KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5410 E., 2024/7050 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1056 Esas, 2023/889 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/133 E. - 2020/329 K.
Karar Metni
1.050 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketler grubundan müteşekkil ...
Holding AŞ’nin 52 yıldan bu yana inşaat-endüstri tesisleri imalat, montaj ve enerji-iletişim alanlarında faaliyet gösterdiğini, kurumsal olarak ... esas unsurlu yarattığı markaların haklı bir çabanın ürünü olarak dünya çapında maruf hale getirilmiş tanınmış markalar olduğunu, müvekkilinin markalarının tescil kapsamlarındaki iştigal alanlarının tamamen aynı ve benzeri sektörlerde faaliyet gösteren davalının, müvekkiline ait ... esas unsurlu markaları bastırmış olduğu kataloglarda, reklam,
ilan ve tanıtım broşürlerinde ... ibaresi adı altında markasal olarak kullandığını ve davalının ticaret unvanında yer alan “...” ibaresinin davacının markasal haklarını ihlal eder mahiyette olduğunu, davalının ticaret unvanında yer alan ... ibaresinin, markasal olarak haksız kullanımı neticesinde ortalama müşteri nezdinde bu kullanımın müvekkiline ait seri markalardan biri olduğu intibaının uyandığını, bu yolla karşı tarafın müvekkilinin 52 yıldan bu yana haklı olarak sağladığı şöhret-prestij ve itibardan haksız yararlanma amacına matuf olarak kötü niyetli hareket ettiğini, müvekkiline ait internet alan adının www.....com.tr olduğunu,
davalının internet alan adlarına da tecavüzde bulunduğunu, karşı tarafın internet alan adının ... olduğunu, gerek alan adı gerekse site içeriğinde markasal ihlal oluştuğunu, davalı firmanın, sektörde 52 yıldan bu yana var olan ve dünya ölçeğinde bir sıralaması ve yeri olan müvekkilini ve müvekkiline ait “...” markalarını bilmemesinin söz konusu olmadığını, davalının kötüniyetli olarak müvekkilinin tanınmışlığından istifade etmeyi amaçladığını,
bu durumun iltibasa sebebiyet verdiğini ileri sürerek müvekkilinin tescilli ticaret ünvanına davalı tarafça yapılan tecavüzün ve iltibasın tespiti-durdurulması ve önlenmesi ile karşı tarafın ihlal yaratan markasal kullanımının tespiti- durdurulması ve tecavüzün önlenmesine, davalının ticaret unvanından ... ibaresinin iptali ile sicilden terkin edilmesine, davalıya ait ... adlı internet alan adının iptaline ve erişimin engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,"..." alan adının 04.11.2007 tarihinde kayıt ettirildiği, davalı ticaret unvanının 17.04.2008 tarihinde tescil edildiği, davalı alan adının davacıya ait tescilli marka kapsamındaki "inşaat hizmetleri" ile aynı sektörde ticari etki doğuracak şekilde kullanıldığı, davalıya ait ticaret unvanın "inşaat hizmetlerine" ilişkin faaliyetlerinin davacıya ait "..." esas unsurlu ve "inşaat hizmetleri" bakımından tescilli marka ile aynı/aynı tür sektöre ilişkin olduğu,
yine davalıya ait ticaret unvanı kapsamındaki bir kısım faaliyet türünün davacıya ait ticaret unvanı kapsamındaki faaliyet türü ile benzer olduğu, eldeki davanın 04/10/2019 tarihinde açıldığı, bu tarihten önce, davacının, davalıya ait alan adı veya ticaret unvanının kullanımının men'ine ilişkin olarak dava, ihtarname vb. hukuki çaba içerisinde bulunduğunun ispatlanamadığı, en erken tarih olarak delil tespiti istemine ilişkin 24/01/2019 tarihi dikkate alınsa bile,
bu tarih itibariyle davalıya ait alan adının kayıt tarihi üzerinden 11 yılı aşkın, ticaret unvanının tescil tarihi üzerinden 10 yılı aşkın süre geçtiği, davalıya ait ticaret unvanının herkese açık olması ve davalıya ait alan adının da yine internet bağlantısı bulunan her yerden erişime açık olması karşısında, davacının marka ve ticaret unvanından kaynaklı benzer iştigal alanı ile faaliyet gösteren davalıdan 10 yılı aşkın süre boyunca haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı,
davacının, davalıya ait bu eylemleri bilmese bile basiretli bir tacir olarak benzer sektörde faaliyet gösteren davalı eylemlerinden bu kadar uzun süre boyunca haberdar olması gerektiğini bilmesi gerektiği, bu hale göre 10 yılı aşkın süre boyunca sessiz kalarak davalı hakkında hukuki takibatta bulunmayan davalının, uzun süreli sessizliği nedeniyle davalının alan adını ve ticaret unvanını kullanmasına zımnen rıza gösterdiği, dolayısıyla sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşullarının sonuçları somut olayda gerçekleştiğinden, dürüstlük kuralına aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.06.2012 tarih, 2010/8788 Esas, 2012/10516 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, marka hakkı sahibinin, hareket tarzı ile hakkın ihlaline zımnen müsaade ettiği hallerde, markayı uzunca bir süre izinsiz kullanan kişinin bu kullanımına artık karşı çıkamayacağı,
hukuka aykırı davranışın önlenmesine veya hukuka aykırı duruma son verilmesine ilişkin talebin kullanılmasını çok geciktiren kimsenin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde anlamını bulan dürüstlüğe aykırı davranıp davranmadığının değerlendirilmesinin gerekli bulunduğu,
zira, haklı başka bir gerekçe olmadığı sürece, uzun süre tecavüze sessiz kalarak üçüncü kişiler nezdinde güven yaratan kişilere dava açma hakkı tanınmaması gerektiği, somut olayda da, davalının internet alan adının kayıt tarihi üzerinden 11 yıl, ticaret unvanının tescil tarihi üzerinden de 10 yıldan fazla süre geçtiği, ticaret unvanının ve alan adının herkesin erişimine açık olması nedeniyle davacının davalı şirketten haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, ayrıca tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri hususunun da bunu desteklediği,
davacının 10 yılı aşkın süre boyunca sessiz kalarak davalının alan adını ve ticaret unvanını kullanmasına zımnen rıza gösterdiği, somut uyuşmazlıkta sessiz kalma yolu ile hak kaybı koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına ve ticaret unvanına tecavüzün tespiti, meni ve ticaret unvanı terkini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5410, K. 2024/7050, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama