KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/5734 E., 2024/7408 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ekim 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/825 Esas, 2023/737 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/414 E., 2021/112 K.
Karar Metni
747 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ''...'' ve ''...'' tanınmış markalarının sahibi olduğunu, bu markaları 23.10.2022 tarihinde 12,37 ve 42 inci sınıflarda tescil ettirdiğini, davalının ''...'' markası için 7,9,11,12,13,37,38,41 ve 42 inci sınıflarda tescil başvurusunda bulunduğunu, başvurunun önce kısmen kabul edildiğini, ancak daha sonra davalının itirazı üzerine kaldırıldığını, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, tanınmış markalarda iltibas tehlikesinin daha yüksek olduğunu belirterek YİDK kararının iptalini, markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, kurum aleyhine hükümsüzlük davası açılamayacağını belirterek davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin deniz temelli savunma platformu ve yenilenebilir enerji alanlarında faaliyet gösteren, kuruluşu 1631 yılına dayanan bir şirket olduğunu, ''naval-group.com'' ve ''navalgroup.com'' alan adlarının da sahibi olduğunu, naval ibaresinin Türkçe'de "denizcilik, denize ait, gemiciliğe ait, vb." anlamları bulunan, çekişme konusu mal ve hizmetler bakımından tek başına ayırt ediciliği bulunmayan, ayırt ediciliği düşük bir ibare olduğunu, markalar arasında benzerlik bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvurunun kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerle redde mesnet markaların kapsamlarında yer alan mal ve hizmetlerin aynı/benzer oldukları, dava konusu marka ile davacı markalarında ortak olarak yer alan İngilizce “naval” kelimesinin Türkçe’de “denizcilik, deniz kuvvetlerine ait, denize ait, denizle ilgili” gibi anlamlara geldiği, ilgili sektörde çok sıklıkla kullanılan bir ibare olduğu, dava konusu mallar/hizmetler bakımından ayırt edici niteliği haiz olmayan veya ayırt edici niteliği zayıf bir ibare bulunduğu,
dava konusu marka başvurusu ile davalı markaları arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davalı markaları arasında karıştırılma ihtimali olmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, davalı şirketin kötü niyetli olmadığı, YİDK kararının yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "NAVAL" ibaresinin İngilizce bir kelime olduğu ve Türkçe'de "denizcilik, denize ait, gemiciliğe ait" gibi anlamlara geldiği, öte yandan İngilizce dilinin, özellikle dava konusu başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetlerin tüketicilerince yaygın olarak bilindiği, dolayısıyla bu ibarenin başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden ayırt edici niteliğinin çok zayıf olduğu,
tertip tarzı ve yer verilen şekil unsuru itibariyle de dava konusu başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, zira yukarıda belirtildiği üzere "NAVAL" ibaresinin anlamı itibariyle başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden ayırt ediciliğinin zayıf olduğu ve bu ibarenin davacının tekeline bırakılamayacağı, aynı nedenle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının da yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunun 6 ıncı maddesinin 1, 4 ve 5 inci fıkraları.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/5734, K. 2024/7408, 21 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama