KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5076 E., 2024/7495 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/628 Esas, 2023/586 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/295 E., 2020/204 K.
Karar Metni
1.010 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 23.11.2017 tarihinde kurulduğunu ve seyahat acenteliği sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu faaliyetlerine başlayabilmek için "..." ibareli acenta unvanı/işletme adı talebiyle Kültür ve Turizm Bakanlığına usul ve yasaya uygun olarak başvuruda bulunduğunu, başvuru üzerine Bakanlıkça söz konusu acenta unvanının herhangi bir şirkete ve tesise verilmediği tespit edilmekle müvekkilinin ...
Seyahat Acentası İşletme Belgesi’ni almaya hak kazandığını, müvekkilinin bunun üzerine 04.04.2018 tarihinde 35, 39, 41 ve 43. sınıf hizmetlerde kullanılmak üzere "cicerone travel" unsurlu bir marka başvurusunda bulunduğunu, bu başvurunun 35. sınıf için kabul olunarak 2018/33599 numara ile tescil edildiğinin, ancak 39, 41 ve 43. sınıflar açısından davalı firma ve şahsın 2018/24425 numaralı "..." ibareli markası sebebiyle kısmen reddedildiğini, müvekkilinin, davalıların işbu davanın konusunu oluşturan 2018/24425 sayılı marka başvurusuna itiraz ettiğini, davalı Kurum tarafından itirazın reddine karar verildiğini,
halbuki dava konusu "..." markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, müvekkilinin anılan ibareyi işletme adı olarak Bakanlık nezdinde tescil ettirdiğini ve ticari işlerinde, faturalarında, tabelalarında ve katıldığı yurtiçi/yurtdışı fuarlarda aktif olarak kullandığını, davalıların TÜRKPATENT nezdinde müvekkilinin itirazına karşı görüş bildirirken davalı şahsın dava konusu ibareyi www.istanbul-cicerone.com/blog alan adında ve 2016-2017-2018 yıllarında düzenlenmiş bazı turlarda kullandığını, buna dair basılı tur kitapçıkları olduğunu belirttiklerini,
ancak bu delillerin davalıların dava konusu ibare üzerinde öncelikli kullanım hakkını ve gerçek hak sahipliğini kanıtlamadığını, taraflar aynı sektörde faaliyet gösterdiğinden, davalıların "..." ibaresinin müvekkilinin işletme adı olduğunu öğrenme imkanlarının olduğunu, buna rağmen söz konusu ibareyi marka olarak tescil ettirmelerinin kötü niyetlerini gösterdiğini, taraf markalarının iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2019-M-3363 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının itirazına mesnet markanın başvuru tarihinin dava konusu başvurudan sonra olduğunu, dolayısıyla bu markaya dayanılmasının mümkün bulunmadığını, eskiye dayalı kullanım iddiasının ise ispat edilemediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şahıs ve şirket davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacı tarafın itirazına mesnet olarak gösterilen 2018/33599 sayılı marka başvuru tarihinin, dava konusu başvurudan sonraki tarihli olduğu için 6769 sayılı Sinaı Mülkiyet Kanununun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamındaki iddianın yerinde olmadığı, davacı tarafın 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında, başvuru konusu ibare üzerinde önceye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddiasının kanıtlanmadığı, yine tanınmışlığa dayalı iddianın da yerinde ve doğru olmadığı,
davacı tarafın 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası anlamında ticaret unvanına bağlı hak iddia etmiş ise de davacının ticaret unvanının kılavuz unsuru ile davaya konu başvuru ibaresi aynı bulunmadığı, ancak davacının işletme adına dayalı olarak 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamındaki korumadan 39. sınıftaki “tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri” ve 43. sınıftaki “geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri” açısından yararlanabileceği,
davalı marka başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddiasının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, YİDK'in 2019-M-3363 sayılı kararının 39. sınıftaki ''Tur düzenleme, seyahat için yer ayarlama, seyahat ile ilgili bilet sağlama hizmetleri'' ve 43. sınıftaki ''Geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri'' yönünden iptaline, dava konusu markanın bu hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince.
Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacıya ait itiraza mesnet 2018/33599 sayılı markanın başvuru tarihinin, dava konusu marka başvurusundan sonraki tarihli olduğu, dolayısıyla davacının 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı iddiasının yerinde olmadığı, davacının, 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası anlamında yerelliği aşan ve söz konusu ibareye belli bir bilinirlik kazandıracak ölçüde markasal kullanımını ya da başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddialarını ispat edemediği,
davacının "..." ibaresini işletme unvanı olarak kullandığının Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilen 10.01.2018 tarihli ...
Seyahat Acentası İşletme Belgesinden anlaşıldığı, dava konusu marka başvurusunun ise 12.03.2018 tarihinde yapıldığı, işletme adının 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası anlamında bir fikri mülkiyet hakkı olduğu, buna göre davacının söz konusu işletme adını fiilen kullandığı faaliyet alanları yönünden 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında hak sahibi bulunduğu,
öte yandan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2016/596 E.-3361 K. sayılı ilamında da kabul edildiği üzere ticaret siciline tescil ettirilmese dahi işletme adının 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası kapsamında korunacağı, başvuru sahibi tarafından tescilsiz olarak söz konusu ibarenin davacıdan daha eski tarihten itibaren kullanılmasının da başvurunun tesciline imkan vermeyeceği, zira önceki tarihli markasal kullanımın,
tescil hakkı değil marka başvurusuna itiraz ya da tescil edilmiş markanın hükümsüzlüğünü talep hakkı sağlayacağı gerekçesiyle davacı ile davalılar Türk Patent ve Marka Kurumu ile ... vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT ve davalı ... vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5076, K. 2024/7495, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama