KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4933 E., 2024/8109 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1187 Esas, 2023/604 Karar
- Hüküm
- Asıl ve birleşen davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/185 E., 2020/43 K.
- Birleşen dava mahkemesi
- Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi 2015/488 E.
Karar Metni
1.969 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı/birleşen davalı vekili, duruşma istemi olmaksızın davalı/birleşen davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 19.11.2024 günü hazır bulunan asıl davada davacı/birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı/birleşen davada davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... İnş. San. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi akdedildiğini, davalının bu sözleşmeye kefil sıfatı ile imza attığını, borçlu firmanın edimini yerine getirmemesi üzerine kredi sözleşmesinde hesabın kat edilerek taraflara ihtarname gönderildiğini, usulüne uygun tebligata rağmen borcun ödenmediğini, bunun üzerine 2015/2888 E. sayılı dosyasında ilamsız takibe giriştiklerini, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, bu nedenle takibin durdurulduğunu iddia ederek haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı/birleşen davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... İnşaat ve Sanayi Ticaret Ltd.
Şti'nin ortağı iken 1 Kasım 2013 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, müvekkili davacı ile davalı banka arasında Çankaya Tapu Sicil Müdürlüğünde aktedilen 7 Mayıs 2013 tarih 25304 yevmiye nolu resmi senetle şirketin finansal gereksinimi karşılamak için kullanılacak kredilerin teminatı olarak müvekkilinin 1/2 oranında hissedar olduğu taşınmazın 1 nolu bağımsız bölümündeki 1/2 hissesi üzerine davalı banka lehine 500.000,00 TL 1. dereceden üst sınır ipoteğinin tesis edildiğini, müvekkilinin şirket ortaklığı devam ederken ...
Bankası ile F021417 seri numaralı 1.400.000,00 TL kredi limitli genel kredi sözleşmesi imzaladıklarını, müvekkilinin müteselsil kefil olarak belgeyi imzalayarak kefil olduğunu, 1 Kasım 2013 tarihinde de bu şirketteki hisselerini diğer şirket ortağı ...'e devrederek şirketten ayrıldığını, ... İnşaat Ltd.
Şti. ile davalı banka arasında müvekkilinin kefaleti dışında önceki sözleşmeyle birebir aynı olan 18 Kasım 2013 tarih T049481 seri nolu 1.400.000,00 TL limitli yeni bir genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmesinde taraf ve kefil olmadığını, ipotek kapsamında kullanılan tüm kredilerin bankaya geri ödenmiş olması nedeniyle 31 Aralık 2013 tarihi itibarıyla şirketin de bankaya hiçbir borcu bulunmadığını, şirketin yeni kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandığı borçlar için 2015/2730 sayılı dosyası ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçtiğini,
ipotek kısmını aşan miktar için ise 2015/2888 E. sayılı dosyasıyla ilamsız takibe başladıklarını, her iki icra takibine konu edilen kredi borcunun tamamının şirket ile davacı banka arasındaki yeni genel kredi sözleşmesi çerçevesinde kullandırılmış kredilerden olup bu kredilerden dolayı müvekkili davacının asıl borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumluluğunun bulunmadığını ileri sürerek 2015/2888 E. sayılı dosyasıyla yapılan takibin iptaline, davalı bankaya takibe konu edilen genel kredi sözleşmesinden dolayı asaleten veya kefaleten borçlu olmadığının tespitine,
2015/2730 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip konusu bağımsız bölümdeki 1/2 hisse üzerinde bulunan ipoteğin fekkine, haksız ve kötü niyetli takip yapıldığından alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının söz konusu genel kredi sözleşmesini ... Şirketi'nin ortağı olduğu dönemde imzaladığını, ortaklıktan 01.11.2013 tarihinde ayrıldığını ve bankaya bu durumun bildirildiğini, müteselsil kefaletin sona erdirilmesi ve bu krediden kaynaklanan risklere karşı teminat olarak verilen ipoteğin kaldırılması amacıyla şirket ile banka arasındaki ilişkilerin yeniden düzenlenmesinin istendiğini, bu doğrultuda ... Şirketi ile davacı arasında yeni kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin bu sözleşmede imzası bulunmadığını, eski sözleşmeye dayalı olarak kullandırılan tüm kredilerin kapatıldığını, tüm kredi risklerinin ortadan kalktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davacı/birleşen davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirket ortaklığından ayrılmasından sonra akdedilen 18.11.2013 tarihi itibariyle kefil olunan araç kredileri ile diğer kredilere ilişkin riskin devam ettiğini, bu bağlamda 7 adet araç kredisi ve kredi kartı nedeniyle 09.02.2013 tarihi itibariyle 196.835,93 TL borç olduğunu, davalı/birleşen davacının kefalet sorumluluğunun devam ettiğini bankaya ortaklıktan ayrıldığına dair bir ihtarname gönderilmediği gibi kredilerin tasfiye ve feshinin yapılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre.
08.03.2013 tarihli ve 16.09.2013 tarihli sözleşmeler uyarınca şirkete kullandırılmış bulunan rotatif kredi riski kapatılmış olmakla birlikte taşıt kredilerine ilişkin riskin kapatılmadığı, kullandırılan taşıt kredilerinden kaynaklı sorumluluğunun devam ettiği, bu risk kapatılmadığından davalının itirazlarının yerinde olmadığı, taşıt kredilerinden kaynaklanan davacı alacağının her ikisinin de birbirini teyit ettiği ve hesaplamaların dosya içeriğine uygun olduğu, buna göre asıl alacağın 176.705,74 TL olduğu,
bilirkişilerce temerrüt faizi yönünden %39 oranını tespit edilmiş olmakla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın bankanın temerrüt tarihi itibariyle en yüksek faiz oranına ilişkin listesinde davacının 24 ay ve üzeri vadeli kredilerde %24,24 oranını uyguladığı dikkate alınarak, hesaplamalarda temerrüt faiz oranının (%24,24*%50=) %36,36 olduğu,
buna göre takip tarihi tarihine kadar 14 günlük işlemiş temerrüt faizinin 2.498,62 TL ve 124,93 TL BSMV alacağı olmak üzere toplam borcun 179.668,85 TL olduğu ve bu bedelin %36,36 oranında uygulanacak temerrüt faizi oranı ile tahsili gerektiği, alacak likit olduğundan ve takibe haksız itiraz edildiğinden alacağın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesi gerektiği, dava konusu icra takibine ilişkin itirazın iptali davası derdest iken aynı icra takibinden kaynaklı borç nedeniyle menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı,
davalı birleşen davacının borcunun devam etmesi nedeniyle ipotekler yönünden sorumluluğunun da devam ettiği gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulü ile, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/2888 E. sayılı dosyasında davalının 176.705,74 TL asıl alacak, 2.498,62 TL işlemiş faiz 124.93 TL BSMV ve 339,56 TL masraf toplamı 179.668,85 TL yönünden takibe yapılan itirazın iptali ile asıl alacağa %36,36 temerrüt faizi işletilerek takip şartları ile takibin devamına, takipten sonra yapılan tahsilatların icra dairesinde infaz sırasında nazara alınmasına,
davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, alacak likid olduğundan ve davalı takibe haksız itiraz ettiğinden alacağın %20'si oranında hesaplanan 35.933,77 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine; birleşen davada Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2888 E. sayılı dosyasında borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline ilişkin talebin hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine, kredi ilişkisinden kaynaklanan asaleten ve kefaleten borçlu olmadığının tespiti ile ipoteğin fekki ve kötü niyet tazminatı taleplerinin yerinde olmadığından reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, takip konusu olan ve davalı ...'in taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin davalının kefaletinin teminatını teşkil etmemesi nedeniyle sorumlu olduğu, taşıt kredilerine ait ödeme planlarında yer alan akdi ve temerrüt faiz oranları dikkate alınmak suretiyle borç miktarının hesaplandığı 20.12.2016 tarihli kök ve 05.09.2017 tarihli ek bilirkişi raporlarında %39 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle belirlenen miktarlar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken temerrüt faiz oranının %36,36 olarak kabulü ile yapılan hesaplama sonucu bulunan miktarlar üzerinden hüküm kurulmasının isabetli olmadığı,
ilamsız icra takibine itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla itirazın iptali davası açılmış ise böyle bir dava açıldıktan sonra, aynı borç ile ilgili menfi tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, öte yandan, İlk Derece Mahkemesince tüm bilirkişi raporlarında asıl borçlu şirketin dava tarihi itibarıyla asıl davada davacı birleşen davada davalı bankaya taşıt kredilerinden kaynaklanan borcunun bulunduğu tespit edilmiş olup, birleşen davada davacı/asıl davada davalının taşınmazı üzerinde tesis edilen ipoteğin asıl borçlu şirketin bankaya doğmuş ve doğacak tüm borçlarının teminatını teşkil ettiği,
böylelikle davalı/birleşen davacının ipotekler yönünden sorumluluğunun devam ettiği, bankanın icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğuna dair dosyada delil bulunmadığı, 7 adet taşıt kredisi nedeniyle hesap kat tarihinde her bir taşıt kredisi yönünden kalan taksit miktarlarının toplamından oluşan ana para tutarının 170.295,85 TL olduğu, en son taksit tarihlerinden kat tarihine kadar işlemiş akdi faizler toplamının 5.831,01 TL olduğu, kat tarihinden temerrüt tarihi olarak kabul edilen 26.01.2015 tarihine kadar işlemiş akdi faiz toplamının 273,64 TL olduğu,
böylelikle hesap kat tarihi ile temerrüt tarihi arasındaki işlemiş akdi faizler toplamının 6.104,65 TL ve akdi faizlerin BSMV'sinin toplam 305,23 TL olduğu, temerrüt tarihinden takip tarihine kadar işlemiş temerrüt faizinin toplam 2.680,03TL ve temerrüt faizlerinin BSMV'sinin toplam 134 TL olduğu ve belgelenen masraf tutarının 339,56 TL olduğu tespit edilmiş olup, birleşen davada menfi tespit istemine konu Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/2730 E. sayılı dosyasında ipotek borçlularının ipotek borç miktarı kadar sorumlu olduklarına ilişkin açıklama,
borçlu ...'in taşınmazı üzerinde tesis edilen ipotek limitinin 500.000,00 TL olması hususları da bir arada değerlendirildiğinde ve davalının sorumlu olduğu tutarın toplam 179.859,32 TL olduğu gözetildiğinde birleşen davada davacı yanın Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2730 E. sayılı dosyası nedeniyle 320.140,68 TL'den borçlu olmadığı anlaşılmakla davacının birleşen davada bu kaleme yönelik menfi tespit davasının kısmen kabulü gerektiği, alacaklı bankaca takip konusu kredi alacağının temerrüt tarihine kadar kapitalize edilmeksizin, temerrüt tarihinde mevcut ana para,
işlemiş akdi faiz ve işlemiş temerrüt faiz tutarlarının ayrı ayrı talep edildiği, mahkemece bilirkişi raporlarındaki hesaplamaya itibar edilerek hüküm kurulmuş ise de, alacaklı bankaca takip talebinde kapitalize edilmemiş ana para tutarının talep edildiği gözetilmeksizin bilirkişi raporunda tespit edilen kapitalize edilmiş asıl alacak tutarına hükmedilmesinin hatalı olduğu da re'sen gözetilerek,
asıl dava konusu icra takibinde davacı yanca işlemiş temerrüt faizi miktarın 2.050,25 TL olduğu da nazara alınarak taleple bağlı kalınması gerektiği, takip konusu taşıt kredilerine ilişkin olarak takip tarihi ile dava tarihi arasında herhangi bir tahsilat yapılmadığı, asıl dava tarihi olan 20.02.2015 tarihinden sonra 6007163684 nolu taşıt kredisi için 22.04.2016 tarihinde 19.746,40 TL tahsilat yapıldığı,
mahkemece dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasına karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına aykırı olarak yazılı şekilde hüküm kurulmasının doğru olmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kamu düzeni de gözetilerek kabulüne, kararın kaldırılmasına,
yeniden hüküm kurularak asıl davanın kısmen kabulü ile Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/2888 E. sayılı dosyasında davalının takibe vaki itirazının 170.295,85 TL asıl alacak, 6.104,65 TL işlemiş akdi faiz ve 305,23 TL akdi faizlerin BSMV'si, 2.050,25 TL işlemiş temerrüt faizi ve 102,51 TL temerrüt faizinin BSMV'si, 339,56 TL masraf olmak üzere toplam 179.198,05 TL üzerinden iptali ile,
takibin asıl alacağa takip tarihinden itibaren %39 oranında temerrüt faizi ve faizin BSMV'si işletilmek suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacağın %20'si oranında hesaplanan 35.839,61 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
birleşen davada, davacının Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/2888 E. sayılı ilamsız icra takibi dosyasında borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptaline ilişkin talebi yönünden dava açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine, davacının ipoteğin fekki talebi yönünden davanın reddine, davacının Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2015/2730 E. sayılı ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi nedeniyle davalıya asaleten ve kefaleten borçlu olmadığına ilişkin talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile davacının Ankara 22. İcra Müdürlüğü'nün 2015/2730 E. sayılı dosyasında davalıya 320.140,68 TL borçlu olmadığının tespitine,
fazlaya ilişkin istemine reddine, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine; birleşen dava ise, aynı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ve icra takibine konu borç nedeniyle davalıya asaleten ve kefaleten borçlu olunmadığının tespiti ile ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4933, K. 2024/8109, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama