KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6138 E., 2024/7707 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1141 Esas, 2023/1282 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/214 E., 2023/466 K.
Karar Metni
752 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine, 2.661.283,44 TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibin 14.10.2014 keşide tarihli, 33.000.000,00 TL bedelli, 07.11.2017 tarihli bonoya dayandığı, takip dayanağı bononun davalıya alacağın temliki işlemi kapsamında verildiğini, bono üzerinde iş ortaklığı kaşesinin bulunduğunu, müvekkilleri şirketle iş ortaklığı yapan dava dışı şirket yetkilisinin imzası ile keşide edildiğini, takip dayanağı bono incelendiğinde, bononun ...
İnş.-... İnş. İş Ortaklığı kaşesi altına atılan imza ile keşide edildiğini, dolayısıyla takip dayanağı bonoda keşidecinin ... İnş.-... İnş.
İş Ortaklığı olduğunu, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığını, bu sebeple adi ortaklıkça bono keşide edilmesinin de mümkün olmadığını, tüzel kişiliği olmayan adi ortaklık tarafından düzenlenmiş olan bononun geçersiz olacağını, bir faktoring işlemi bulunmadan bu işlemden doğacak borçlar için verildiği belirtilen temlikin de geçersiz olacağını, temlik geçersiz olunca, temlikten doğacak sorumluluğun teminatı olarak verilmiş olan bononun da bedelsiz kalacağını ileri sürerek takip konusu bononun geçersiz ve bu kabul edilmediği takdirde birbiriyle yarışan değişik hukuki sebeplerle bedelsiz olduğundan;
bedelsizlik sebebiyle menfi tespit kararı verilmesini ve dava konusu alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı iddiasının aksine ortada ... İnş.-... inş.
İş Ortaklığı ile müvekkilleri arasında akdedilen bir sözleşmenin mevcut olduğunu, müvekkilinin, ayrıca bu sözleşmeyi de icra takibine girişirken takip dosyasına sunma zorunluluğu bulunmadığını, gerektiğinde ve talep edildiğinde adli ve idari mercilere sunmaktan da hiçbir şekilde imtina edilmediğini, ortaklığı temsile yetkili şahıs tarafından imzalanan sözleşme ile ortaklığın artık sözleşmenin tarafı olduğunu, davacının bu ortaklardan biri olduğu gerçeği karşısında, ayrıca sözleşmede imzasının bulunmadığından bahisle sözleşmenin geçerli olmayacağı iddiasının da kabul edilemeyeceğini,
temliknameden haberi olan davacı varken bu hususların mevcudiyetinin varlığını inkar ile temliknamenin geçersiz olduğunu, temliknamenin geçersizliği ile bononun da geçersizliğini iddia etmenin abesle iştigal olduğunu, haliyle ortada haksız icra tazminatını gerektirecek bir durumun varlığının da söz konusu olmadığını, davacı borçlunun talebinin icra takibini uzatmak ve sürüncemede bırakmaya yönelik olup tamamıyla kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu bononun keşidecisi olarak ... İnş.-... İnş. İş Ortaklığı görüldüğü, davanın ise adi ortaklığın ortaklarından ... İnşaat Asfalt ve Tic. Ltd.
Şti. tarafından takip alacaklısına karşı açıldığı, keşidecinin sadece davacı olmayıp davacının da içinde yer aldığı adi ortaklık olduğu, adi ortaklığın tüzel kişiliği bulunmadığından tüm ortaklar tarafından takip ve dava yapılabileceği, nitekim davanın temelini oluşturan icra takibine adi ortaklığı oluşturan her iki şirket ve kefil diğer davalı gerçek kişiler aleyhine girişildiği, tek başına davacı aleyhine girişilen bir icra takibinin de bulunmadığı, bu durumda davacının ayrı bir tüzel kişi olarak dava konusu bonoya dayalı menfi tespit davası açması yönündeki aktif dava ehliyetinin mevcut olmadığı,
eldeki davanın, takip dayanağı bononun keşidecisi olan adi ortaklığı oluşturan kişilerce birlikte açılmaması ve adi ortaklığı oluşturan diğer ortağın da hasım gösterilmesi nedeniyle açılan davaya diğer ortağın muvafakatini olanaksız hale getirdiği gerekçesiyle davanın aktif husumet dava şartı nedeni ile reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 115 inci maddesinin ikinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6138, K. 2024/7707, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama