KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/1133 E., 2025/1806 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1941 Esas, 2023/1909 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik ve İhtisas Mahkemesi sıfatıyla
- Sayısı
- 2018/343 E., 2020/126 K.
Karar Metni
611 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.03.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili firmanın yabancı bayraklı gemilere teknik yönetim hizmeti verdiğini, bu faaliyeti kapsamında dava dışı donatana ait gemide kullanılan ve davalıdan temin edilen şanzımanda yaşanan ciddi sorunlar sonrasında geminin çalışamaz hale geldiğini, davalının yeni şanzımanı müvekkiline 247.500,00 euro bedelle ve sipariş teyidinden itibaren dört ay içinde yani en geç 12.03.2016 tarihinde teslim etmeyi taahhüt etmesine rağmen 01.04.2016 günü teslim edildiğini, bu gecikme sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek 272.942,93 USD'nin faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmenin 9.maddesi gereğince gecikme halinde davacının teslim süresini 15 gün uzatma zorunluluğunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya muhteviyatından 4 aylık teslim süresi içerisinde mal tesliminin yapılamadığının anlaşıldığı, bu sürenin sonunda sözleşmenin 9/7.maddesine göre alıcı tarafından satıcıya ek süre içeren bir ihtarname de gönderilmediğinden sözleşme hükümlerine göre satıcının temerrüde düştüğünün söylenemeyeceği, öte yandan sipariş formu ile davalının sözleşme teklifi 09.11.2015 tarihine kadar geçerli olmak üzere 06.11.2015 tarihinde mail yoluyla davacıya gönderildiği,
sipariş teklifinin 02.11.2015 tarihinde gerçekleştiği, taraflar arasında yapılan müzakereler sonucunda satım konusu emtianın teslim süresi sipariş onayından itibaren 4 ay olarak tayin edildiğinden malın teslim tarihinin 12.03.2016 tarihi olduğu, davalının teslim tarihinden bir gün önce davacıya gönderdiği e -posta ile "alt üreticiden kaynaklanan sebeplerden ötürü yaklaşık 1 ay gecikmeli olmak suretiyle malın 15/04/2016 tarihinde teslim edilebileceğini" bildirdiği,
davacının ise bu duruma açıkça itiraz etmeyip güncel teslimat tarihi ile ilgili bilgi almak için davalıyla irtibat kurma yoluna gittiği, böylelikle kendisine gönderilen e-mail ile bildirilen 15.04.2016 olan yeni teslimat tarihini kabullenmiş olduğu, kaldı ki, davalının sonradan bildirilen teslim tarihinden önce 01.04.2016 tarihinde emtiayı davacıya teslim etmiş olduğundan sözleşmeye aykırılık hukuki nedenine dayanılarak davalıdan tazminat talep etme koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı satıcının satım sözleşmesine konu olan ekipmanı teslim borcunu zamanında ifa etmemesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürelen gelir kaybı ile yapılan masraflar nedeniyle davacının uğradığı zararların tahsili istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/1133, K. 2025/1806, 13 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama