KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2475 E., 2024/8082 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/503 Esas- 2024/80 Karar
- Hüküm
- Asıl dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, birleşen davanın kısmen kabulü
- Birleşen dava
- İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/23 E. sayılı dosyası
Karar Metni
863 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; asıl davada müvekkilinin dava dışı ... Pazarlama A.Ş.'nin hissedarı, davalının da mali ve idari işlerden sorumlu murahhas yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olduğunu, ... A.Ş. tarafından kullanılan ve müvekkili ile davalının müteseselsil kefili oldukları kredi borçları kapsamında, dava dışı muhtelif bankalara müteselsil kefalet nedeniyle yapılan ödemenin davalı müteselsil kefilden payı oranında tahsili gerektiğini ileri sürerek, şimdilik 100.000,00 TL’nin bankaların uyguladığı en yüksek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
2. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; asıl davada talep edilmeyen 373.396,00 euro ve 508.166,66 USD'nin birleşen dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili asıl ve birleşen davaya cevap dilekçesinde; asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak, asıl dava yönünden Mahkemece verilen 30.05.2019 tarih ve 2016/137 E., 2019/472 K. sayılı kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 08.04.2021 tarih ve 2019/4094 E., 2021/3484 K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği gerekçesiyle asıl dava yönünden karar verilmesine yer olmadığına, birleşen dava yönünden;
davacının dava dilekçesi ile seçim hakkını ülke para birimi olan TL'den yana kullanmış olup, birleşen davada bu tercihinden dönerek borcun yabancı para üzerinden tahsilini talep edemeyeceği, bu durumda, davalıdan rücuen tahsiline karar verilecek yabancı para borcunun seçim hakkının kullanıldığı tarih olan asıl dava tarihi esas alınarak hesaplanacak TL karşılığı üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiği, davacının asıl dava dilekçesinde davalıdan 550.000,00 euro ve 500.000,00 USD rücu hakkı bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000,00 TL'nin davalıdan tahsili talep etmiş;
birleşen davada ise asıl davada talep ettiği 100.000,00 TL'nin ilk dava tarihindeki euro karşılığının 51.604,00 euro olduğunu belirterek, bakiye 373.396,00 euro ile 508.166,66 USD'nin davalıdan tahsili talep ettiği, asıl dava tarihinin 05.12.2006 tarihi olduğu, bu tarih itibariyle Merkez Bankası USD efektif satış kurunun 1,4546 TL, euro efektif satış kurunun 1,9378 TL olduğu, bu durumda birleşen dosya kapsamında davacının yabancı para cinsinden talep ettiği 373.396,00 euro karşılığının 723.566,76 TL, 508.166,66 USD karşılığının 739.179,22 TL olduğu, davacının asıl davada, ......A.Ş’nin ...
Bankası... A.Ş ve İngiltere’de mukim ...
Bank PLC’den kullandığı kredilerin kefil sıfatıyla kendisi tarafından ödendiğini, ödediği tutarın yarısını diğer kefil olan davalıya rücu etme imkanı bulunduğunu ileri sürdükten sonra, davasını bu kredilerden herhangi birine münhasır kılmadan ve hangi kredi için ne tutarda rücu talep ettiğini bildirmeden 100.000,00 TL’nin tahsilini talep ettiği, bu hale göre, davacının ...'den kullanılan kredi sebebiyle asıl davada talep ettiği rücu miktarının 50.000,00 TL olduğunun kabulü gerektiği, asıl davanın tamamıyla kabulüne karar verilmesiyle birlikte davalının, ...
Bankası'ndan kullanılan kredi sebebiyle kefil sıfatıyla sorumlu olduğu 60.000,00 TL üst limitin 50.000,00 TL’sinin son bulduğu gözetilerek, birleşen davadaki ... Bankası'ndan kullanılan kredi sebebiyle vuku bulan rücu talebinin kalan limit dahilinde değerlendirilmesi gerektiği, bu durumda, davacının birleşen davada ... Bankasından kullanılan kredi nedeniyle talep edebileceği miktarın 10.000,00 TL olduğu, davacının birleşen davada, ...
Bank PLC'den kullanılan kredi nedeniyle davalıdan 508.166,66 USD talep ettiği davacı tarafın, ilk dava ile seçimlik hakkını kullanıp alacağını TL cinsinden talep etmesi de dikkate alındığında, davacının birleşen davada talep ettiği miktarın (508.166,66-USDx1,4546)=739.179,22 TL olduğu , davacının asıl davada, kullanılan kredilerden herhangi birine münhasır kılmadan ve hangi kredi için ne tutarda rücu talep ettiğini bildirmeden 100.000,00 TL’nin tahsilini talep ettiği, bu hale göre, davacının ...'den kullanılan kredi sebebiyle asıl davada talep ettiği rücu miktarının 50.000,00 TL olduğu, aynı şekilde davacının ...
Bank PLC'den kullanılan kredi sebebiyle asıl davada talep ettiği rücu miktarının da 50.000,00 TL olduğunun kabulü gerektiği, bu durumda davacının birleşen davada talep edebileceği 739.179,22 TL'den, 50.000,00 TL'sinin asıl davada talep edilip hüküm altına alınmış olduğu anlaşıldığından, davacının birleşen davada, ...
Bank PLC'den kullanılan kredi nedeniyle davalıdan talep edebileceği miktarın (739.179,22 TL-50.000,00-TL)=689.179,22 TL olduğu, onuç olarak, davacının birleşen davada, davalıdan, ... Bankası'ndan kullanılan kredi nedeniyle 10.000,00 TL, ...
Bank PLC'den kullanılan kredi nedeniyle 689.179,22 TL olmak üzere toplam (10.000,00-TL+689.179,22-TL)=699.179,22 TL rücuen alacak talebinde bulunabileceği, bilirkişi heyetinin hatalı hesaplamaya dayalı olarak düzenledikleri rapor ve ek rapora itibar edilmeyip, hesaplama Mahkemece yapılmak suretiyle birleşen dosya kapsamında talebin 699.179,22 TL üzerinden birleşen dava tarihi olan 09.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı ... A.Ş.'nin ortağı bulunan tarafların, müteselsil kefili oldukları şirketin kredi borçları kapsamında, davacı tarafından alacaklıya kefalet nedeniyle yapılan ödemenin, diğer kefil olan davalıdan, payı oranında rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 488 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2475, K. 2024/8082, 20 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama