KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6270 E., 2024/7749 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/300 Esas, 2023/1482 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 20. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/13 E., 2022/656 K.
Karar Metni
1.243 kelime·6 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki muarazanın giderilmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının yetkilisi olduğu işletmede kullanılmak üzere pos cihazı için davalı banka ile 22.10.2014'te Üye İş Yeri Sözleşmesi akdettiğini, 1891016022 nolu pos cihazının davacının kullanımına sunulduğunu, davacı üye iş yeri sözleşmesi kapsamında tüm yükümlülüklerini yerine getirmekle 2 yıl boyunca yoğun bir işlem hacmi ile sorunsuz şekilde üyeliğini devam ettirdiğini, buna karşın 22.06.2016'da yapılan işlemlerden bahisle üye iş yeri sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini,
davalı bankaya yapılan itiraz üzerine 22.06.2016'da yurt dışı kartlarla 80 adet işlem denemesi ve onaylı 22 adet işlemin kullanımı ile ilgili sözleşmenin 6. maddesine aykırılık olduğunun belirtildiğini, davacının sözleşmeye aykırı hiç bir işleminin bulunmadığını, belirtilen tarihlerde yapılan işlemlerin gerçek satış işlemleri olduğunu, davalı bankaca farazi olarak ve hiç bir araştırma ve bildirim yapılmadan davacının madde hükümlerine aykırı davrandığı yönündeki tespiti nedeniyle davacının ağır zararlara uğradığını, davacının söz konusu haksız işlem ve Fraud sistemindeki sicil kaydı nedeniyle müşteri ve itibar kaybının sabit olduğunu,
yapılan işlemlerde bakiye yetersizliği söz konusu olduğunu, müşteri talebi doğrultusunda yapılan bu işlemlerin hiçbirinin Fraud işlemi teşkil etmediğini belirterek davacının bankacılık Fraud listesine alınma tahdidinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; aynı tarihte 80 kez yurt dışı kartı ödemesi gerçekleşmesi veya başarısız işlem yapılmasının sahtecilik şüphesinin haklılığını gösterdiğini, davalı bankanın üye iş yerinde şüpheli işlemler gerçekleşmesiyle oluşan bir borçtan sorumlu tutulabileceğinden kendisini korumak amacıyla üye iş yeri sözleşmesini feshederek diğer bankalara bildirim yapıldığını, chargeback durumunda sorumluluğun sahteciliği yapanların üzerinde kalmadığını, çoğu zaman hizmet sağlayıcısı olan bankaların üzerinde bırakıldığını,
davaya konu işlemin sebebinin uluslararası bankacılık uygulamalarında 'ters ibraz' adı verilen işleyişle ilgili olduğunu, davalının uluslararası kabul gören tüm güvenlik önlemlerini aldığından olası sahtecilik işlemlerini sistemsel olarak tespit edebildiğini, uluslararası kart kurallarında şifresiz işlemlerin kural hatalarına neden olduğunu ve chargeback riski yarattığını, davacının tacir olduğunu, kredi kartı ile şifresiz satış yapmaması ve işlem güvenliği konusunda dikkatli ve özenli olması gerektiğini,
davalı bankanın iddia edilen zarardan sorumlu olması için gerekli olan illiyet bağının davacının ağır kusuru neticesine kesildiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; pos cihazı ile 22.06.2016'da yurt dışı kartlarla 80 adet işlem denemesi ve 22 işlemin onayladığı, aynı tarihte kısa bir aralıkta çok sayıda yurt dışı işlemlerin yapılmasının hayatın normal akışına uygun olmadığı, işlemlerin şifresiz yapılması ve daha sonra kart hamillerinden onaya yönelik herhangi bir yazışma olmaması dolayısıyla yapılan işlemlerin şüpheli hale geldiği,
bu nedenle davalı bankanın söz konusu işlemleri sahte / şüpheli işlem olarak kabul etmesi ve taraflar arasındaki sözleşme maddeleri kapsamında bloke işlemi uygulamasında sözleşmeye ve bankacılık teamüllerine aykırı bir durum olmadığı, üye iş yeri sözleşmesinin 6. maddesi gereğince üye iş yerinin bünyesindeki ödeme noktalarında, kart kabul ederken, her bir alışveriş için limiti aşan işlemlerde işlem anında bankanın provizyon servisinden provizyon almak zorunda olduğu, aksi halde 3. kişilerin ihmal ve sorumluluğu bulunan işlemler nedeniyle bankanın yapacağı ödemelerden kendisinin sorumlu olduğu,
davacı üye iş yerinde davalı bankaca kurulu olan pos cihazında 22.06.2016'da birden fazla şüpheli işlemin yapıldığının tespit edildiği, davacının limit bölme işlemi yaparak provizyon alımından kaçındığı hususu birlikte değerlendirildiğinde davalı bankaca taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine dayanılarak yapılan fesih işlemi ile davacı bankaca fesih nedenine ilişkin bankaların ortak veri tabanına yapılan kayıttan dolayı davacının zararından davalı bankanın sorumlu olmadığı anlaşılmak davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından bankaca belirtilen tarihlerde yapılan işlemlerin gerçek işlem olduğunu, davacının sözleşmenin 6. maddesine aykırı bir davranışının bulunmadığını, kart hamillerinin harcamalara itiraz etmediğini ve hiç bir chargeback talebi bulunmadığını, buna rağmen davacının fraud sistemine eklendiğini, bunun sonucunda davacının bankalar nezdinde sahtecilik yapan bir firmaymış gibi olumsuz olarak değerlendirilmesine yol açıldığını ve davacının hiç bir banka ile çalışamadığını, yıllık 10 milyon TL cirosu bulunan davacının ticari itibarının haksız olarak zedelendiğini,
müvekkilinin yıllardır hiç bir bankadan pos cihazı alamadığını, 22.06.2016 tarihli işlemlerden 4 tanesi için kayıp kart bildiriminde bulunulduğunu ve bu durumun bankaya bildirildiğini, bunun dışında yapılan işlemlerde ise bakiye yetersizliği söz konusu olması nedeniyle Fraud işlemi teşkil etmediğini, bahsi geçen işlem tutarlarının, işletmedeki toplam cirodaki oranına bakılmasının ve yaptırımın ölçülülüğünün tespitinin gerektiğini beyanla istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı ile davalı banka arasında pos cihazı tahsis ve kullanımını da içeren 22.10.2014 tarihli üye işyeri sözleşmesi akdedildiği, 22/06/2016 tarihinde 21:05 ila 22:50 saatleri arasında 1 saat 45 dakikalık zaman diliminde gerçekleşen 79 adet işlemin sadece 22 adetinin onaylandığı, 9 adet işlemle ilgili kart/pos/hesap sorunu nedeniyle herhangi bir işlem yapılamadığı, 57 adet işlemin ise onaylanmadığı, limit bölme işlemi yapılarak provizyon alımından kaçınıldığı, davalının sözleşmeyi fesihte ve ortak veri tabanına yapılan bildirimde haklı olduğu,
davalı tarafından davacıya tahsis edilen pos cihazının amacına aykırı olarak kullanıldığı, davacının bankaya müracaat dilekçesinde de işlemlerinin bölünerek yapıldığını kabul ettiği, bu şekilde limit altı kalmak kaydıyla kısa zaman diliminde çok sayıda hayatın olağan akışına uygun düşmeyecek şekilde şüpheli işlemler yapıldığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davalı bankanın haklı nedenle fesih hakkının doğduğu, bu nedenle davalının fesih işleminin haklı nedene dayandığı sonucuna varıldığı,
Türkiye Bankalar Birliğince bu konuda yayımlanan Tanzim Kararı gereğince davalı bankanın, bu durumu derhal Türkiye Bankalar Birliği ile Bankalararası Kart Merkezine bildirme yükümlülüğü altında olduğu, bu nedenle söz konusu bildirimin hukuka aykırılığından söz edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmakla istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmediğini, yoğun işlem hacminin göz önüne alınmadığını, bankanın zarara uğrayıp uğramadığının değerlendirilmediğini, bunların tespit edilmeden fraud sistemine kayıt işleminin yapıldığını, kart sahiplerinin hiçbir şikayet ve ihbarlarının olmadığını, davacının itibarının zedelendiğini beyanla temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı ile davalı arasında imzalanan üye iş yeri sözleşmesinin davalı banka tarafından tek taraflı feshedilerek davacının yetkilisi olduğu şirketin fraud sistemine eklenmesi işleminin iptal edilerek listeden silinmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 200 üncü maddesi.
2. 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun 32inci maddesi, 33üncü maddesi
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6270, K. 2024/7749, 5 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama