KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4981 E., 2024/7778 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/513 Esas, 2023/733 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/727 E., 2022/33 K.
Karar Metni
688 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında 06.08.2019 tarihli distrübütörlük sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 13. maddesine göre davalının bölgede davacı haricinde herhangi bir müşteriye doğrudan veya dolaylı satış yapamayacağının ve başka herhangi bir gerçek veya tüzel kişiye satış ve temsil yetkisi vermeyeceğinin kararlaştırıldığını, davalının sözleşmeyi ihlal ederek yurtiçinde ve yurtdışında birçok müşteriye doğrudan ve dolaylı olarak mal satıldığının tespit edildiğini, sözleşmenin müvekkili tarafından 06.11.2020 tarihinde feshedildiğini,
davalının sözleşmeye aykırı eylemleri sebebiyle müvekkilinin maddi olarak büyük kayıp yaşadığını, hem de müşterileri nezdinde itibar kaybına uğradığını ileri sürerek davacının uğradığı kar kaybı ve itibar kaybı zararı için ilişkin olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın sunduğu sözleşmenin yalnızca son sayfasında müvekkilinin ve davacının imzası bulunduğunu, diğer sayfaların imzasız olduğunu, ayrıca dosyaya sunulan ile müvekkilinin elindeki sözleşmenin aynı olmadığını, müvekkili ile davacı arasında hiçbir zaman distrübütörlük ilişkisinin kurulmadığını, sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak kabul edilemeyeceğini, davacının hangi şehirde, hangi ürünleri, hangi zaman diliminde ve hangi adette satacağı, piyasaya süreceğinin belirsiz olduğunu, sözleşmeyi bizzat davacının ihlal ettiğini, teminat mektubu ve benzeri güvenceleri sağlamadığını,
davacının sözleşme süresi içinde başka firmalardan beşik, mobilya, uyku seti gibi ürünleri alıp sattığının sosyal medya kayıtları ile görüldüğünü, davacı tarafın maddi ve manevi zararını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, taraflar arasındaki sözleşme metninde bölgeden bahsedilmiş olmakla birlikte içeriğinin ne olduğu hususunda hiçbir ayrıntıya yer verilmediği, davalının ikamet adresine atıf da bulunmadığı, yani bölge kavramından ne anlaşılması gerektiğinin tespitinin mümkün olmadığı, ayrıca sözleşmenin konusunu oluşturan mal ve ürün grubunun da yine sözleşme metninden tespit edilemediği, sözleşmede davalının ürettiği tüm mallar denilerek muğlak ifade kullanıldığı, başka bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda taraflar arasında imzalan sözleşmenin tek satıcılık sözleşmesi olarak kabulünün mümkün görülmediği,
sözleşmenin bayilik sözleşmesi niteliğinde olduğu, taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi kurulmadığına göre davalının 3. kişilere mal satmış olmasının sözleşmeyi ihlal olarak değerlendirilmeyeceği, davalının sözleşmeyi ihlal olarak yorumlanabilecek başka bir davranışının da tespit edilemediği, davacı taraf her ne kadar davalıya yaptığı bir kısım ödemeye karşılık mal alınmadığı iddia edilmiş ise de ticari defterlerinde davalı ile ilgili herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi iddiasını destekler mahiyette delil de ibraz edilmediği,
davacının iddialarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı tarafın dayandığı distribütörlük sözleşmesi başlığını taşıyan sözleşmede bayilik bölgesinin belirlenmediğini, ürünlerin neler olduğunun belirtilmediğini, bu halde usulüne uygun, taraflarca belirli bölgede belirli malların satımına ilişkin bir tek satıcılık sözleşmesinin varlığından bahsedilemeyeceği, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesine aykırı davranıldığı iddiasına dayanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4981, K. 2024/7778, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama