nin 27.07.2013, 1.500,00 TL'nin 05.09.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, gayrimenkulün güncel değerinin tahsiline yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davacı birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; asıl davada genel kredi sözleşmesi kapsamında kat ihtarının davalıya usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalının ihtarnameye hiçbir itirazı bulunmadığını, müvekkili bankaya şifaen ve 23.06.2014 tarihinde yazılı olarak müracaatta bulunduğunu ve 100.000,00 TL ödeme talebiyle kefaletten ibra edilmesini istediğini, dolayısıyla sözleşme kapsamında kefil olduğunu, birleşen davada ise, aleyhlerine hükmedilen 3.900,00 TL'nin ve 1.500,00 TL'nin istirdadına ilişkin kararın hatalı olduğunu,

kredili mevduat hesabı ve kredi kartının davalı birleşen davada davacının kefaletinin olduğu sözleşme döneminde ilk olarak bu sözleşmeye istinaden verildiğini, karşı yanın istinaf dilekçesi sunmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının kötü niyet tazminatı dışındaki hususlarında müvekkili lehine usuli kazanılmış hak oluştuğunu, davalı birleşen davada davacının süresinde cevap dilekçesi sunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kötü niyet tazminatı istemlerinin reddinin doğru olmadığını, taşınmazın bedelinin tek bir sözleşme varmış gibi talepte bulunulması üzerine borca mahsup edildiğini, birleşen davada hukuki yarar yokluğu nedeniyle menfi tespit istemi yönünden müvekkili aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olmasına rağmen bankaya devredilen bedelin iadesi isteminin reddine ilişkin olarak nispi vekalet ücretine hükmedildiğini, bu ücretin de maktu olması gerektiğini ileri sürerek kararın bu nedenlerle bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada davalının kefili olduğu ticari genel kredi sözleşmesine dayalı olarak kullandırılan kredi borçlarının ödenmediği iddiasıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali; birleşen davada ise davacı kefilin borçlu olmadığının tespiti ile borca mahsuben bankaya verildiği ileri sürülen taşınmaz bedelinin tahsili ile ödenen sair bedellerin tahsili talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 ve 72 nci maddeleri.

3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 581 ve devamı hükümleri.

3. Değerlendirme 1. Birleşen davada davalı banka vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin miktar yönünden reddi gerekmiştir.

2.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

3. Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik olarak verilen İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmemiş olduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince asıl davada davacı birleşen davada davalı banka vekilinin istinaf isteminin sadece asıl davada aleyhine hükmedilmiş olan kötüniyet tazminatı yönünden kabulüyle anılan hükmün kaldırılmasına ve asıl davada kötüniyet tazminatı isteminin reddine karar verildiği, sair hususlarda asıl ve birleşen davadaki hüküm muhafaza edilmekle yeniden tesis edildiği,

ancak bu defa ... vekilinin asıl ve birleşen davaya yönelik kararı temyiz etmiş olduğu anlaşılmakla, ... vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin tamamen, asıl davaya yönelik ise kötü niyet tazminatı isteminin reddine ilişkin karar dışındaki hususlardaki temyiz dilekçesinin diğer taraf lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek reddi gerekmiştir.

4.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerinin asıl davaya yönelik temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle; 1.Birleşen davada davalı banka vekilinin birleşen davaya yönelik temyiz dilekçesinin MİKTARDAN REDDİNE,

2. Asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin birleşen davaya yönelik ve asıl davada kötüniyet tazminatı dışındaki hükümlere yönelik temyiz dilekçesinin daha önce istinaf edilmemiş olduğundan REDDİNE,

3. Asıl davaya yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'e yükletilmesine,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacı birleşen davalıya iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

SONUÇ / HÜKÜM

04.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3715, K. 2024/5947, 4 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. I. ASIL ve BİRLEŞEN DAVA
  4. II. ASIL ve BİRLEŞEN DAVAYA CEVAP
  5. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  6. IV. İstinaf
  7. A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
  8. B. İstinaf Sebepleri
  9. C. Gerekçe ve Sonuç
  10. V. Temyiz
  11. A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
  12. B. Temyiz Sebepleri
  13. C. Gerekçe
  14. VI. Karar
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3715
Karar No
2024/5947
Tarih
4 Eylül 2024

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2023/3715 K.2024/11594
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3717 K.2024/6183
  • Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2023/3719 K.2024/4179
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2023/3719 K.2024/2540
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3719 K.2024/6073
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2023/3720 K.2024/6344

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.