KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4732 E., 2024/6528 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/222 E., 2020/102 K.
Karar Metni
960 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 28.12.2015 tarihli genel kurul toplantısından önceki yönetim kurulunun ... ..., ... ve ... ... isimli üç kişiden oluştuğunu, yönetim kurulu üyelerinden ...'un herhangi bir engelleme yapılmamasına karşılık ve özellikle kendisinin yönetimde olduğu dönem içinde yer alan 10 yıl geriye yönelik bir çok evrakı ve belgeyi incelemek istediğini beyan ettiğini, müvekkili şirketçe davalının bu talebine şirkette çalışan herhangi bir işçinin olmaması,
aslında davalının kendi döneminde düzenlenen ve çoğunda kendi imzası bulunan evrakların fiziken çıkarılmasının çok zaman alabileceği yönünde cevap verildiğini, bunun üzerine ...'un İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/723 sayılı dosyasından açtığı dava ile yönetim kurulu üyesi sıfatı ile bilgi alma hakkının engellendiğinden bahisle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 392 nci maddesinin dördüncü fıkrasına dayalı olarak şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteme, soru sorma ve herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme,
yazışma veya belge üzerinde inceleme yapma hakkını kullanabilmesi için mahkeme tarafından izin verilmesi talebinde bulunduğunu, mahkemece istemin kabulüne karar verildiğini, davalının bu ilamı İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/17478 E. sayılı dosyasına ibraz ettiğini, şirketin olağan genel kurulunun 28.12.2015 tarihinde toplanarak yeni yönetim kurulu için seçim yaptığını ve üç yıl süreyle vazife görmek üzere ... ..., ... ... ve ... ...'un yönetim kurulu üyeliklerine seçildiklerini, davalının 28.12.2015 tarihinden itibaren yönetim kurulu üyeliğinin sona erdiğini,
dolayısıyla bu tarihten sonra 6102 sayılı Kanun'un 392 nci maddesindeki yetkiler ile bir ilgisinin kalmadığını, icra emrine karşılık İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin 2016/696 E. sayılı dosyasına itiraz ettiklerini, mahkemece taleplerinin reddedildiğini, icra mahkemesince verilen bu karar yönünden müvekkili şirketçe istinaf başvurusunda bulunulduğunu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 15.11.2017 tarih 2017/1492 E. 2017/1813 K. sayılı kararı ile aynı gerekçe ile yani ilamın yorumlanmasının icra mahkemesinin görevi olmadığı gerekçesi ile reddedildiğini,
bunu takiben ... vekilinin icra dosyasındaki 14.08.2017 ve 15.08.2017 tarihli taleplerinin icra müdürlüğü tarafından kabul edilmesi üzerine İstanbul 21.İcra Hukuk Mahkemesinin 2017/844 E. sayılı dosyasının taraflarınca yapılan şikayet üzerine mahkeme tarafından 30.12.2017 tarih ve 2017/857 K. sayılı kararı ile taleplerinin aynı gerekçe ile reddedildiğini, bu karara karşı da istinaf yoluna müracaat ettiklerini,
sonuç olarak davalı ...'un 28.12.2015 tarihi itibariyle yönetim kurulu üyeliğinin sona ermesine karşılık İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi hükmünün açık olmamasından yararlanarak bu hüküm ile belirlenen ve ancak sona ... haklarını açıkça kanuna aykırı olarak kullandığını, 6102 sayılı Kanun 391 inci maddesinin sadece yönetim kurulu üyelerinin hakları ile ilgili olduğunu, hissedarların bu maddedeki hakları kullanmalarının mümkün olmadığını ve yönetim kurulu üyeliği sona ... davalının bu hükmün icra edilmesini talep etme hakkının olmadığını,
hükmün infaz kabiliyetinin kalmadığını ileri sürerek İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/723 E., 2015/619 K. sayılı dosyasından verilen kararda bahsi geçen maddedeki yetkilerin 25.12.2015 tarihli genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliği sona ... davalı tarafından kullanılamayacağına, hükmün İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/17478 E. sayılı dosyasının müvekkili yönünden icra kabiliyetinin kalmaması nedeniyle iptaline ve bu şekilde muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde.
28.12.2015 tarihli genel kurul toplantısının dayanağı olan yönetim kurulu kararının batıl olduğunu, dolayısı ile genel kurul kararının da sakat olduğunu, yönetim kurulu üye sayısının 3 olup toplantı yeter sayısının yarıdan 1 fazlası olması kuralı gereğince 3 olacağını, bu nedenle alınan yönetim kurulu kararının gerekli yasal çoğunluk sağlanmadan alındığını, İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2015/723 E. sayılı dosyadan verilen kararın kesinleştiğini, 28.12.2015 tarihli genel kurulun iptali için İstanbul 9.Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açtıklarını, davacı tarafın talebinin İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesince reddedildiğini,
İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2016/17478 E. sayılı dosyası ile başlatılan ilamlı icra takibinin sürümcemede bırakılması maksadı ile davacı taraf ile aynı mahiyette davalar açıldığını, takip dayanağı hakkında kesin hüküm bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesine ait 2015/723 E., 2015/619 K. nolu ilamı kesin hüküm mahiyetinde olup, icra müdürlüğünün görevinin kesin hükmü aynen infaz etmek olup, mahkemece, başka bir ticaret mahkemesince verilen ve kesinleşen ilamın iptali sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi mümkün olmadığından davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilince eldeki davada her ne kadar İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/723 E., 2015/619 K. sayılı hükmünün icra kabiliyetinin kalmaması nedeniyle iptaline ve bu şekilde muarazanın giderilmesine karar verilmesini talep etmiş ise de, davacının talebi nazara alındığında başka bir Mahkemece verilen ve kesinleşen ilamın iptali sonucunu ortaya çıkaracak şekilde bir karar tesisi mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, muarazanın giderilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2 6102 sayılı Kanun'un 391 inci maddesi ile 392 nci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4732, K. 2024/6528, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama