KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5024 E., 2024/6989 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/680 Esas, 2023/637 Karar
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/22 E., 2021/8 K.
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin "..." ve "..." esas unsurlu çok sayıda markayı TÜRKPATENT nezdinde tescil ettirdiğini, 1984 yılından itibaren "..." ve "..." ibarelerine başka unsurlar da eklemek suretiyle bir marka ailesi oluşturduğunu ve Kurum kayıtlarında "..." ve "..." ibarelerini içeren 40'ın üzerinde tescilli markaları bulunduğunu, müvekkilinin "..." ve "..." esas unsurlu markalarının tanınmış marka statüsüne eriştiğini, davalı Şirketin 2016/49488 numaralı ve "...
5 ..." ibareli marka başvurusuna müvekkilince yapılan itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalıya ait marka başvurusunun müvekkiline ait "..." ve "..." ibareli markalara neredeyse ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ilgili başvurunun müvekkiline ait markaların tescilli olduğu mal ve hizmetlerle aynı mal ve hizmet sınıflarında tescil ettirilmek istendiğini, "...
5 ..." ibaresinin müvekkili markalarının serisi olarak algılanacağını, "..." ibaresinin davalıya ait markaya ayırt edicilik katan unsur olduğunu, markadaki vurgunun "..." ibaresi üzerinde toplandığını ileri sürerek YİDK'in 2017-M-9385 sayılı kararının iptaline, dava konusu marka tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, dava konusu başvuruda "..." ibaresinden başka baskın unsur olarak "..." ibaresi ile birlikte 5 rakamının da yer aldığını, taraf markalarında ortak olarak yer alan "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili başvurusunu oluşturan "...
5 ..." markasının dünyaca bilinen markalardan biri olduğunu, davacı tarafından ileri sürülenin aksine ... ibaresinin çatı marka olmadığını, alt markalarla birlikte kullanıldığı gibi tek başına da kullanılan bir çikolata markası olduğunu, müvekkiline ait marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesi oluşturacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, markalarda tek ortak ibarenin "..." ibaresi olduğunu, bu ibarenin Türkçe'de yıldız anlamına geldiğini ve yaygın olarak kullanılan harcı alem bir kelime niteliğinde bulunduğunu, bu derece yaygın olarak kullanılan kelimenin bir kişinin münhasır kullanımına bırakılmasının düşünülemeyeceğini,
müvekkiline ait "... 5 ..." ibareli markanın "..." markalarının bir serisi olarak algılanacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davalı Şirkete ait başvuru ile davacı markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrası anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yeterli bilgi ve belge ile ispatlanamadığı, dolayısıyla 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrasında belirtilen koşulların oluşmadığı, dava konusu YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; dava konusu başvurunun "...
5 ..." ibareli olup, başvuruda başkaca bir kelime ya da şekil unsuruna yer verilmediği, "..." ibaresinin aynı zamanda davalının ticaret unvanı olduğu, tek başına ya da başka ibarelerle birlikte davalı Şirketin kullandığı çatı markası olduğu, "5" rakamının da tek başına ayırt edicilik taşımadığından dava konusu başvurunun asli unsurunun "..." ibaresi olduğu, davalı Şirketin "..." ibaresini çatı markası olarak kullanmadığı kabul edilse dahi bu durumun, "..." ibaresinin dava konusu başvuruda asli unsur olarak kullanıldığı hususunu değiştirmediği, davacının itirazına mesnet markaların asli unsurlarını da "...", "..." ibareleri oluşturduğu,
itiraza mesnet markalarda yer alan diğer unsurların ya ayırt edicilikte etkisi olmayan yardımcı unsurlar ya da davacının çatı markası olan "ÜLKER" ibaresi olduğu, öte yandan, "..." ibaresinin marka kapsamındaki ürün ve hizmetler bakımından derhâl ve doğrudan doğruya ürün ve hizmetlerin cinsini, vasfını veya herhangi bir hâlini belirtmediğinden somut ve soyut olarak ayırt edicilik vasfını haiz olduğu gibi esasen uzun süreli kullanımla ayırt ediciliği de yükseldiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.03.2019 tarih, 2017/5441 E., 2019/1977 K. sayılı onama ilamında da "..." ibaresinin ayırt edici olduğunun kabul edildiği,
bu durumda, "..." ve ..." asıl unsurlu itiraza mesnet markalarla, "...
5 ..." ibareli dava konusu başvuru arasında, "..." ibaresinin asli unsur olarak kullanılması nedeniyle benzerlik bulunduğu, İlk Derece Mahkemesince kabul edilenin aksine davalı başvurusunda farklı olarak yer verilen "5" rakamı ile "..." ibaresinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, başvuru kapsamında bulunan 30. sınıftaki "Çikolatalar, şekerlemeler, çikolata ihtiva eden şekerleme ürünleri" mallarının tamamı, itiraza mesnet markaların kapsamlarında aynen yer aldığı,
dolayısıyla emtia benzerliğine ilişkin şartın da gerçekleştiği gerekçesiyle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5024, K. 2024/6989, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama