KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5631 E., 2024/7548 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/943 Esas, 2023/880 Karar
- Hüküm
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/35 E., 2020/371 K.
Karar Metni
815 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin/dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının uzun yıllardır lisans, yayıncılık, televizyon ve telif alanında faaliyet gösteren ortaya yeni fikri ve sınai haklar çıkartan bir şirket olduğunu, davacının Niloya isimli çizgi filmde karakter olan "..." isimli kaplumbağa karakterinin hak sahibi bulunduğunu, müvekkili tarafından 2018/79095 başvuru numarası ile “ses markası (...)” ibareli ses markası için başvuru yapıldığını, başvurunun “müvekkilinin markasının ses markası olma koşullarını taşımadığı” tespiti ile reddedildiğini, ses markasının gerekli şartları taşıdığını,
markanın dinlendiği anda müvekkiline ait çizgi film ve müvekkili ile özdeşleşen ... karakterini çağrıştırdığını, davaya konu ses markasının ortalama tüketici nezdinde duyulduğunda bu melodinin NİLOYA çizgi filmine ait olduğunun hemen anlaşılacağını, ses markasının sadece melodiden oluşmadığını, ses markasında müvekkilinin tescilli “...” markasının da sözcük olarak geçtiğini, müvekkiline ait ses markasında geçen kelimelerin ve melodinin anonim olmadığını, bu melodi ve kelimelerin ticari hayatta başkası tarafından kullanılamayacağını,
YİDK kararının aksine yalnızca çocuk şarkısı olmayıp müvekkiline ait ticari kaynağa işaret eden markasal kullanımı olan unsurlar bulunduğunu, müvekkilinin marka başvurusunun markasal olarak algılanamayacak kadar kısa ya da müzik eseri kadar uzun olmadığını, başvurunun toplamda 58 saniyeden oluştuğunu, “..., ...” ibarelerinin teknik bir zorunluluk olduğu sonucuna varılmasının mümkün olmadığını, marka inceleme kılavuzundaki şartlar bakımından başvurunun ayırt edici olmaması için herhangi bir sebep görülmediğini, ses markasının müvekkilinin yoğun kullanımı sonucunda müvekkili ile özdeşleştiğini,
"..." kelimesinin Google arama motorundan aratıldığında sadece müvekkiline ait görsellere ulaşıldığını, bu durumun ... ibaresinin tanınır hale getirildiğinin en somut örneği olduğunu, tescili talep edilen sesin ilk çıkış noktasının, Niloya karakterinin rüyasında ... karakterinin kendisini terk ettiğini görmesi ve bu şarkıyı söylemesi olduğunu, Türkiye’de ve yurt dışında birçok tescilli ses markası bulunduğunu, ayırt edici niteliği haiz olduğu sürece farklı uzunluktaki seslerin tescilinde herhangi bir engelin olmadığını,
kanunda ses markalarının uzunluğuna ilişkin bir aralık belirtilmediğini ileri sürerek YİDK’nın 2019-M-10937 sayılı red kararının iptaline ve tescil işlemlerinin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; başvuru markasının ses markası olabilme koşullarını taşımayan, dinlendiği anda herhangi bir ticari kaynağa işaret etmeyen, yalnızca bir çocuk şarkısı olarak algılanan, genel kullanımı haiz bir ibare olduğunu, işaretin soyut ayırt ediciliğe sahip olsa bile somut ayırt ediciliğe sahip olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, marka olarak tescil ettirilmek istenen sesin 58 saniye süren bir ses olduğu, giriş, gelişme ve bitiş aşamalarıyla bir müzik parçası mahiyetinde bulunduğu, birden fazla sayıda enstrümanın birlikte kullanıldığı bir eser olduğu, tekrarlayan, akılda kalıcı ve markalaşmaya destek olucu ezgi ve melodiler içermediği, bir müzik eserinin bütününü veya marka olarak algılanamayacak derecede uzun bir bölümünü içeren başvuruların marka olarak ayırt edici niteliğe sahip olmadığının kabul edildiği, davacının, başvuru konusu sese kullanım yolu ile ayırt edicilik kazandırıldığı iddiasının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf itirazlarının esas yönünden reddine, ancak Tasarruf Mevduat Sigorta Fonunun davacı şirkete kayyım olduğu, buna göre kayyımlık görevi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından yürütülen davacı şirketin, açtığı işbu davada harçtan muaf olduğu,
yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin bu husus bakımından istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanun'un 4 ve 5 inci maddeleri.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5631, K. 2024/7548, 23 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama