KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5412 E., 2024/7070 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/635 Esas, 2023/704 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/467 E., 2020/428 K.
Karar Metni
1.348 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; "... Emlak" markasının 1995 yılından itibaren müvekkili tarafından kullanıldığını ve 14.01.1998 tarihinde 36 ncı sınıf kapsamında 2027 yılına kadar tescil edilerek korumaya alındığını, müvekkili şirkete ait "... Emlak" ve "...
Gayrimenkul" markalarının tüketiciler nezdinde tanınmış ve tercih edilen bir marka olduğunu, davalı tarafa müvekkilinin gerçek hak sahibi olduğu markanın kullanımının durdurulmasının ihtar edildiğini, davalı tarafça gönderilen 09.11.2018 tarihli cevabi yazıda davalı tarafça "... ... Gayrimenkul" markasının kullanıldığının ancak "... Emlak" markasının kullanılmadığının belirtildiğini, davalının itirazlarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalı tarafın "... ...
Gayrimenkul" şeklindeki kullanımının açıkça müvekkilinin markası ile iltibas teşkil ettiğini, davalının markasında yer alan "..." ibaresinin davalının markasına ayırt edicilik katmadığını, davalının markasındaki ayırt edici ve baskın unsurun "..." ibaresi olduğunu, davalının yerleşim yerinin Mersin olduğunu ve bu halde davalının markasının davacının markası adı altında bir şube ya da franchising verdiği algısı yarattığını, markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, internet üzerinde yapılan araştırmada davalının açıkça "..." ibaresinin esaslı unsur olarak kullandığının tespit edildiğini, davalının kullanımının "...
GAYRİMENKUL" şeklinde olması nedeni ile müvekkilinin markasına tecavüz halinin oluştuğunu, davalının internet üzerinden yaptığı ilanlarda da "...’DAN" şeklinde ilan vererek tüketici nezdinde yanıltıcı bir ibare ile haksız kazanç sağlamaya çalıştığını, "...
Emlak" markasının müvekkilinin ticaret unvanının esas unsuru olduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 150 nci maddesi gereğince tecavüz sayılan fiilleri işleyenlerin hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü bulunduğunu, tazminat hesabının 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin 2 nci maddesinin (c) bendine göre örnek lisans sözleşmesine göre tespit edilmesini talep ettiklerini ileri sürerek davalının 2016/89635 sayılı tescil no.lu "..." markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkinini, davalının markayı fiilen kullanmakta olmasından kaynaklı olarak tecavüzün önlenmesini,
davalının kullanımından dolayı 5.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili markasının 2016/89635 sayısı ile tescilli bulunduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, davacı şirketin Mersin ilinde şubesi olmadığını ve bu şekilde düşünülmesini gerektirecek bir faaliyetinin de bulunmadığını, müvekkilinin, davacının markasından haksız yararlanma amacı ve fiilinin olmadığını, markalar arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, somut olayda 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası koşullarının oluştuğu için davalının 2016/89635 sayılı markasının anılan Kanun'un 25 inci maddesi gereğince hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi gereğince davalının, 2016/89635 sayılı markasına dayanak kullanımından farklı olarak, yargılamaya konu eylemlerinin davacının markalarından kaynaklı haklarına tecavüz niteliğinde olduğu,
davacının tercihi doğrultusunda 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin 2 nci maddesinin (c) bendine göree göre maddi tazminatın hesaplanabilmesi için ispatta elverişli olan bir ya da birden çok emsal nitelikteki lisans sözleşmesinin dosyaya kazandırılamadığı gibi davacının dahi defterlerini ibrazdan kaçındığı,
bu sebeple maddi tazminat yönünden ispat edilemeyen davanın reddinin gerektiği, dosya kapsamına göre tecavüzün varlığı, süresi ve kapsamı ve niteliği dikkate alındığında 3.000,00 TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, davalının 2016/43443 no.lu markasının tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalının dava konusu markayı fiilen kullanmakta olduğundan tecavüzünün önlenmesine, davalının davacıya ait ...
Emlak markasını veya markayı anımsatacak herhangi bir ibare taşıyan ürünleri kullanma ve satmasından men'ine, ...
Emlak markasını tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, mobilya, ilan, kartvisit vesaire basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemenin kullanımının sona erdirilmesine, söz konusu malzemelerin masrafı karşı taraftan alınmak suretiyle imha edilmesine, davacının maddi tazminat talebinin reddine, davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı tarafça dava konusu konusu markanın kullanmadığı ve bunun bir mahkeme kararı ile sabit olduğu yönünde itirazda bulunulmuş ise de dava konusu hükümsüzlüğü talep edilen markanın davalıya ait olduğu, yargılama başından itibaren davalı tarafça yapılan savunmanın da davacının markasından haksız yararlanma amacının bulunmadığı üzerine olduğu, hatta davacı ile marka kullanımı bedeli üzerine görüştüğü yönünde olması nedeniyle bu itirazının yerinde bulunmadığı, davanın 21.12.2018 tarihinde ve 6769 sayılı Kanun'un 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra dava açıldığı,
6769 sayılı Kanun'un geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca, marka başvurularının sonuçlandırılması yönünden, başvuru tarihinde geçerli kanun hükümlerinin uygulanmasının gerekmesine rağmen, münhasıran açılan hükümsüzlük davaları ile tecavüz davaları yönünden 6769 sayılı Kanun'un 192 nci maddesi uyarınca davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6769 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanması gerektiği, zira Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2021 tarih ve 2020/1412 E., 2021/2516 K. sayılı ilamının da bu yönde olduğu,
bu kapsamda 6769 sayılı Kanun'un 155 nci maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığına ilişkin itirazının da yerinde olmadığı, davacının mesnet "...
EMLAK" markası ile davalının "..." markası arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğu, davalının 2016/89635 sayılı markasının 6769 sayılı Kanun'un 25 nci maddesi gereğince hükümsüzlüğü koşullarının oluştuğu, diğer yandan davalının, 2016/89635 sayılı markasına dayanak kullanımından farklı olarak, yargılamaya konu eylemlerinin davacının markalarından kaynaklı haklarına tecavüz niteliğinde olduğu, dosya kapsamına göre tecavüzün varlığı, süresi ve kapsamı ve niteliği dikkate alındığında 3.000,00 TL manevi tazminat takdirinin hakkaniyete uygun olduğu,
davacının tercihi doğrultusunda 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin 2 nci maddesinin (c) bendine göre maddi tazminatın hesaplanabilmesi için ispatta elverişli olan bir ya da birden çok emsal nitelikteki lisans sözleşmesinin dosyaya kazandırılamadığı gibi davacının dahi defterlerini ibrazdan kaçındığı, bu sebeple maddi tazminat yönünden ispat edilemeyen davanın reddedildiği,
somut uyuşmazlıkta, gerçek zararın tam olarak belirlenemeyeceği, ancak dosya kapsamındaki deliller nazara alındığında gerçek zararın tespitinin hiçbir kuşkuya yer bırakmaksızın tespitinin somut olay açısından belirtilen gerekçelerle mümkün olamayacağı, bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi uyarınca daha makul bir tazminat belirlenmesi kanaatine varılmış olup (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4580 Esas, 2016/2044 Karar ve 25.02.2016 Tarih), 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca belirlenen 5.000 TL maddi tazminatın somut olayın özelliklerine uygun olduğu,
diğer yandan, gerekçeli kararın hüküm kısmında ve kısa kararda hükümsüzlüğe karar verilen marka numarasının yanlış yazılmış olması, gerekçeli kararda davalı lehine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi, gerekçeli kararda davacı lehine iki kere vekalet ücretine hükmedilmesi, gerekçeli kararın 12 inci bendine 3.000,00 TL yazılması gerekirken vekalet ücretinin 3.0000,00 TL olarak yazılması hususları yönünden de taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde bulunduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davalı adına tescilli bulunan 2016/89635 nolu "..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkin edilmesine, davalının dava konusu markaya vaki tecavüzünün önlenmesine, davalının davacıya ait "... Emlak" markasını veya markayı anımsatacak herhangi bir ibare taşıyan ürünleri kullanma ve satmasından men'ine, ...
Emlak markasını tanıtma vasıtası içeren tabela, dekorasyon, mobilya, ilan, kartvisit vesaire basılı tanıtım malzemeleri ile ilgili her türlü malzemenin kullanımının sona erdirilmesine, imhasına, edilmesine, 5.000,00 TL maddi, 3.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, karar taraf vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, marka hükümsüzlüğü ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 151 inci maddesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5412, K. 2024/7070, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama