İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /11. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 11. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2024/2043 K.2025/2189

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen…

Esas2024/2043Karar2025/2189Tarih27 Mart 2025Okuma12 dk · 2.415 kelime

KÜNYE

11. Hukuk Dairesi 2024/2043 E., 2025/2189 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Mart 2025
Mahkemesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
Sayısı
2021/1504 Esas, 2024/33 Karar
Hüküm
Esastan ret
İlk derece mahkemesi
İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
Sayısı
2020/636 E. 2021/323 K.
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.415 kelime·12 dk okuma·7 bölüm

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.03.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekilleri Avukat..., Avukat ..., Avukat .... ve Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin borsada işlem gören 1 adet İş Bankası Kurucu ve 20 adet imtiyazlı İş Bankası A.Ş.

B grubu (İŞBTR) hissesi sahibi olduğunu, banka esas sözleşmesinde temettü ödemesi ile ilgili yedek akçe ayrıldıktan sonra kuruculara %10 kâr ödenmesi şartının bulunduğunu, fakat bankanın 31.05.1991 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında ödenmiş sermayenin 250.000,00 TL sınırlı olarak ifadesinin maddeye eklediğini ve dağıtılacak kâr payını Atatürk dönemindeki ilk kuruluş sermaye tutarı ile sınırlandırdığını, 2018 ve 2019 yıllarında kâr payının ise hiç ödenmediğini, temettü kısıtlamalarının ilgili kanunlara ve Atatürk'ün vasiyetine aykırı olduğunu,

kurucu intifa senetlerinin kurucuların ortaklığı kurdukları sırada gösterdikleri önemli hizmetlere karşılık olarak veya sermaye olarak koydukları malın ya da hakkın gerçek değerinin kuruluş aşamasında tanı olarak ölçülememesi gibi nedenlerle verildiğini, senet sahiplerinin ortaklık kârına katılma hakkı bulunduğunu, kurucu intifa senedi sahiplerine tanınan hakların anonim ortaklık esas sözleşmesinin bir hükmü niteliğinde ve söz konusu senetleri sonradan iktisap eden kişilerin de anonim ortaklık ile senetlerin ilk müktesepleri arasında yapılan sözleşme ile bağlı olduklarını,

pay sahibinin anonim ortaklığın kâr elde etmek ve paylaştırmak amacını izlemesi gerekliliğinden doğan hakkının sınırlandırılması veya tümüyle elinden alınmasının mümkün olmadığını, kurucu intifa senedi sahipleri bir sözleşme ile anonim ortaklığın mal varlığına katılanlar durumunda olduğundan, ana sözleşmede aksi açıkça öngörülmediği sürece bu mal varlığına katılmanın ilk esas sermaye tutarı ile sınırlandırılamayacağını, yönetim kurulunun sermayenin arttırılmasına ilişkin kararının imtiyazlı pay sahiplerince toplantıda onanmadıkça uygulanamayacağını,

aynı şekilde kurucu intifa sahiplerinin şirkete karşı bir sözleşmenin tarafı olmaları durumunda bu sözleşmenin şirket genel kurulu veya yönetim kurulu tarafından değiştirilemeyeceğini, bankanın %40,12'lik payının İş Bankası Munzam Sandık Vakfı'na ait, %31,79 payının halka açık, %28,09 payının ise Atatürk hisselerine ait olduğunu, Atatürk'ün vasiyeti gereğince hisselerinin Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil edildiğini, temettü gelirlerinin ise Türk Dil Kurumu (TDK) ve Türk Tarih Kurumu'na (TTK) ait olduğunu,

2012 yılından itibaren TDK ve TTK'nun Atatürk hisselerinden elde ettiği gelirin kamu bankalarındaki hesaplara aktarılmaya başlandığını, Temmuz 2020 itibarıyla TTK'ya aktarılan toplam temettü gelirinin 1.706.032.928,00 TL, 01.04.2020 tarihi itibarıyla TDK'ya aktarılan toplam temettü gelirinin ise 1.980.965.653,00 TL olduğunu, söz konusu bu hisselerin müvekkilinin sahip olduğu hisselerle aynı olduğunu, fakat şahıslara ödenen temettü tutarının bugünün parasıyla yaklaşık olarak 2,00-3,00 TL olduğunu, aynı hisselere farklı şekilde ve tutarda kişi ve kurumlar nezdinde ayrım yapıldığını,

müvekkilinin 31.03.2020 tarihinde davalı bankanın genel kurul toplantısına katıldığını, kâr payı ödenmemesi ve eksik ödenmesi hususlarına ilişkin olarak itirazda bulunduğunu, bu itirazlarını toplantı tutanağına şerh ettirdiğini, ancak itirazlarının davalı tarafça dikkate alınmadığını, ayrıca müvekkili tarafından bu hususta davalıya ihtarname gönderildiğini, bu ihtarnamenin de davalı tarafından dikkate alınmadığını, Türkiye İş Bankası A.Ş.'nin 1991 yılından itibaren kurucu hisse paylarına ilişkin kâr payı hakkını şirketin kuruluş sermayesi ile sınırlayan uygulamasının ve zaman zaman şirketin yıllık kârının dağıtılmamasının usul ve yasaya,

ayrıca yargı kararlarına ve Atatürk'ün vasiyetine ters düştüğünü ileri sürerek Kanun'a aykırı olan ve yoklukla batıl olan 31.05.1991 yılında alınan temettünün (nakit kâr payı) ilk kuruluş sermayesi olan 250.000,00 TL ile kısıtlı olarak ödenmesi kararının ve sözleşme değişikliğinin iptal edilmesine, alınan karar ve sözleşme değişikliğinin yokluk ve butlanla batıl olduğunun tespitine, 31.03.2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kurucu hisse (İSKUR) sahiplerine temettü dağıtılmaması kararının kanunlara aykırı olması nedeniyle iptal edilmesine, hak edilen temettünün verilmesine,

borsada halka açık olan ISKUR ve ISBTR hisseleri üzerindeki nakit kâr payı ödenmesinin, ilk sermaye ile kısıtlı olarak ödeme kararının hem vasiyete hem de Kanun'a aykırılık teşkil etmesi nedeniyle kaldırılmasına ve bilançoda kâr elde edilen yılın mevcut sermayesi ile ödenmesine, 1991 yılından dava tarihine kadar olan söz konusu hisselerin üzerindeki temettülerin bilirkişice tespit edilerek faiziyle ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde.

Atatürk hisseleri bakımından hiç bir ehliyeti/sıfatı bulunmayan davacının, Atatürk hisselerinin nemalandırılması ve de üstüne üstlük Atatürk'ün mirasına göre gelir elde eden Kurum'lara yapılan ödemelerin tespitine/durumuna ilişkin bulunmuş olduğu taleplerin yersiz olmasından ötürü öncelikle bu talepler yönünden davanın reddi gerektiğini, müvekkili banka nezdinde kurucu intifa senedi sahipliği iddiasında bulunan davacının bu hak sahipliğine ilişkin açıklayıcı/bildirici hiç bir delil ve emareye davayı açarken yer vermediğinden ve ispatlayamadığından bu yönden de davanın ehliyet yönünden reddi gerektiğini,

iptali talep edilen müvekkili banka genel kurulunun aldığı 31.03.2020 tarihli kararın iptal talebi yönünden 3 aylık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davacı tarafından dava tarihinden 30 yıl önce mevzuata uygun olarak alınan genel kurul kararı ile yapılan ana sözleşme değişikliğinin iptalinin/butlanının istenemeyeceğini, davacının, değeri belirli bir kurucu intifa senedi edinmiş olup senedin mevcut durumu dışında zorlama ve dayanaksız yorumlarla hak sahipliği iddiasında bulunamayacağını, müvekkili Bankanın ana sözleşmesi madde 22’de,

çıkarılacak hisse senetlerinden en az yüz hisse alanların kurucu sayılacağı ve beher yüz hisse için kendilerine bir adet kurucu hissesi verileceğinin hükme bağlandığını, aynı maddenin ikinci bendi ile de 4 milyon sermaye tutarının kurucu hisse sınırı olarak belirlendiğini, ortaklığı kurdukları sırada harcadıkları emeğe karşılık olarak kuruculara, para ve bedelsiz pay senedi vermek gibi ortaklık sermayesinin azalması sonucunu doğurabilecek bir menfaat tanınamayacağını, bu hükme aykırı ana sözleşme hükümlerinin geçersiz olduğunu, ancak,

dağıtılabilir kârdan kanuni yedek akçe ile pay sahipleri için yüzde beş kâr payı ayrıldıktan sonra kalanın en çok onda biri oranında intifa senetleri bağlamında kuruculara ödeme yapılabileceğini, kurucu intifa senedi sahiplerine sağlanacak menfaatlerin sınırlandırılabilmesinin yeni ve önceki kanunda açıkça korunduğunu, yeni kanun ile anonim şirketlerin pay senetlerini halka arz etmeden önce kurucu intifa senetlerini herhangi bir bedel ödemeden iptal edecekleri,

aksi hâlde intifa senetlerinin kendiliğinden geçersiz sayılacağı yönünde düzenlemeye gidilerek yalnızca atıfete göre bir karşılık olmaksızın çıkarılan intifa senetleri ile halka arz etmiş anonim şirketlerin sermaye güvenliğine aykırılığın önüne geçildiğini, davacının tüm sermaye üzerinden haksız bir talepte bulunduğunu, zaten müvekkili Banka tarafından kurucu intifa senetlerinin ilk sermaye ile sınırlı olarak da değil, irade beyanlarının eşleştiği /tamamlandığı koşullardan 250.000 kez daha fazla olarak davacıyı yararlandırdığını, kurucu senetlerine tanınan hakların genel kurul kararıyla ihlal edilemeyeceğini,

ancak ana sözleşme ile tanınan hakkın bu ana sözleşme sermayesiyle sınırlı müktesep hak olduğunu, ana sözleşme ile söz konusu haklar için sınırlama getirilebileceğini, Atatürk mülkiyetindeki hisseler de dahil olmak üzere tüm hisselerin gruplarına ve niteliklerine göre eşit işleme tabi tutulduğunu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) tarafından bankaların sermayelerinin korunması tedbirleri kapsamında olduğu kâr payı ödenmesinin yapılmamasına ilişkin 14.11.2018 tarihli ve 12.12.2019 tarihli kararları gereğince 2018 ve 2019 yılı kâr payı ödemesi yapılamadığını,

tüm bu nedenlerle davacının Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün hisseleri ve mirasına göre gelir elde eden Kurum'lara ilişkin tüm tespit ve diğer taleplerinin yerinde olmadığını, dava konusu talepler yönünden de davacının hak sahipliğini ve dava ehliyetini/sıfatını ispatlayamadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın 13.11.2020 tarihinde açıldığı, pandemi nedeniyle sürelerin 30.06.2020 tarihine kadar durması/işlememesi dikkate alındığında dahi 31.03.2020 tarihli genel kurul kararlarının iptali talebiyle açılan davanın 3 aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu anlaşıldığından 31.03.2020 tarihli davalı banka genel kurul kararının iptali talebiyle açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verildiği,

davacının diğer talebinin ise davalı bankanın esas sözleşme değişikliği ile 31.05.1991 yılında alınan temettü (nakit kâr payı) ödenmesinin ilk kuruluş sermayesi olan 250.000,00 TL ile kısıtlı olarak ödenmesi kararının mevzuata aykırı olması nedeniyle iptali/ butlanına istemine ilişkin olduğu, davacının iptal/butlan talebine konu ettiği esas sözleşme değişiklik tarihinin 31.05.1991 tarihi olduğu, davanın sözleşme değişiklik tarihinden yaklaşık 30 yıl sonra açıldığı,

davacı asilin 15.04.2021 tarihli duruşmadaki beyanında, dava konusu İSKUR ve İSBTR hisselerini bankanın 31.03.2020 tarihli genel kurul toplantısından kısa bir süre önce aldığını belirttiği, davacının 31.03.2020 tarihli genel kurul toplantısından kısa bir süre önce dava konusu hisseleri satın almış olduğu göz önüne alındığında, davacının hisseleri satın almasından 30 yıl kadar önce yapılmış olan esas sözleşme değişikliğinin ilk ana sözleşmeye aykırı olduğunun 30 yıl sonra ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanımı niteliğinde bulunduğu,

davacının, hisselerin özelliklerini, üzerinde sermaye kısıtı bulunup bulunmadığını, kâr payı verilip verilmediğini bilerek hisseleri satın aldığı, hisseleri satın aldıktan kısa bir süre sonra bankanın 31.03.2020 tarihli genel kurul toplantısına katılarak hisse üzerindeki sermaye kısıtının kaldırılması ve kâr payı talep etmesi dikkate alındığında davacının satın aldığı hisselerin tüm özelliklerini bildiğinin anlaşıldığı,

üzerinde sermaye kısıtı bulunduğu hâlde söz konusu hisseyi satın alan davacının bunun sonuçlarına katlanması gerektiği, hisseleri elde ettiği tarihten 30 yıl önce alınan esas sözleşme değişikliği kararının iptali/butlanına karar verilmesi ve kâr payı talep etmesinin haksız olduğu sonucuna varıldığı,

31.03.2020 tarihli davalı banka genel kurul kararının iptali talebiyle açtığı davanın hak düşürücü süre nedeniyle, 30.05.1991 tarihli davalı banka genel kurul kararlarının butlanı talebiyle açtığı davanın esas yönünden reddine karar verilmesi nedeniyle kendisine sahip olduğu hisseler nedeniyle kâr payı ödenmesi yönündeki talebinin de yerinde olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 31.03.2020 tarihli davalı banka genel kurul kararının iptali talebiyle açılan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine, 30.05.1991 tarihli davalı banka genel kurul kararlarının butlanı talebiyle açılan davanın esas yönünden reddine karar verilmiş,

hüküm davacı vekilince istinaf edilmiş, yine İlk Derece Mahkemesinin 05.07.2021 tarihli ek kararı da davacı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı Banka nezdinde 1 adet kurucu intifa senedi ile B grubu hisse sahibi olduğu, davalı Bankanın ana sözleşmesinin 22. maddesi ile kurucu intifa senedi çıkarılmasının kabul edildiği, kuruluş tarihindeki ana sermayesinin 1.000.000,00 TL olduğu, 31.05.1991 yılında yapılan ana sözleşme değişikliği ile kurucu intifa senetlerine ödenecek kâr payının sınırlandırılmasına karar verildiği, davacının ana sözleşme değişikliği tarihinde kurucu intifa senedi sahibi olmadığı,

2020 yılında yapılan olağan genel kurul toplantısından kısa bir süre önce söz konusu intifa senedini edindiği, kurucu intifa senedinin mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 402/2. maddesinde düzenlendiği, anılan maddede kurucu intifa senedi sahiplerine ödenecek kâr paylarının sınırlandırılmayacağına dair bir düzenleme olmadığı, davacının kurucu hisse senedi sahibi olarak davalı Bankanın sermaye artırımlarına katılmadığı ve kurucu intifa senedini edindiği tarih itibariyle davalı Banka tarafından hak sahiplerine 30 yıldır aynı sermaye miktarı ile sınırlı şekilde kâr payı ödemesi yapıldığı,

her ne kadar davacı tarafından kurucu intifa senedi sahipleri ile davalı Banka arasındaki ilişkinin sözleşmeye dayandığı ve davalının tek taraflı olarak sözleşme hükmünü değiştiremeyeceği iddia edilmiş ise de, davalı Bankanın 30 yıldır uyguladığı ana sözleşme değişikliğine karşı ne davacının kurucu intifa senedini devraldığı hak sahibi tarafından ne de istinaf başvurusunda ileri sürdüğü Atatürk'ün hak sahibi olduğu kurucu intifa senetlerine ödenecek kâr payının varisleri olan Türk Tarih Kurumu ile Türk Dil Kurumu tarafından açılmış herhangi bir iptal davası olmadığı,

davacı tarafından dava dilekçesinde, anılan Kurumlara yapılan kâr payı ödemesinin daha fazla olduğu iddia edilmiş ve davalı Banka tarafından Mahkemece yazılan yazıya cevaben, kurucu intifa senedi sahipleri arasında herhangi bir ayrım yapılmaksızın ana sözleşme değişikliği ile getirilen sermaye sınırlandırmasına göre kâr payı ödemesi yapıldığı bildirilmişken istinaf başvuru dilekçesinde bu kez bu Kurum'lara 250.000,00 TL sermaye miktarı ile sınırlı şekilde kâr payı ödemesi yapılmasının Atatürk'ün vasiyetnamesine, Anayasa'ya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne, miras hukukuna, Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunun ileri sürüldüğü,

Atatürk'e ait kurucu intifa senetleri ile ilgili hak sahipliğinin davacıya ait olmadığı, davacının ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin vasiyetname ile hak sahibi kılınan Kurum'lar tarafından açılacak bir davada ileri sürülebileceği, davalı Bankanın kâr payı ödemesinin 250.000,00 TL ile sınırlandırılmasına yönelik ana sözleşme değişikliğinin batıl olmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı gibi davacı tarafından davadan kısa bir süre önce edinilen,

30 yıldır aynı şekilde kâr payı ödemesi yapılan ve bu uygulamaya karşı önceki hak sahibi tarafından hiçbir itiraz ileri sürülmeyerek zımni olarak kabul edilen bir ana sözleşme değişikliğinin batıl olduğu iddiasının ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması niteliği taşıdığı gerekçesiyle davacının gerekçeli karara ve ek karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, kurucu intifa senetlerine ödenen temettünün ilk kuruluş sermayesiyle sınırlandırılması ve ana sözleşme değişikliğine ilişkin genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti, olmazsa iptali ile nakit kâr payı ödenmesi talebine ilişkindir.

B.Değerlendirme ve Gerekçe

1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle kural olarak,

kurucu intifa senedi sahiplerine kuruluş sermayesi ile sınırlı olmamak üzere kâr payı verilmekle birlikte davalı Bankanın 1991 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında dağıtılacak kâr payına sınırlama getirilmiş olmakla bu sınırlama geçerli olup davacının 1991 tarihli genel kurul kararına (sınırlamaya) yönelik temyiz itirazlarının yerinde olmamasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde

görülmemiştir.

2.Davacının 31.03.2020 tarihli davalı banka genel kurul toplantısında alınan kararın iptaline ve kurucu intifa senedi karşılığı nakit kâr payı ödenmesi istemine ilişkin Mahkemece verilen karara yönelik temyizine gelince; kurucu intifa senedi sahipleri ile şirket arasında ortaklık ilişkisi bulunmadığından şirketle kurucu intifa senedi sahibi şahıslar arasındaki ilişki, sözleşmesel ilişkidir. Bu nedenle şirket tek taraflı olarak intifa hakkını bertaraf edemez.

Bu ancak intifa hakkı sahibinin rızası ile mümkündür. Hak sahibi, bu hakkını zamanaşımı süresi içinde her zaman ileri sürebilir. Bu bağlamda davacının, 31.03.2020 tarihli davalı banka genel kurul toplantısında alınan kararın iptaline yönelik davasının, hak düşürücü süreden reddi doğru değildir.

Ancak BDDK tarafından bankaların 2018 ve 2019 yıllarında elde ettikleri kârın dağıtımına izin verilmemiş olduğundan talimata uygun olarak bu yıllar için kâr dağıtımı yapılmadığı ve kurucu intifa senedi sahibinin, senedi devralmış olduğu tarihi kapsayan mali yılı için ancak kâr payı isteyebileceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş olması bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

SONUÇ / HÜKÜM

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, davacının temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “hak düşürücü süre nedeniyle" ibaresinin çıkartılarak yerine “esastan” ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.03.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının somut uyuşmazlık çerçevesinde usul ve yasaya uygun olması nedeniyle onanması gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki düzelterek onama kararına muhalif kalmaktayım.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2043, K. 2025/2189, 27 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Karar
  4. I. Dava
  5. II. Cevap
  6. III. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  7. IV. İstinaf
  8. V. Temyiz
  9. Karşı Oy
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2043
Karar No
2025/2189
Tarih
27 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2048 K.2025/1322
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2049 K.2025/1415
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2024/2049 K.2025/1042
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2051 K.2025/1631
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2024/2053 K.2025/4371
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2024/2060 K.2025/1294

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.