KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4192 E., 2024/6218 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/399 Esas, 2023/386 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ( ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
- Sayısı
- 2018/74 E., 2021/1016
Karar Metni
1.529 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki asıl patent hakkının ihlali ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ile maddi manevi tazminat, birleşen patent tescilinin hükümsüzlüğünün tespiti, terkini ve tam hak talebinin kabulü ile adına tescili davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 08.11.2013 tarih ve 2013/12992 sayılı “Elektrik Sayaçlarında Nötr Çıkış Hattı Kullanılmayarak Kaçak Elektrik Kullanımını Önleyici Elektrik Panosu” başlıklı buluş başvurusunun 21.04.2017 tarihinde tescil edildiğini, müvekkilinin davalı şirkette çalışmakta iken iş akdinin fesh edildiğini, müvekkiline ait buluşla ilgili olarak davalıya yapılan ihtarnameye davalının sözkonusu buluşun AR-GE çalışması sonucu ortaya çıkarıldığını, işçi buluşu olduğu ve sonuç olarak buluşun kendilerine ait olduğu yönünde cevap verildiğini,
ancak söz konusu buluşa ilişkin patent başvurusu ve bütün masraflarının müvekkili tarafından yapıldığını, müvekkilinin hak sahibi olduğu tescilli buluşunun davalı tarafından onay ve izin alınmaksızın binlerce elektrik tüketim aboneliklerinde kullanıldığını, söz konusu kullanımın müvekkili patent hakkını ihlal oluşturduğunu beyanla tedbiren gerçekleştirilen patent ihlalinin durdurulmasını, men’ini, ürünlerin satışı, dağıtılması, sergilenmesi, satışa sunulması,
ihracı, ithali ve benzeri şekilde ticaret mevkiine çıkarılmasının önlenmesini talep ettiklerini, müvekkili adına tescil başvurusu yapıldığını, 2013/12992 nolu incelemeli patent başvurusundan kaynaklanan hakların, davalı ...Ş. tarafından izin ve onayları alınmadan ticaret mevkiine çıkartıldığını, kendisine ait elektrik dağıtım bölgesinde eylemli olarak kullanılmak suretiyle gerçekleştirilen patent ihlali ve haksız rekabetin tespitine, men-ine ve ref'ine, olumsuz maddi sonuçlarının ortadan kaldırılmasına,
bu aşamada fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla belirsiz alacak davası olarak açılan 1.000,00 TL maddi tazminat ile 30.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibaren avans faizleriyle birlikte davalıdan tahsiline, hükmün üç ayrı gazetede ilanına, davalı eylemlerinin patent başvurusundan kaynaklı hakların ihlali ve haksız rekabet olduğunun tespitine, ürünlerin satılmasının, dağıtılmasının, satışa sunulmasının, bu amaçla sunumunun veya sergilenmesinin, ithalinin, ihracının ve benzeri şekilde her nasıl olursa olsun ticaret mevkiine konulmasının men ve ref edilmesini, davalının haksız rekabetin men ve ref edilmesini,
davalı ...'in gerçekleştirdiği patent ihlali sonucu üretilen ürünlerin üretiminde doğrudan doğruya kullanılan araçlar ve kalıplar ile ürünlere el konulmasını, el konulan ürün, araç ve kalıpların patente tecavüz etmeyecek şekilde şekillerinin değiştirilmesini talep etmiştir.
2.Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; işletme müdürü olarak çalışmış davalı ...'ın hiç kimseye haber vermeden kendisinin buluş yaptığından bahisle kaçak elektrik panosunun patent tescilini 08.11.2013 tarihinde yaptırdığını, oysaki buluşun hizmet buluşu olduğunu, masraflar şirketçe üstlenildiği gibi Ar-Ge çalışmalarında diğer şirket çalışanlarının da katkısı bulunduğunu belirterek davacının dava konusu patente yaptığı gasbın önlenmesini ve tescilini, buluşun hizmet buluşu olarak kabulü halinde ise tam hak talepleri için hüküm kurularak patentin müvekkili adına tescilini istemiştir.
II. CEVAP
1.Asıl davada davalı birleşen davada davacı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil kurumun yeniliğe önem vermesinden ötürü kendi bünyesinde sürekli Ar-Ge çalışmaları yürüttüğünü, davacının da kabullendiği üzere müvekkil firmada çalıştığı hususunun sabit olduğunu, davacının 2005 yılından itibaren çalışmaya başladığı,
akabinde özelleştirme sonrası dönemde de kısa bir süre çalışması mevcut olduğunu, kendisi çalışma süresi boyunca patent hakkına konu olabilecek herhangi bir çalışma içerisinde olduğu konusunda bildirim yapmadığını, dolayısıyla patente dayalı hak talep edemeyeceğini, müvekkilinin geçmişten gelen bilgi ve teknoloji birikiminin olduğunu, bu nedenle panonun davacı tarafından bulunmadığını ispat etmek amacıyla Diyarbakır 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/945 E. sayılı patent gaspı davası açtıklarını, işbu davada patentin gerçek hak sahibinin ortaya çıkacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı şirket çalışanı olduğu ve davaya konu patentin davalı şirkette çalıştığı dönem içinde icat edildiği yönünde taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, buluşun hizmet buluşu olduğu, davalı şirketin ödeme yükümlülüğünün olmadığı gibi davacının işverene bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği, bunun davacının hukuki bilgisizliğinden ileri geldiği belirtilmişse de 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) aradığı anlamda yazılı bir bildirimin yapılmadığı,
çalışan davacının bedel isteme hakkını kullanabilmesi için gerekli koşulu yerine getirmediği, bedel talebinin yerinde olmadığı, asıl davanın reddinin gerektiği, buluşun hizmet buluşu olduğu, davacının haksız olarak patent başvurusunda bulunduğu, birleşen davacının taleplerinin terditli olduğu, öncelikli talebinin gasbın önlenmesi ve meni ile tescile ilişkin olduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne incelemeli patentin tescilinin iptali ile asıl davada davalı birleşen davada davacı şirket adına tesciline, incelemeli patente gaspın önlenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin asıl davayı buluş bedeli davası olarak nitelendirdiğini ve işverene bildirim yapılmadığından bahisle ...'ın bedel talebinde bulunamayacağını kabul edip asıl davanın reddine karar verdiğini, istinafa konu tesis edilen karar talepleri dışında çalışanın buluş bedeli hakkında kurulduğunu, işverene yapılmış bir yazılı bildirim olmasa da buluşun işveren tarafından eylemli olarak kullanılması ya da söz gelimi buluşun işveren tarafından adına tescili için TÜRKPATENT’e başvuru yapılması hallerinde,
buluştan haberdar olan ve buluşu açıklandığı şekilde eylemli ve/veya hukuki olarak kullanmaya başlayan işverenin, artık kendisine yazılı bildirim yapılmadığı mazeretinin arkasına sığınıp henüz tercih hakkını kullanma zamanı gelmedi şeklinde bir savunma yapmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, buluştan açıklandığı şekilde haberdar olan ve eylemli olarak kullanmaya başlayan DEDAŞ'ın seçenek haklarını kullanmadığını ve dava konusu buluşun serbest buluş haline geldiğini, eldeki davanın haksız rekabet ve tazminat davası olduğunu, asıl davada ise dava konusu buluşun patentlendiğini,
kaldı ki işverene önce sözlü olarak açıklandığını ve işveren tarafından 08.11.2013 tarihinden bu yana eylemli olarak kullanıldığını, dahası bununla yetinilmeyip, dava öncesi noterden keşide edilen iki ayrı ihtarname ile işverene iki ayrı yazılı bildirim yapıldığını, ancak davalı işveren DEDAŞ yasal tercih haklarını 4 aylık hak düşürücü süre içinde kullanmadığını ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması talebi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hizmet buluşlarında bildirim yükümlülüğünün yazılı olarak yerine getirilmesi gerektiği, yazılı şekilde yapılmayan bildirimin çalışanın yükümlülüğünü ortadan kaldırmadığı, 6769 sayılı Kanun'un 114 üncü (551 Sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin 18 inci) maddesinde çalışanın hizmet buluşunu gecikmesizin işverene yazılı olarak bildirmekle yükümlü olduğunun düzenlendiği,
usulüne uygun bildirim yapılmaksızın ve bildirimden itibaren 4 aylık süre geçmeksizin, anılan buluşun serbest buluş haline geldiğinden söz edilemeyeceği, davacı karşı davalı yan iş akdinin sona erdiği 08.01.2014 tarihinden çok sonra 21.08.2015 tarihinde noter kanalıyla davalı karşı davacı kuruma ihtarnameyle bildirim yaptığı, davacı birleşen davalı vekili, kurumun bundan haberdar olduğunu dolayısıyla yazılı bildirim itirazında bulunmasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu belirtmişse de,
hizmet buluşu olduğu çekişmesiz olan elektrik panosuyla ilgili olarak yükümlülüğünü yerine getirmeksizin doğrudan patent tescili yaptırma cihetine gittiği, iş akdi sona erdikten sonra uzun sayılabilecek zaman diliminden sonra noterden ihtarname düzenlediği, yapılan patent başvurusunun usul ve yasaya aykırı olduğu, davacının usulsuz patent tesciline dayalı olarak haksız kullanıma ve haksız rekabete dayalı herhangi bir hak talep edemeyeceğinin kabulü gerektiği, davalı kurumun somut olayda zımni kabulü mevcut olmadığı gibi cevabi ihtarda da yapılan patent başvurusunun usulsüz olduğunun savunulduğu,
asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava hukuksal niteliği itibariyle, patent hakkının ihlali ve haksız rekabet nedeniyle tecavüzün men'i ve tazminat; birleşen dava ise davalı ... adına yapılan patent tescilinin hükümsüzlüğünün tespiti ve terkini ile tam hak talebi uyarınca davacı kurum adına tescili istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 114 üncü maddesi.
3. 551 Sayılı KHK'nın18 inci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davacı birleşen davada davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4192, K. 2024/6218, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama