KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/6448 E., 2024/8289 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1113 Esas, 2023/1181 Karar
- Hüküm
- Esas hakkında yeniden hüküm kurulması
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/9 E.,2021/206 K.
Karar Metni
1.977 kelime·10 dk okuma·5 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek davalıların icra takibine itirazının iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin temerrüte düşmediğini, asıl borçlu şirket hakkında açılan konkordato davasında geçici mühlet, sonrasında da kesin mühlet kararı verildiğini, davacının asıl borçluyla akdettiği kredi sözleşmesinin hukuka aykırı olarak sonlandırıp kefil olan müvekkiline karşı takip işlemlerine başladığını, davacının henüz oluşmuş bir kredi alacağı bulunmadığı, asıl borçlunun temerrüte düşmediğini, kefalet sözleşmelerinin şekil şartlarına aykırı olduğunu, kefaletin genel işlem şartlarına uygun bulunmadığını savunarak davanın reddini, %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
2.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya ödemesi gereken muaccel bir borcu bulunmadığını, müvekkili şirket yetkilisinin şirket hisselerini iktisap ettiği tarihten sonra davacıyla herhangi bir kredi sözleşmesi akdetmediğini, kimseye kefil olmadığını savunarak davanın reddini, %20 oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının nakde dönüşen teminat mektuplarından kaynaklı alacağının takip tarihi itibarıyla 286.791,77 TL asıl alacak, 22.345,32 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 309.137,09 TL olarak hesaplandığı, davalı gerçek kişilerin kefalet sözleşme tarihinde asıl borçlu şirket ortağı olduğu, kefalet tarihi ve türünün el yazısı ile yazılıp imzalandığı, kefaletlerinin yasada belirtilen koşullara uygun olduğu, teminat mektuplarının nakde dönüşmesiyle alacağın muaccel hale geldiği,
davalı şirketin alacağın dayanağı olarak gösterilen genel kredi sözleşmesi ve eki kefalet taahhütnamesinde imzasının bulunmadığı gerekçesiyle davalı şirket hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkında açılna davanın kısmen kabulüne, anılan davalıların takibe itirazının 286.791,77 TL asıl alacak, 22.345,32 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 309.137,09 TL üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %19,68 kar payı uygulanmasına,
fazlaya ilişkin istemin reddine, itirazın iptaline karar verilen 309.137,09 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalılar ..., ... ve ...'den tahsili ile davacıya ödenmesine, davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş karar taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf dilekçesi ekinde davacı vekilince yargılama aşamasında sunulmayan 03.07.2014 tarihli 30.000.000,00 TL limitli davacı bankanın müşteri olarak davalı ... Ltd. Şti., dava dışı ... Ltd. Şti., ... ... Ltd.
Şti. arasında akdettiği genel kredi sözleşmesi suretinin ibraz edildiği, dava konusu Ankara 16. İcra Müdürlüğünün 2019/12415 sayılı takip dosyasında; davacı tarafından davalılar aleyhine toplam 310.867,82 TL nakit alacağın tahsili talebi ile 27.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarı, 2 adet kesin teminat mektubu dayanak gösterilerek icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlu şirkete 30.09.2019 tarihinde, diğer davalı borçlulara 27.09.2019 tarihinde tebliğ edildiği,
davalı borçlu şirket vekilinin 7 günlük itiraz süresi içerisinde 30.09.2019 tarihinde, diğer davalılar vekilinin 7 günlük itiraz süresi içerisinde 01.10.2019 tarihinde takibe konu borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, anılan icra takip dayanağının genel kredi sözleşmesinin davacı banka ile dava dışı ... ...
Ltd. Şti. arasında 27.10.2015 tarihli 30.000.000,00 TL limitli sözleşme olduğu, müteselsil kefalet ve hesap rehni sözleşmesi ise, 27.10.2015 tarihinde 30.000.000,00 TL limitli olarak müşteriler ... ... Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti., ... ....
A.Ş.'nin davacı bankadan kullandığı ve kullanacağı tüm nakdi ve gayri nakdi kredilerden kaynaklanan borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalılar ..., ... ve ... tarafından 27.10.2015 tarihinde 30.000.000,00 TL kefalet limitli olarak imzalandığı, ... ve ...'in kefalete ilişkin eş rızalarının bulunduğu, ...'in sözleşme tarihinde asıl borçlu ... ... Ltd.
Şti.'nin ortağı sıfatı bulunduğu, kefaletin sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu, alınan bilirkişi raporuna göre davalı şirketin takip dayanağı 27.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde imzasının bulunmadığı, dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd.
Şti. lehine verilen 26.08.2018 tarihli ve 08.02.2016 tarihli teminat mektuplarının tazmin edildiği, takip tarihi itibarıyla davacının tazmin edilen teminat mektupları nedeniyle 286.791,77 TL asıl alacak, 22.345,32 TL mahrum kalınan kar payı olmak üzere toplam 309.137,09 TL alacağı bulunduğunun tespit edildiği, davacı vekilinin 06.07.2020 tarihli yazılı beyan dilekçesinde, dava konusu icra takibine konu alacağın iki adet teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklandığını bildirdiği, istinaf aşamasında davalı gerçek kişiler vekili ibraz ettikleri 05.10.2021 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile dava dışı ... ...
Ltd.
Şti.'nin konkordatosunun tasdikine ilişkin mahkeme kararına istinaden dilekçe tarihine kadar asıl borcun 113.569,49 TL'sinin ödendiğini, bankanın 173.222,28 TL alacağı kaldığını, bilirkişi tarafından asıl borçlunun yaptığı ödemeler göz önüne alınmadan hesaplama yapıldığını bildirdiği, 15.09.2023 tarihli yazılı beyan dilekçesi ile de davacı tarafından asıl borçlu şirketin konkordato sırasında kabul oyu kullandığını, asıl borçlu şirketin konkordato ödeme planına göre ödemelerini yaptığını bildirerek davacı tarafından asıl borçlu şirketin konkordato dosyasını ibraz ettiği olumlu oya ilişkin yazılı beyan suretlerini sunduğu,
sunulan belgelerden davacı banka vekili tarafından dava dışı asıl borçlu ... ... Ltd. Şti. ile diğer şirketler ... ... Ltd. Şti., ... ...
A.Ş.'nin konkordato tasdikine ilişkin Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/581 Esas sayılı dosyasına 26.12.2019 tarihinde sunulan yazılı beyan dilekçesi ile konkordato projesine ilişkin muvafakat edildiği ve olumlu oy kullanıldığının bildirildiği, davacı vekilince dava dışı anılan şirketlerin konkordato komiser kuruluna 23.09.2019 tarihinde de haklarında Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/581 Esas sayılı konkordato talepli dosyada 09.01.2019 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet kararı verilen borçlu şirketlerden ... ...
Ltd. Şti.'nin bankaya 310.867,00 TL borcu bulunduğu, alacak kaydının 310.870,00 TL olarak yapılması, borçlu şirketlerin toplam 832.481,00 TL gayri nakdi riskinin nakde dönüşmesi halinde bu tutara ilişkin banka lehine yeniden bildirimde bulunmak talepleri saklı tutularak yazılı bildirimde bulunulduğu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.03.2020 tarih 2018/581 E. 2020/224 K. sayılı konkordato talepli dosyada, yapılan yargılama sonunda dava dışı ... ... Ltd. Şti., ... ...
Ltd. Şti., ... ... A.Ş.'nin konkordatolarının tasdikine karar verilmiş, anılan karar Yargıtay denetiminden geçerek 13.12.2021 tarihinde kesinleştiği, yargılama aşamasında davacı vekilince başka bir genel kredi sözleşmesinin varlığı ileri sürülerek başka bir genel kredi sözleşmesi dosyaya ibraz edilmemiş ise de,, istinaf aşamasında davacı vekilince istinaf dilekçesi ekinde davacı banka ile dava dışı ... ... Ltd. Şti., ... ... Ltd. Şti. ile davalı ... ... Ltd.
Şti. arasında akdedilen 03.07.2014 tarihli 30.000.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi ibraz edildiği, ibraz edilen yeni sözleşmede davalı şirketin müşteri sıfatıyla imzasının bulunduğu, itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı olup, davacı yan takip talebinde açıkça dayandığı 27.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi nedeniyle davalı şirketten alacaklı olduğunu ispatlamakla yükümlü olduğu, takip dayanağı 27.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesi ile sunulan 27.10.2015 tarihli müteselsil kefalet ve hesap rehni sözleşmesinde davalı şirketin müteselsil kefil sıfatıyla isim ve imzasının bulunmadığı,
hal böyle olunca, davalı şirketin takip talebinde açıkça dayanılan 27.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı, davalı şirketin müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunmadığı sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulamayacağı, yargılama aşamasında sunulmayan sözleşmeye istinaf aşamasında sunularak delil olarak dayanılamayacağı gibi, davacı banka tarafından takibe konu alacağın takip talebinde dayanak olarak gösterilmeyen bir başka genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığının ileri sürülemeyeceği,
itirazın iptali davasının takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu gözetilerek mahkemece davalı şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin görülmediği, öte yandan, icra takip dayanağı olarak gösterilen 27.10.2015 tarihli genel kredi sözleşmesinde ve müteselsil kefalet ve hesap rehni sözleşmesinde davalı şirketin kefil sıfatıyla isim ve imzasının bulunmadığı,
davacı bankanın takip dayanağı olarak açıkça gösterdiği sözleşmede isim ve imzası yer almayan davalı şirket hakkında icra takibi başlatması haksız olduğu gibi kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, hal böyle olunca, mahkemece 2004 sayılı Kanun'un 67/2. maddesi uyarınca davacı bankanın davalı şirkete karşı icra takibine girişmekte haksız ve kötü niyetli olduğu gözetilerek davalı şirket yararına kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde anılan davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmesinde isabet görülmediği,
davalılar ..., ... ve ... vekilinin istinaf itirazı ile davacı vekilinin anılan davalılara ilişkin kurulan hükme yönelik istinaf itirazlarına gelindiğinde; yukarıda açıklandığı üzere dava konusu icra takip dayanağı 27.10.2015 tarihli müteselsil kefalet ve hesap rehni sözleşmesinde davalı gerçek kişilerin yer alan müteselsil kefaletleri sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Kanun'un 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun olduğu, yargılama aşamasında davacı vekili yazılı beyanı ile takibe konu borcun iki adet teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklandığını bildirdiği,
alınan bilirkişi ek raporunda davacının takip tarihi itibarıyla dava dışı asıl borçlu şirketten nakde çevrilen teminat mektupları nedeniyle toplam 309.137,09 TL nakit alacağı bulunduğunun tespit edildiği, tespit edilen alacak miktarı davalı gerçek kişilerin kefalet limitleri dahilinde olup, davacı banka takip tarihi itibarıyla davalı gerçek kişiler hakkında bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak miktarının tahsili talebiyle icra takibi başlatmakta haklı olduğu, takip ve davalı gerçek kişilerin icra takibine itiraz tarihlerinden sonra,
dava tarihinden önce, davacı banka 26.12.2019 tarihinde dava dışı asıl borçlu şirketin konkordato projesine muvafakat ettiğine ilişkin konkordato projesinin kabulü yönünde oy kullandığını ilgili mahkeme dosyasına yazılı olarak bildirdiği, dava dışı asıl borçlu hakkında Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/581 E., 2020/224 K. sayılı kararıyla konkordato tasdik kararı verildiği, 2004 sayılı Kanun'un 303/1 maddesi gereğince alacaklı olan davacı banka vekilince dava dışı asıl borçlu şirketin konkordatosuna muvafakat edilerek konkordato projesinin kabulü yönünde oy kullandığı,
bu durumda mahkemece takip tarihi itibarıyla bilirkişi raporu ile tespit edilen alacak miktarı yönünden davacı banka kefil olan davalı gerçek kişiler aleyhine icra takibi başlatmakta haklı ise de, dava tarihinden önce, takip ve icra takibine itiraz tarihinden sonra dava dışı asıl borçlunun konkordato projesinin kabulü yönünde oy kullanarak davalı kefillere karşı olan başvuru haklarını kaybettiği,
kefil olan davalı gerçek kişilerin dava dışı asıl borçlunun ileri sürebileceği tüm itirazları ileri sürebileceği gözetilerek davalı kefiller hakkında açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediği,
davacı tarafından davalı gerçek kişiler aleyhine icra takibi başlatılması haklı olduğu gibi davacının icra takibinde kötüniyetli de olmadığı anlaşıldığından davalı gerçek kişilerin kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerektiği, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı şirket hakkında açılan davanın reddi, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü kararında kısmen isabet görülmediğinden davalı şirket vekili ve davalı gerçek kişiler vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin istinaf itirazının reddine,
ilk derece mahkemesinin davalı şirket hakkındaki kararının kötüniyet tazminatı yönünden, davalı gerçek kişiler hakkındaki kararının ise esas yönünden kaldırılmasına, davanın reddine, davalı şirket lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, diğer davalıların kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı şirket vekilinin ise istinaf başvurusunun kabulüne, diğer davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
davanın reddine, dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen 310.867,82 TL alacak miktarı üzerinden %20 oranında hesaplanan 62.173,56 TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, davalı gerçek kişilerin koşulları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı Kanun'un 67, 303, 305 ve 306. maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 583 vd. maddeleri.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/6448, K. 2024/8289, 26 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama