KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4734 E., 2024/8156 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1939 E., 2023/1007 K.
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/468 E., 2022/244 K.
Karar Metni
1.044 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat ... ve ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Asıl davada davacı vekili; müvekkili ile kardeşi ...'nin davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, şirkette ...'nin eşi ...'nin de ortaklığının bulunduğunu, müvekkilinin Romanya'da yaşadığını ve orada ikamet ettiğini, müvekkilinin kardeşi olan diğer ortağa duyduğu güven ve yurt dışında yaşıyor olması nedeniyle pay sahibi olduğu şirketle ilgilenemediğini, ancak müvekkilinin sonradan şirket sicil kayıtlarını incelediğini, Ticaret Sicil Gazetesi'nin 16 Aralık 1999 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin payını artıracak şekilde sermaye artırımı yapılarak müvekkilinin yüzdelik payını oldukça düşüren kararın,
Gazetenin 3 Şubat 2006 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin ...'ye pay devri gerçekleştirerek ...'nin şirket ortakları arasına katıldığı kararın, Gazetenin 3 Nisan 2007 tarihli nüshasında yayınlanan ...'nin yeniden sermaye artırımı yaparak müvekkilin yüzdelik payını sembolik değerlere düşüren kararın, Gazete'nin 13 Temmuz 2009 tarihli nüshasında yayınlanan ...'yi temsil ve ilzama münferiden yetkili kılan kararın, yine Gazetenin 3 Ocak 2013 tarihli nüshasında yayınlanan müvekkilin ortaklıktan çıktığına ilişkin kararın müvekkilin bilgisi ve katılımı dışında alınmış olduğunun görüldüğünü, müvekkilinin bu toplantılar için ne davet aldığını,
ne hazır bulunduğunu, ne de vekaletname ile yetkilendirme yaptığını, sayılan tüm bu kararların müvekkili aleyhine kararlar olduğunu, müvekkilin yüzdelik payını küçülttüğünü, şirketi temsil hakkının ortadan kaldırıldığını, kararlarda bulunan imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığını, müvekkilinin bu toplantı tarihlerinde yurt dışında bulunduğunu belirterek bahsi geçen kararların yokluğunun ve batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili; aynı iddialarla davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın aktif husumet yokluğundan usulden reddi gerektiğini, zira davacı tarafın davalı şirket hissesini İstanbul 6. Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince davacının davalı şirket hissesini İstanbul 6. Noterliği'nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, hisse devir sözleşmesinde devir işlemini yapan kişinin vekaleten ... olduğu, davacı tarafça ...'ya karşı açılan bir dava ya da hisse devir işleminin iptaline ilişkin açılan bir davanın bulunmadığı,
davacı tarafın İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/217 E. sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde de hissesini şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini ifade ettiği, davaya konu ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespitinin talep edildiği tarihte davacı davalı şirkette hissedar olmadığı, aradan geçen süre de nazara alınarak kararların yokluğun tespitinin ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğu,
birleşen davadaki şirkete kayyum tayini talebi açısından da davacının açıklanan nedenlerle hukuki menfaati olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, genel kurul kararlarının butlan (yokluk) denetiminin, 6102 sayılı TTK'nın 622. maddesi atfı ile limited şirketler için de geçerli olan aynı Kanun'un 447. maddesinde düzenlendiği, genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti hususu 6762 sayılı TTK'da düzenlenmemiş olsa da, uygulamada 6102 sayılı TTK'nın yürürlük tarihi öncesinde de genel kurul kararlarının butlan ve yokluk denetimine tabi tutulmasının kabul gördüğü,
genel kurul kararlarının butlan veya yoklukla malul olduğunun tespiti davasının, bu kararlardan hakları etkilenen üçüncü kişiler de herhangi bir süreye bağlı olmaksızın açabileceği, ancak şirketin ortağı olmayan üçüncü kişilerin bu davayı açabilmeleri için, hukuki yararlarının bulunmasının zorunlu olduğu, bu hususun mahkemece resen dikkate alınması gerektiği, somut olayda;
davacı tarafın, davalı şirketteki hissesini İstanbul 6. Noterliği' nin 24.12.2012 tarih ve 09763 yevmiye numarasıyla Limited Şirket Hisse Devri Sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiği, davacı adına hisse devri sözleşmesinde vekaleten hareket eden ...'ya karşı bir dava açılmadığı gibi hisse devir sözleşmesinin iptaline ilişkin bir dava da bulunmadığı,
davacının hisse devrine ilişkin 26.12.2012 tarihli ortaklar kurulu kararındaki imzanın kendisine ait olmadığını iddia etmekte ise de İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/217 E. sayılı dosyasına sunulan dava dilekçesinde ve cevaba cevap dilekçesinde hissesini 24.12.2012 tarihli hisse devir sözleşmesi ile şirketin diğer ortağı ...'ye devrettiğini, davalı şirketle ortaklık ilişkisi kalmadığını ifade ettiği, bu durumda davacının davalı şirket hisselerini dava tarihi öncesinde devrettiği, dava tarihi itibariyle davalı şirketin ortağı olmadığı,
davacılar vekilince, sahte imza ile yapıldığı ileri sürülen 16.12.1999 ve 03.07.2009 tarihli ortaklar kurulu kararıyla yapılan sermaye artırımları sonucunda müvekkilinin pay oranının düşürüldüğü iddia edilmekte ise de davacının hisse devir sözleşmesi sonucunda şirkette hissesinin kalmadığı kendi beyanı ile de sabit olduğundan davaya konu ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespitini talep ettiği tarih itibariyle davalı şirkette ortak sıfatı bulunmayan davacının şirket ortaklar kurulunda alınan kararların geçersiz olduğunun tespitini ve şirkete kayyım atanmasını istemekte hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen
davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava; muhtelif tarihli ortaklar kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti ile iptali; birleşen dava ise şirkette kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4734, K. 2024/8156, 21 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama