KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/762 E., 2024/4344 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1136 Esas, 2022/1790 Karar
- Hüküm
- Yeniden hüküm kurulmak suretiyle dava kabul
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/217 E., 2022/162 K.
Karar Metni
1.660 kelime·8 dk okuma·12 bölüm
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 24.12.2012 tarihinde hissesini devredip ayrılıncaya kadar davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalı şirket tarafından 2016 yılında başlatılan icra takibinden yurt dışında yaşaması sebebi ile haberdar olmadığını, icra dairesi tarafından yapılan tebligatın usulsüz olduğunu, icra dosyasında istenilen paranın müvekkiline davalı şirket talimatı ile beş yıl önce gönderilen para olduğunu, açıklama olmaksızın gönderilen havalenin bir borcun ödenmesi anlamını taşıdığını, takibe konu paranın haklı sebeple istenildiğine dair ispat yükünün davalı tarafta olduğunu,
davalı şirketin kurulduğundan bu yana müvekkilinin kâr payı almadığını, müvekkilinin 14 yıl boyunca hem davalı şirketteki ortaklığını sürdürdüğünü hem de kendi nam ve hesabına davalı şirketle çalıştığını, müvekkilinin davalı şirketten alacaklı olması için sayısız sebep bulunduğunu, yapılan havaleden sonra müvekkilinin davalı şirketle fiili irtibatını keserek 2013 yılında ortaklıktan tamamen ayrıldığını, ortaklıktan ayrılmanın bile tek başına davalı şirketin müvekkiline borçlanması için yeterli olduğunu, basiretli bir tacirin 101.270,00 euroyu ortaklıktan ayrılan kişiye yanlışlıkla göndermesinin mantığa,
ticari hayatın akışına aykırı olduğunu, davalı şirketin müvekkiline muaaccel olan alacaklarının ödenmesi için yaptığı havaleyi beş yıl sonra kötü niyetle istediğini ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkili şirketin Romanya'da bulunan dava dışı bir şirketten hurda altın alımı için yine dava dışı aracı kurum ... Kıymetli Maden Tic. A.Ş. (...
Şirketi) ile anlaştığını, müvekkili şirket altın alacağı için, aracı şirkete dava konusu paranın davacıya gönderilmesi hususunda talimat verildiğini ve dekontta "altın satın alma" açıklamasına yer verildiğini ancak davacı tarafından bu paraya karşı gönderilmesi gereken altının gönderilmediğini, icra dairesinde yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu, davacının dava dilekçesinde dava dışı ...
Şirketi tarafından kendisine havale edilen paranın dayanağını açıklayamadığını, davacının ortak olduğu döneme ilişkin kâr payını aldığını, hissesini devrederken bedelini aldığını, müvekkili şirketten herhangi bir alacağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin Ortaklardan Alacaklar ve Ortaklara Borçlar muhasebe hesabında davacı ... adına açılmış bir hesap bulunmadığı, davacının ortaklar cari hesabında borç veya alacak tutarı ile ilgili bir bakiyeye rastlanmadığı, davalı şirketin kâr payı dağıtımı ile ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne tescil edilmiş herhangi bir Ortaklar Kurulu Kararının bulunmadığı, zaten kâr payı dağıtımının tescilinin zorunlu olmadığı,
davalı firmanın 2010, 2011, 2012 ve 2013 yılları Kurumlar Vergisi Beyannamelerine göre davalı şirketin 570-Geçmiş Yıllar Kâr’ları muhasebe hesabında, 2010 yılı sonunda 699.589,03 TL, 2011 yılı sonunda 818.726,49 TL, 2012 yılı sonunda 863.195,85 TL ve 2013 yılı sonunda 978.705,67 TL bakiye olduğu, Geçmiş Yıllar Kâr’ları muhasebe hesabında yıllar itibariyle azalmanın aksine her yıl artış olduğu, dolayısıyla davacı firmanın kâr dağıtımı yapmadığı, davacının dava konusu EFT işleminden kaynaklı ücretin kendisine kâr payı alacağına istinaden gönderildiği hususunu ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ödeme emrinde borcun dayanağının 17.10.2011 tarihli borç olarak gösterildiğini, ancak dayanak belge sunulmadığını, yargılama aşamasında borcun sebebinin altın satın alma olarak değiştirildiğini, ispat yükünün hatalı değerlendirildiğini, müvekkili ile davalı arasında ticari ilişki olmadığını, bilirkişi raporunda müvekkilinin borçlu olduğuna dair bir tespitin yer almadığını, müvekkiline gönderilen dava konusu paranın karşılığında dava dışı ...
Amanet Lffn Srl (... Şirketi) tarafından gönderilen ve ... şirketinin aracı kurum olarak teslim ettiği külçe altının davalı şirkete teslim edildiği belirtilmesine rağmen davalının alacaklı olduğunu ispat edememesine rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün 2016/25879 sayılı icra dosyasında davalı alacaklı tarafından davacı borçlu aleyhine 17.10.2011 tarihli borç dayanak gösterilerek 101.270,00 euro asıl alacak, 19.737,78 euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 121.007,78 euro üzerinden 08.12.2016 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağı belgenin, dava dışı ...
Şirketi tarafından davalı şirket adına düzenlenen belge olduğu, içeriğinde ... Kuyumculuğun nezdindeki AO25 no.lu hesabından ...
Kuyumculuktan gelen yazılı talimata istinaden 101.270,00 euronun ...'nin verilen banka hesabına havale yapıldığı, menfi tespit davasında ispat yükünün kural olarak davalı alacaklıda olduğu, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükünün davalıya düştüğü, somut olayda dava dilekçesinde öncelikle havale yoluyla gönderilen paranın borcun ödenmesi anlamına geldiği, aksinin davalı tarafça ispatının gerektiğini ve ispat yükünün davalı tarafta olduğunun ileri sürüldüğü,
davalı taraf ise cevap dilekçesinde davalının davacıdan altın satın alacağı için bu
paranın gönderilmesi talimatını verdiğini, talep doğrultusunda, bu paranın davacının hesabına gönderildiği, açıklama olarak da Gold Purchase (altın satın alma) olarak belirtildiği, buna karşılık davacının bu para karşılığı gönderilmesi gereken altını davalıya hiç gönderilmediğinin ileri sürüldüğü, hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu, dava konusu havale işlemini yapan dava dışı ...
Şirketi'nden bahsekonu havalenin mahiyetinin sorulduğu, "dava konusu yapılan işlemin, ... Şirketi tarafından ... Şirketine peşin ithalat kapsamında gönderilen altının ithalatına aracılık ve yine peşin ithal edilen bu altın bedelinin ithalat öncesi ... Şirketinin talimatı ile ... Şirketine ait faturada (invoice) alıcı banka bilgisi olarak verilen ...'nin hesabına transferine aracılık" olarak belirtildiği; davalı şirket tarafından 17.10.2011 tarihinde dava dışı firma ...
Şirketine hitaben davacı ...'nin hesabına 101.270,00 euro transfer edilmesi ile ilgili talimat gönderildiği, söz konusu talimata istinaden 17.10.2011 tarihinde dava dışı firma ... Şirketi tarafından, davacının banka hesabına 101.270,00 euro gönderildiği, dekonttaki açıklama kısmında Gold Purchase (Altın Satın alma) ibaresinin bulunduğu, ithal edilen 4.518,90 gram ağırlığındaki külçe altının, ... Şirketi tarafından dava dışı firma ...
Şirketine 12.10.2011 tarihinde 4.518,90 gram külçe altının 101.268,55 euro bedelle fatura edildiği, dava dışı firma ... Şirketinin de 19.10.2011 tarihinde 4.518,90 gram külçe altını 101.639,01 euro bedelle davalı şirkete fatura ettiği, söz konusu 4.518,90 gram ağırlığındaki külçe altının 19.10.2011 tarihinde dava dışı firma ...
Şirketi tarafından davalı şirket yetkilisi İsa Bilge'ye teslim edildiği, buna göre davalının davacı hesabına altın parası açıklaması ile havale ettirdiği paranın karşılığında ithal ettiği altını teslim aldığı, bu nedenle davacının dava konusu edilen havale nedeniyle davalıya borçlu olmadığı anlaşıldığından davanın kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin yerinde olmadığı,
tacir olan davalının ticari defter ve kayıtlarına göre davacının borçlu olmadığını bildiği veya bilmesi gerektiği halde, davacı hakkında icra takibi başlatmasında haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,
buna göre davanın kabulüne, davacının İstanbul Anadolu 19. İcra Müdürlüğünün 2016/25879 sayılı icra dosyasındaki takibe dayanak alacaktan dolayı davalıya borçlu olmadığının tesbitine, takip konusu borcun icra takip tarihindeki kur üzerinden TL karşılığının %20'si oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde ve yargılama safahatında sunduğu dilekçelerinde dava konusu paranın gönderilme sebebini, kâr payı alacağı, ortaklık alacağı, şirketten olan alacakları gibi sebeplere dayandırdığını, istinaf dilekçesinde ise iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağına aykırı olarak farklı sebeplere dayandığını, istinaf mahkemesince, davacının yargılamanın herhangi bir aşamasında ileri sürmediği altın teslimi vakasından yola çıkılarak müvekkilinin gönderdiği paranın borcun ödenmesi anlamına geldiğinden bahisle ispat yükünde hatalı değerlendirme yaptığını,
ispat yükü kural olarak alacaklıda ise de, davacının kendisine gönderilen paranın başka bir sebepten kaynaklandığını ileri sürmesi halinde ispat yükünün yer değiştirerek davacıya geçtiğini, davacının, dosyada bulunan beyanlarına göre, müvekkili şirketin ...
Şirketi ile yaptığı altın ticaretinin tarafı olmadığını yani bu ticaret sebebi ile kendisine bir ödeme yapılmadığını ikrar ettiğini, havale yapılırken dekontta sebebin yazılması halinde de ispat yükünün havaleyi alan tarafa geçtiğini, müvekkili ile ...
Şirketi arasında yapılan altın ticareti ile davacının ilgisinin olmadığını, söz konusu altını gönderenin davacı olmadığını, bahse konu altının müvekkilinin Romanya'da önceden olan alacaklarına istinaden geldiğini, bu sebeple davacı veya altın gönderen şirkete bu altın ticareti ile yapılan bir ödemenin söz konu olmadığını, davacın ikrar ettiği üzere, davacının zaman zaman müvekkili şirket ile ticari ilişkisinin olduğunu, müvekkilinin de yeni bir altın satın almak için bu konuda yetkilendirilmiş ...
Şirketindan daha önceki alacaklarına istinaden gelen altının bedeli kadar parayı davacıya göndermesi talimatının verildiğini, ancak davacı tarafça bu bedel karşılığı gönderilmesi gereken altının gönderilmediğini, davacının dava dilekçesinde ...
Şirketi tarafından kendisine gönderilen paranın sebebini açıklayamadığını, dava dilekçesinde alacağın sebebi olarak hususların da davacı tarafından dava konusu ödeme karşılığı bir ifada bulunulmadığını teyid ettiğini, para transferi yapıldığı tarihte davacının henüz ortaklıktan ayrılmamış olduğunu, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığını, takip kötü niyetli haksız olmadığı gibi davacının bir zararının da olmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacı hakkında başlatılan icra takibinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/762, K. 2024/4344, 27 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama