KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2404 E., 2025/813 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/282 Esas, 2024/344 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/286 E., 2020/199 K.
Karar Metni
646 kelime·3 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; meyve suyu üretim ve pazarlama alanında faaliyet gösteren müvekkilinin “...” markalı ürünlerinin dünya genelinde tanındığını, markanın aynı zamanda müvekkili şirketin ticaret unvanının esaslı unsuru olduğunu, davalının 98364 sayı ile adına tescilli “...” markasını kullanmadığını, davalı adına tescilli markanın müvekkilinin tanınmış “...” markası ile çok benzediğini, markalar arasında iltibas riski bulunduğunu ileri sürerek davalı adına tescilli 98364 sayılı “...” ibareli markanın kullanılmama nedeniyle iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 9. maddesinin yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden önce marka sahibine markasını kullanma yükümlülüğü yükleyen yasal bir mevzuat hükmü bulunmadığını, SMK'nın yürürlükte olmadığı dönem için marka sahibinin markayı kullanma zorunluluğundan söz edilemeyeceğini, dava konusu markanın müvekkilince kullanıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Amerika Birleşik Devletleri'nde faaliyet gösteren davacının Türkiye'de de tescilli birçok ... markası bulunduğu, davayı açmakta hukuki menfaatinin olduğu, davalı tarafından dava konusu markanın kullanıldığına dair herhangi bir delil ibraz edilmediği, markanın yasal süre olan 5 yıllık süre içerisinde kullanılmadığı, tanınmış markaların kullanılmama nedeni ile iptal edilemeyeceği yönünde bir düzenleme bulunmadığı,
5 yıllık yasal sürenin SMK'nın yürürlüğe girdiği 10.01.2017 tarihinden sonra başlayacağı yönündeki savunmaların yerinde görülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescilli 98364 numaralı Mis ... ibareli markanın kullanılmama nedeni ile tescilli olduğu tüm emtialar yönünden iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu markanın tescilli olduğu emtia sınıfı kapsamında Türkiye'de ciddi bir şekilde kullanıldığının davalı tarafça kanıtlanamadığı, markanın tanınmış olmasının sonucu etkilemeyeceği, bu itibarla İlk Derece Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, ancak her ne kadar Mahkemece kurulan hükümde davacı lehine 5.910,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş ise de karar tarihinde yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine (AAÜT) göre hükmedilmesi gereken vekâlet ücretinin 4.910,00 TL olduğu,
belirtilen yanlışlığın mahallinde düzeltilebilir bir maddi hata olması nedeniyle bu hususun ayrıca bir kaldırma nedeni yapılmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kullanmama hukuki sebebine dayalı markanın iptaline ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince konusu para olmayan hukuki yardımlara ödenecek ücret Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesinde takip edilen davalar için 4.910,00 TL olmasına rağmen, mahkemece 5.910,00 TL vekâlet ücretine hükmedilmiş olması doğru olmayıp bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2404, K. 2025/813, 12 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama