KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5222 E., 2024/6922 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Eylül 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1530 Esas, 2023/975 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 1. ... ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/142 E., 2021/238 K.
Karar Metni
1.378 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacının ...
Şirketine ait EP1746190B1 no'lu Avrupa Patentine dayalı olarak Türkiye'de 04.04.2006 tarih ve TR 2009 04359 T4 sayı ile ulusal aşamaya geçen Patent Belgesi kapsamında Türkiye'de korunan "Kumaş Dokuma Yöntemi ve Bu Tür Bir Yöntemle Dokunmuş Kumaş” başlıklı buluşa konu usule göre makine ile üretilecek el halısı görünümlü halıların patentlenen teknik unsurlarını/özelliklerini taşıyan taklit halıların izinsiz bir şekilde üretilmesi,
ticari amaçla elde bulundurulması ve satılması suretiyle davacının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 85/2-a ve 141. maddeleri anlamında patentten doğan haklarına karşı gerçekleştirilen ve gerçekleştirilmesi/tekrarlanması muhtemel tecavüz fillerinin ve zarar tehlikesinin aynı Kanun'un 149/1-a, b. maddesi gereğince tespitini, durdurulmasını, önlenmesi ve ortadan kaldırılması ile buna bağlı olarak meydana gelen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun (6102 sayılı Kanun) 54. ve 55. maddeleri delaletiyle 56/1. maddesi uyarınca haksız rekabetin tespit ile önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasını,
davalıların müvekkilinin patentli ürününün taklitlerini dava esnasında da elde bulundurduklarının, ürettiklerinin ya da sattıklarının tespiti halinde 6769 sayılı Kanun uyarınca anılan ürünlere el konulmasını ve imhasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Abaklı Halıcılık Teks. İmal. San. Tic.
A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin halı üreticisi olmayıp, üretilmiş halıları satan bir şirket olduğunu, müvekkili davalı firmanın İstanbul şubesinde bulunduğu tespit edilen halılar müvekkili tarafından üretilmediği gibi, satışa sunulmuş ürünler de olmadığını, tespit edilen bu ürünlerin adetleri dikkate alındığında zaten satışa sunulmadıklarını, bu halılar diğer davalı ...Ş. tarafından incelenmesi için numune olarak müvekkiline gönderilmiş ürünler olduğunu, zira bu haciz işleminde toplatılan halılar "NUMUNE" olarak müvekkiline gönderilmiş halılar olup,
bu husus haciz esnasında tutulan tutanakta da şirket yetkilisi tarafından açıkça belirtildiğini, yalnızca "NUMUNE"olarak gönderilmiş olan ve satışa sunulmamış halıların incelenerek rapor düzenlenmesinin ve akabinde bu davanın açılmış olmasını kabul etmediklerini, müvekkili şirkete atfedilebilecek tek kusurun, davalı ... tarafından üretilen ve incelenmesi için numune olarak kendisine gönderilen halıları elinde bulundurmak olduğunu, mahkeme salonunda incelenen halıların, davacı tarafından diğer davalı ...’ya ait olduğu iddia edilen halılar olduğunu,
oysa ki bu halılar ile müvekkili şirkette tespiti yapılan numune halıların aynı ürünler olup olmadığı, davalı ...’ya ait olup olmadığı, kimin tarafından dokunduğuna veya ne şekilde üretilmiş halılar olduğuna dair kesin bir delil ortada olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın halı üreticisi olduğunu ve üretimlerinde dava dışı Alman Schönherr ve devralan Staubli Şirketi firmalarından halı dokuma makinaları satın alarak üretim yaptığını, karşı tarafa ait TR 2009 04359 sayılı patentin hem üretim yöntemi hem de 42-43 numaralı istemleri yönünden ürün "el halısı görünümlü makine halısı"patenti olsa da müvekkilinin halıların üretimini dava dışı firmalara ait Schönherr-Staubli şirketlerine ait makinalarda ürettiğini,
dava dosyasında yer alan ve Artemis halıya ait olan halıların kime ait olduğu ve kim tarafından üretildiğinin tespit edilemediğini bu nedenle söz konusu halılar üzerinde yapılan incelemeleri kabul etmediklerini, yapılacak herhangi bir bilirkişi incelemesi için, daha önce bilirkişi heyeti tarafından tedbiren el konulan halılılardan bir tanesi üzerinde inceleme yapılmasının uygun olacağını, zira bu halıların mahkeme eliyle ihtiyati tedbir kararının icra edilmesi esnasında bilirkişi huzurunda ve icra dairesi vasıtasıyla el konulan resmi delil niteliğinde olduklarını,
TR 2009 04359 T4 nolu “Kumaş dokuma yöntemi ve bu tür bir yöntemle dokunmuş kumaş” başlıklı patent belgesinin bir usul patenti olduğunu, bu sebeple, patentin ihlal edilip edilmediğine yönelik incelemenin müvekkili şirketin üretim yöntemi incelenmeden salt ürünlerin karşılaştırılması ile yapılamayacağını, dava konusu patentin amacının geleneksel el dokuma usulü ile üretilmiş halıların görünümüne yaklaşmış bir halı elde etmek olduğunu ve bu tip halılarda, ön yüzdeki desen arka yüzde de gözüktüğünü, ancak, her deseni arka yüze geçmiş halının dava konusu patentteki unsurları içerdiği genellemesinin yapılamayacağını,
patentin koruma kapsamının bu derece geniş yorumlanmasının mümkün olmadığını, deseni arka tarafa da geçen halıların hali hazırda, senelerdir, el dokuması ile elde edildiğinin bilindiğini, müvekkiline ait Artemis halılarının üretim yönteminin anlaşılması için halının kesildikten sonra temiz ve düz bir kesit elde edene kadar parçalanmış iplikler ve yarım kalmış ipliklerin temizleneceğini, bu aşamada kesite bakıldığında Artemis halılarındaki atkı iplikleri iki sıra halinde net bir şekilde görüleceğini ve halının alt kısmındaki hav düğümleri de seçileceğini,
her bir sıra atkı ipliği dava konusu patentin istemindeki bir çeşit atkı ipliğine denk geldiğini ve istemde; birinci (3), ikinci (4) ve üçüncü (5) olarak belirtilen üç çeşit atkı ipliğinin mevcut olduğunu, oysaki Artemis halılarında iki çeşit atkı ipliğinden söz edilebileceğini, bu incelemenin bile Artemis halılarının dava konusu patenti ihlal etmediği kanıtlayacağını,
müvekkili firmanın TCE (Traditional Country Effect) yöntemi ile üretim yapan Staubli Firması'na ait makinelerle halılarını ürettiğini bu yöntem de aynı şekilde halılara el halısı (geleneksel el halısı efekti) veren bir yöntem olup müvekkiline ait halıların patenti alınmış farklı bir usül ile üretilmiş olması nedeniyle patent ihlali iddialarını kabul etmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılara ait halılarda kullanılan örgüde, TR 2009/04359 nolu “Kumaş dokuma yöntemi ve bu tür bir yöntemle dokunmuş kumaş” buluş başlıklı patent belgesinin 42 nolu bağımsız isteminde tanımlanan üçüncü atkı ipliğinin, her birinin destek kumaşın dışında yer alması özelliğinin bulunmadığı, dava konusu halıların, davacıya ait TR 2009/04359 nolu “Kumaş dokuma yöntemi ve bu tür bir yöntemle dokunmuş kumaş.Kumaş dokuma yöntemi ve bu tür bir yöntemle dokunmuş kumaş” buluş başlıklı patent belgesinin koruma kapsamında olmadığı,
dava konusu halıların, TR 2009/04359 nolu “Kumaş dokuma yöntemi ve bu tür bir yöntemle dokunmuş kumaş” buluş başlıklı patent belgesinin kullanılan örgü tekniğinden farklı bir örgü tekniği ile elde edildiği, dolayısıyla ürünlerin davacının patentini ihlal etmediği, eylemin patente tecavüz ve haksız rekabete neden olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece alınan 13.09.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; ürün numunesinin bilirkişilerce kesilerek, ve iplikler sökülerek fotoğraflandığı, davacı patenti 42 numaralı bağımsız istem ile korunan unsurlarla karşılaştırıldığı ve davalı ürününün davacı patentine tecavüz etmediğinin tespit edildiği,
itiraz üzerine yeni bir heyetten alınan 16.11.2020 tarihli raporda da buluş niteliği olan 42. Nolu bağımsız istemde açıklanan, üçüncü atkı ipliğinin (5) her birinin destek kumaşın (100, 200) dışında yer alması özelliğinin dava konusu halılarda kullanılan örgüde mevcut olmadığı, tabanda el halısı görüntüsü olan bu halılar başka bir usulle (örgü tekniği) dokunduğu, patente konu olan usulle dokunmadığının beyan edildiği, tespit raporunun usulüne uygun ve denetime elverişli inceleme içermemesi,
mahkemece alınan her iki heyet raporunda, yukarıda açıklandığı üzere, davacı patenti ile koruma altına alınan "üçüncü atkı ipliğinin (5) her birinin destek kumaşın (100, 200) dışında yer alması" özelliğinin bulunmaması nedeniyle, davalı ürününün davacı patentine tecavüz etmediği tespit edildiğinden ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, haksız rekabetin tespiti ile patent haklarına tecavüzün tespiti, meni, refi istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 85/2-a ve 141. maddeleri, 6102 sayılı Kanun‘un 54. ve 55. maddeleri delaletiyle 56/1. maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5222, K. 2024/6922, 30 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama