KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5154 E., 2024/6927 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/985 Esas, 2023/924 Karar
- Hüküm
- Esastan Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/64 E., 2019/8 K.
Karar Metni
599 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin “sütaş ...”, “...”, “...”, “...”, “...”, “...” markaları ile "SÜTAŞ" tanınmış markasının sahibi olduğunu, davalının bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki “..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere başvuruda bulunduğunu, başvurunun ilanı üzerine müvekkili tarafından yapılan itirazın yerinde görülmeyerek nihai olarak reddedildiğini, oysa “...” markasının ilk kez 2005 yılında müvekkili tarafından kullanıldığını, davalının “...” markasının “...” ve “...” ibaresi içeren seri markalarına iltibas ettiğini,
iki markanın da altı harften oluştuğunu ve okunuş ve yazılışlarının tüketici nezdinde karıştırılacak düzeyde benzer olduğunu, aralarında sadece “N” ve “Y” harflerinin farklı olduğunu, “...” markasının 32. sınıfa ait “içecekleri” kapsadığını, müvekkiline ait markanın da 29, 30 ve 32. sınıfta tescil edildiğini, markalar arasında bağlantı olduğunun anlaşılması halinde karıştırılacağını, tüketicilerin davalı markası ile müvekkilinin markaları arasında işletmesel bağ kuracağını,
davalının marka başvurusunu kötü niyet ile yaptığını ileri sürerek 2017-M-11340 sayılı Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile tescili halinde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.
2-Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taraf markaları arasında işitsel, görsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, markaların bütünsel algı itibariyle birbirlerinden farklı ve uzak marka işaretleri olduğu, markaların 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi anlamında iltibasa yol açacak kadar benzer olmadıkları, somut uyuşmazlıkta 556 sayılı KHK’nın 8 inci maddesinin dördüncü fıkrası uygulanmasının mümkün bulunmadığı, davalının kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 556 sayılı KHK'nın 8 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ile dördüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Yedi harften oluşan ve sadece baş harflerinin farklı olduğu dava konusu markalar, beyaz zemin üzerine düz siyah yazı ile yazılmış olup ayırt edici nitelik katacak görsel bir unsur içermemektedir. Aralarında görsel benzerlik bulunan dava konusu markaların "ovita" ibarelerinin işitsel ortaklık kurması nedeni ile markalar arasında telaffuz açısından da benzerlik bulunmaktadır. Ayrıca davacı markasının bilinen yaygın bir anlamı olmayıp davalı başvurusu İtalyanca bir kelimedir.
Türkçe içinde kullanılmayan İtalyanca ibare, ortalama tüketici algısında anlamlandırılamayacağından taraf markaları birbirinden anlamsal olarak da ayırt edilemeyecektir.
O halde mahkemece 556 sayılı KHK' nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi gereğince dava konusu markaların iltibasa yol açacak derecede benzer olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5154, K. 2024/6927, 1 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama