KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5388 E., 2024/7141 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1327 Esas, 2023/979 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/609 E., 2021/511 K.
Karar Metni
841 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde. Eskişehir İli, Tepebaşı İlçesi, ...
Mah 8581 Ada, 7 Parsel nolu taşınmazı müvekkilinin 2018 yılında emlakçı vasıtasıyla satın aldığını, ev sahibinin Garanti Bankası Köprübaşı Şubesi'nden kredi kullanarak taşınmazı teminat olarak göstererek ipotek tesis edilmesi nedeniyle satın alma işlemine ait ödemeyi bankaya yatırdığını, müvekkilince ipotek kaldırma yazısını bankadan almaya gittiğinde kredi borçlusu ...'in hesaba yatırılan paranın bir kısmını başka bir bankaya kendilerinden habersiz havale ettiğini, bir kısmının ise bankamatikten çekilmiş olduğunu, kredi borçlusu müşterileri ile görüştüklerini ve parayı hesaba yatıracağını,
para ... tarafından hesaba yatırıldığında ipotek kaldırma yazısını verebileceklerinin bildirildiğini, bankanın bu hesaba yatan para üzerine bloke koyması ve borçlunun borcuna mahsup etmesi gerektiğini iddia ederek gayrimenkul kaydındaki banka ipoteğinin fekkine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davayı kabul etmediklerini, taraflarına husumet yöneltilemeyeceğini, kredi tahsilatının yapılmamasına ve bu nedenle ipoteğin fek edilmemesine, işbu tutar üzerinde serbestçe tasarrufta bulunan dava dışı ...'in sebebiyet verdiğini, dolayısıyla davanın ... aleyhine açılması gerektiğini, hesap sahibi ... tarafından, müvekkili bankaya, kredi tahsilatı yapılmasına dair bir talimat bulunmadığını, ayrıca bir erken kapama talimatının da bulunmadığını, bu nedenle hesaptaki tutarın blokeye alınması ve ilgili tutar ile kredi borcunun tahsil edilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili bankanın davacılara,
ipoteğin fek edileceğine yönelik herhangi bir taahhüdünün de bulunmadığını, kredi borcu da sona ermediğinden ipoteğin fek edilmesinin de mümkün olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde, bankacı bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve davalı banka tarafından sunulan 15.09.2020 tarihli yazı cevaplarında kredinin kapatılması ve ipoteğin terkini için kredi borçlusu ... tarafından bankaya verilen veya verilecek bir beyan ve talep talimatının bulunmasının gerektiği, ayrıca 08.04.2021 tarihli duruşmada dava dışı ...'in dinlendiği ve ihbar olunanın beyanlarında evi 245.000,00 TL'ye sattığı, davacıların belirttiği gibi 180.000,00 TL'ye satmadığı,
bankaya yatırılan 75.658,00 TL'nin kredi ödemesi için değil evin değerinden kalan ve kendisine ait para olduğu, 75.658,00 TL'lik ödemenin kredi borcuna mahsuben ödenmesiyle ilgili bankaya bir talimat vermediği, Fahri Karabelli'nin bu evi bu borcu bilerek satın aldığı, o krediyi ödeyecek kişinin de Fahri Karabelli olduğu, krediden dolayı herhangi bir borcunun olmadığı, bankaya kredinin ödenmesiyle ilgili herhangi bir talimat verilmediği, banka görevlisinin 75.658,00 TL notuyla ilgili de herhangi bir bilgisinin olmadığı, ödenen paranın kredi değil evin bedelinden kalan kısım olduğunun beyan edildiği,
evin değeri konusunda davacı tarafından dosyaya whatsap görüşmeleri sunulmuşsa da konuşmaların incelenmesinde öncelikle kiminle görüşüldüğüne dair bir bilgi ve belgenin olmadığı, ayrıca görüşmenin davacılar ile dava dışı ... arasında olduğu kabul edilse dahi evin değerine dair bir bilgi ve belgenin bulunmadığı, banka görevlisi tarafından verilen notla ilgili de kredi borçlusu ...'in bir bilgisinin bulunmadığı, bu nedenlerle davalı bankanın iç yazışmalarının incelenmesine gerek bulunmadığı,
ayrıca bilirkişi tarafından düzenlenen raporların da dosyadaki bilgi ve belgelere göre düzenlendiği ve hükme esas alınabileceği, her ne kadar davacılar tarafından ödenen 75.658,00 TL'nin kredi borcuna mahsuben ödendiği ve davalı banka tarafından ipoteğin fek edilmesi konusunda davalı bankanın kusurlu olduğu bildirilmişse de yukarıda incelenen deliller gereğince davacının davasını ispat edemediği görülmekle davacının davasının reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamına uygun, gerekçeli, denetim ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişinin raporunda da belirtildiği üzere, kendi beyanına göre kredinin erken kapatılmasına yönelik olarak davalı bankaya herhangi bir müracaatının ve talimatının bulunmadığı gibi, davacılar tarafından da söz konusu yatırılan bedelin ipoteğin kaldırılmasına yönelik olarak davalı bankaya yatırıldığına ilişkin somut bilgi belgenin dosyaya sunulamadığı,
halen dava dışı ...'in kullanmış olduğu kredinin kapatılmadığı anlaşılmakla ipoteğin kaldırılması koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ipoteğin fekki istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5388, K. 2024/7141, 7 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama