KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/4999 E., 2024/7605 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/708 Esas, 2023/804 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/232 E., 2021/18 K.
Karar Metni
1.230 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kendisine ait “...” markalarını uzun yıllardır menşe ülke ABD başta olmak üzere dünya genelinde Türkiye de dahil 100’den fazla ülkede yaygın ve yoğun olarak kullandığını ve tescil kayıtları ile koruma altına aldığını, davalının markaları ile müvekkilinin 143108, 143106, 124842 sayılı "..." markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzer bulunduğunu, müvekkili firmaya ait "..." markalarının Paris Sözleşmesi ve 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dört ve beşinci fıkraları uyarınca tanınmış marka olduğunu,
davalının kötü niyetli olduğunu, davalının 2014/89406 ve 2016/35118 sayılı markalarının hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının müvekkiline ait tescilli markaların aynı/benzerini 25 inci sınıfta yer alan “giyim eşyaları” ürünleri üzerinde izinsiz ve hukuka aykırı bir biçimde kullanmasının marka tecavüzü teşkil ettiğini ileri sürerek davalının markalarının hükümsüzlüğünü, tecavüze konu ürünlerin toplatılmasını, müvekkilinin tescilli tanınmış markalarına karşı gerçekleştirilen tecavüzün önlenmesi, durdurulması ve giderilmesi ile davalının haksız eylemlerine son verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yabancılık teminatı yatırılmadığını, müvekkilinin tescilli markalarının kullanılmasının engellenmesine yönelik bir karar verilmesinin mevcut hukuk kurallarına ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre mümkün olmadığını, yapılan tespitte müvekkilinin tabelasında "..." ve "... ..." ibarelerinin kullanıldığını, işyeri tabelası ve kartvizitlerde "..." ibaresinin ön planda olduğunu,
ürünlere dikili etiketlerde davalı adına kayıtlı tescilli markanın kullanıldığı davalı işyeri ve ürünlerinde davacıya ait markasının birebir aynısı veya benzerinin kullanılmadığının tespit edildiğini, müvekkilinin markası ile davacı markası arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasındaki ayırt edici ibarenin "..." ibaresi olduğunu, müvekkilinin marka kullanımının tescilli kullanım olduğunu ve bu kullanımların haklı ve yasal olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalıya ait 2014/89406 sayılı marka kapsamındaki "25. SINIF: Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar. Ayak giysileri. Baş giysileri." emtiası ve davalıya ait 2016/35118 sayılı marka kapsamındaki "25.SINIF:Koruyucu amaçlı olanlar hariç her türlü malzemeden yapılmış iç-dış giysiler, çoraplar, fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler. Ayak giysileri: ayakkabılar, terlikler, sandaletler.
Baş giysileri: şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler." emtiası ile davacıya ait 93/007790, 90/008236, 90/008235 ve 98/007713 sayılı marka kapsamında 25 inci sınıfta yer alan emtianın aynı/aynı tür/benzer oldukları, zira söz konusu emtianın benzer tüketici kesimine hitap ettiği, benzer ihtiyaçları giderdiği,
daha önce davacıya ait "...", "...+Şekil+Lauren", "Şekil" ve " ..." markalarını gören, duyan, bu markalı emtialardan yararlanan makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı, markaları bir arada görme ve karşılaştırma imkânından yoksun, önceki tarihli markaların detaylarını analiz etmeyen, zihninde oluşan önceki tarihli marka imajı ile hareket eden ortalama tüketici kesiminin davalıya ait 2014/89406 sayılı "ralphlorenzo" ve 2016/35118 sayılı "...+Şekil+..." ibareli markaları, 25 inci sınıftaki emtia üzerinde gördüğünde veya duyduğunda davacı markaları ile bağdaştırabileceği,
6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmü koşullarının somut olayda gerçekleştiği, davacıya ait ... ve şekil markalarının tanınmış marka olduğu, ... markasına ilişkin olarak Kurum tarafından verilmiş bir tanınmış marka kararı olmasa da, bu markanın da diğer markalarla birlikte sıklıkla kullanıldığı değerlendirildiğinde, coğrafi sınır, kültür ve yaş farkı gözetilmeksizin, aynı çevredeki insanlar tarafından “refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım" yarattığı, bu hale göre davacının bu markalarının giyim sektöründe tanınmışlık mertebesine ulaşan bir marka olduğu,
davacının bu markaları ile işaret benzerliği oluşturduğu tespit edilen davalı markalarının, davacıya ait markaların tanınmışlığından haksız yere avantaj sağlama ihtimalinin bulunduğu, davacının uzun yıllara sirayet eden emek ve yatırımının sonucu oluşturduğu olumlu imajın davalı markaları nedeniyle davalıya ait markalara transfer edilme tehlikesinin bulunduğu,
bu hale göre somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin dördüncü ve beşinci maddesi hükmü koşullarının gerçekleştiği, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalının kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı hükümsüzlük istemi yerinde bulunmadığı, davalı işyerinin tabelasında " ..." ve ayrıca "..." ibaresi yer aldığı, ön planda olan ibarenin "..." olduğu, aynı adresin iki ayrı tabela taşıdığı, "..." ibaresinin de işyerinde yer aldığı,
davalının giyim eşyası satışı yaptığı, bu bağlamda faaliyetinin 25 inci sınıftaki ürünleri kapsadığı, davalının vergi levhasına göre de iştigal alanının 25 inci sınıf emtiaya ilişkin olduğu, davalıya ait kartvizitte "Şekil ..." ibaresi ile "..." ibaresinin bulunduğu, "..." ibaresinin diğer unsurlara göre daha ön planda olduğu, davalının ürünleri üzerinde "Şekil ...", "..." ve "...+Şekil+..." ibarelerini kullandığı, davalının ürün etiketleri üzerinde "... ...+Şekil" ibaresini kullandığı, belirtilen maddi tespitlere göre; davalıya ait “...” ve “...” ibareli kullanımların, davacı markaları ile benzer olmadığı,
davalının sadece ... ibaresini barındıran tabela kullanımlarının davacının markalarına tecavüz teşkil etmediği, davalı, kartvizitlerinde her ne kadar ... ibaresini ön plana çıkarsa da bu ibarenin solunda yer alan ... ibaresi ve üzerinde “bir binici bulunan şaha kalkmış at figürü” ile birlikte yapılan kullanımların davacının markalarına benzer olduğu, aynı şekilde davalının işyeri camekan ve ürün arma ve etiketlerinde yer alan "Şekil+ ..." ve "Şekil+... ..." şeklindeki kullanımların ise davacı şirkete ait "...", "...+Şekil+..." ve "Şekil" markaları ile yüksek derecede benzerlik ve iltibas riski olduğu,
her ne kadar davalıya ait tescilli markaların bulunduğu tespit edilmişse de 6769 sayılı Kanun'un 155 inci maddesi hükmü uyarınca bu markaların önceki tarihli davacı markaları nezdinde savunma gerekçesi olamayacağı, dolayısıyla davalıya ait bu eylemlerin, davacı yana ait markalardan doğan hakları ihlal eder nitelikte eylemler olduğu, marka hakkı ihlalinin haksız rekabetin özel bir türü olduğu düşünüldüğünde, marka hakkı ihlali oluşturan her eylemin aynı zamanda da haksız rekabete sebebiyet verdiği,
bu nedenle davalı eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu 2014/89406 ve 2016/35118 sayılı markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının marka hakkına tecavüz teşkil eden eylemlerin önlenmesine, durdurulmasına, tecavüzün etkilerinin giderilmesine, davalının haksız eylemlerine son verilerek "...
Şekil ..." ve "..." ibaresini veya benzerini taşıyan ürünlerin ve tanıtım araçlarının toplatılmasına, bu ibarelerin veya benzerlerinin her türlü ürün ve tanıtım aracından çıkartılmasına, bunun mümkün olmaması halinde söz konusu ürün ve araçların imhasına, 14.10.2020 havale tarihli bilirkişi raporu içeriğinin icra aşamasında dikkate alınmasına, davalının, davacıya ait marka hakkı ihlali neticesinde ortaya çıkan haksız rekabetinin men'ine, haksız rekabet neticesi olan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, 14.10.2020 havale tarihli hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması ve giderilmesi ile haksız rekabetin tespiti, önlenmesi,ve markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/4999, K. 2024/7605, 24 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama