KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2023/816 E., 2024/3013 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1518 Esas, 2022/1750 Karar
- Hüküm
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/448 E., 2019/414 K.
Karar Metni
1.347 kelime·7 dk okuma·11 bölüm
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davacı tarafından davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddine, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, duruşma istemli olarak davalılar vekili, duruşmasız olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.04.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalılar vekili Avukat....dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı tarafından davalılar aleyhine Küçükçekmece 2. İcra Müdürlüğünün 2008/6642 E. sayılı dosyası ile Yapı Kredi Bankası İkitelli .... Şubesi'ne ait 22.04.2008 tarihli, 750.000,00 YTL miktarlı ve 2717525 numaralı çeke bağlı alacak için 05.05.2008 günü haciz yolu ile başlatılan icra takibine davalılarca haksız yere itiraz edildiği iddia ederek itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; uyuşmazlık konusu alacak hakkında daha önce kesinleşmiş mahkeme kararı bulunduğunu, dava şartı yokluğundan davanın reddedilmesi gerektiğini, davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını, dava konusu alacağın zamanaşımına uğramış olduğunu, dava dilekçesinde eksiklikler bulunduğunu, kanıtların bildirilmediğini, davanın esastan görüşülmesine karar verilecek olursa esastan da reddi gerektiğini savunarak davanın reddi ile %40 kötü niyet tazminatı istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/549 E. sayılı dava dosyasında aynı konuya ilişkin olarak yürütülen yargılama sonucunda, Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşmiş kararın eldeki dava dosyası açısından güçlü delil olarak kabul edildiği, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerektiği, aksi halde davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eldeki dava ile davalılar vekilinin kesin hüküm olarak ileri sürdüğü dava arasında sebep ve sonuç bakımından hiçbir benzerlik bulunmadığını, zira önceki davanın kâr payına ilişkin alacak davası olduğunu, eldeki davanın ise çek vasfını yitirip "makbuz ve delil" niteliğini koruyan çeke dayalı olarak yürütülen ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğunu, Mahkemece, takip konusu çekin düzmece çek olarak nitelendirildiğini, ancak çekin düzmece olmadığı ve hiçbir tahrifata uğramadığına dair "kovuşturmaya yer olmadığı" kararının bulunduğunu,
usulüne uygun tebligatın gerçekleşmediği durumlarda bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamayacağını, gerekçeli kararda Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/549 E. sayılı dosyasının dava dilekçesinde, "..., ... güvenini kazanmak ve olaylara müdahalesini engellemek amacıyla ...'e İmzalı bir çek vermiştir.
Bu çek de tarafımızca icraya konulmuş ise de herhangi bir borçlarının olmadığı sebebi ile çeke itiraz etmişlerdir" şeklinde beyanda bulunulduğu belirtilerek iki dava arasında bir bağlantı varmış gibi kanaat oluşturulmuş ise de, daha önceki vekilin taraflar arasındaki ilişkiyi dile getirmeye çalıştığını, genel açıklamalarda bulunduğunu, buna karşılık aynı dosya ile açılmış ve karara bağlanmış davanın 26.12.2008 tarihli duruşmasında bizzat davacı vekili soru üzerine "Davalı vekilinden soruldu.
Davacının talebi daha Önceki celsede bildirdiği üzere kâr payı alacağına ilişkindir.
Cumhuriyet Savcılığındaki çek eldeki dava konusu değildir dedi." şeklindeki beyanın tutanağa geçtiğini, iki dava arasında konu ve sebep bakımından benzerlik ve ilişki bulunmadığı yolundaki iddialarının doğrulandığını, görülmekte olan davanın bir alacak davası olmayıp çek sebebiyle yürütülen icra takibine vaki itirazın iptali davası olduğunu, takip konusu çekin keşidecilerin rızası hilafına ellerinden çıkmış olduğuna dair bir iddia söz konusu olmadığı gibi çekteki imzaların kendilerine ait olmadığı yolunda da bir delil veya itirazın bulunmadığını, aksine bütün iddiaların çekin 500,00 TL olarak düzenlendiği ve tarihsiz verildiği,
ancak tahrifat yapılmak suretiyle 750.000,00 TL olarak icraya konulduğu yönünde olduğunu, bunun böyle olmadığının da Adli Tıp Kurumu raporu ve savcılık kararı ile tespit edilip kesinleştiğini belirterek Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
2. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın esastan reddedilmiş olması sebebiyle nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekâlet ücretinin hatalı olarak belirlendiğini, davacı aleyhine hükmedilmesi talep edilen %40 kötü niyet tazminatına ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığını belirterek bu yönlerden hükmün kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf başvuru sebepleri incelendiğinde; eldeki davada itirazın alacaklıya tebliğ edilmediği, dolayısıyla henüz dava açma süresinin başlamadığı, bu sebeple Mahkemece, davacının Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/549 E., 2009/278 K. sayılı dosyasında görülen davada, davacının çeke itirazda bulunulduğu yönündeki beyanı üzerine, davacının itirazı öğrenmiş sayılacağı ve bu tarihten uzun bir süre sonra eldeki davayı açtığı gerekçeleriyle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına yönelik değerlendirmesinin yerinde olmadığı,
davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde görüldüğü, ancak bu husus sonuca etkili görülmediğinden bir kaldırma sebebi yapılmadığı, davacı vekilinin esasa yönelik istinaf itirazları incelendiğinde, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/549 E., 2009/278 K. sayılı dosyasında, gerek dava dilekçesi gerek cevaba cevap dilekçesi gerek davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan 17.10.2008 tarihli dilekçe ve gerekse 09.10.2008 tarihli duruşmadaki davacı beyanları birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın konusu olan çekin, davacının kâr payı alacağına yönelik olarak düzenlendiği,
anılan Mahkeme kararında, davacının kâr payı alacağının bulunmadığına hükmedildiği ve bu kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği, dolayısıyla anılan Mahkeme kararının eldeki dava açısından güçlü delil sayılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, mevcut delil durumuna göre davacının dava konusu çekin düzenlenmesine kaynaklık eden alacağı ispatlayamamış olması sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin yerinde olduğu, aksi yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği,
davalılar vekilinin istinaf başvuru sebepleri incelendiğinde, dava esastan reddedilmiş olduğundan nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi hatalı olup bu itibarla davalılar vekilinin istinaf başvurusunun yerinde görüldüğü,
diğer yandan her ne kadar Mahkemece, talep olmasına rağmen kötü niyet tazminatı hakkında herhangi bir değerlendirmede bulunulmamış ve bu hususta bir hüküm kurulmamış ise de yapılan incelemede, davacının icra takibi başlatmakta kötü niyetli olduğu mevcut delil durumuna göre ispatlanamadığından bu yöndeki talebin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçe yönünden kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına,
davacı tarafından davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasının reddine, yasal koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; takibe konu çekin verilme nedeninin kâr payı alacağı olmadığını belirterek ve istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itiraz sebeplerini tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
2.Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2008 yılındaki aynı taleplerle 2018 yılında dava açılarak birbiri ile çelişik, Mahkemelerde yapılan açıklamalarla taban tabana zıt ve daha önce yargılaması yapılıp bitirilmiş bir konuda yeniden yargılama yapılmasına neden olarak müvekkillerini mağdur eden, kötü niyetli davanın esastan reddedilmesi karşısında davacı aleyhine %40 tazminata hükmedilmesi gerektiğini, takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, alacağın likit bulunduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, çeke dayalı olarak başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin taraflardan alınarak yek diğerine verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/816, K. 2024/3013, 18 Nisan 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama