KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2504 E., 2025/709 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/826 Esas, 2024/182 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi (Yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/506 E., 2020/773 K.
Karar Metni
1.261 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bayiliğe ilişkin 24.01.2002 tarihli özel statü bölge distribütörlüğü anlaşması ve ek protokollerin imzalandığını, sözleşme teminatı olarak dört adet taşınmaz üzerine 07.01.2008 tarihinde ipotek konulduğunu, davalının icra takibi yaptığı 11.03.2014 tarihine kadar alacağın tahsili için hiçbir işlem yapmadığını, müvekkilini temerrüde düşürmediğini, İstanbul 10. İcra Müdürlüğünün 2014/1630 E. sayılı dosyasında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla 2.525.422,60 TL asıl alacak, 2.621.562,40 TL işlemiş faiz ve 285.417,78 TL karşılıksız çek bedeli olmak üzere 5.432.402,78 TL’lik takip başlattığını,
ancak takipte ipoteğin paraya çevrilmesi istenen taşınmazlar üzerinde 2.400.000,00 TL ve 2.600.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, ipotek faizsiz olup 5.000.000,00 TL ile sınırlı olmasına rağmen davalının bu miktarı aştığını, asıl alacağa itirazları olmadığını, ancak davalının takip öncesi müvekkilini temerrüte düşürmediği gibi çok fahiş miktarda faiz istediğini, sözleşmede belirlenmiş bir ödeme günü olmadığını, sözleşmenin sona ermediğini, ihtarname olmamasına rağmen 22.12.2008 tarihinden itibaren faiz işletildiğini, oysa 02.01.2004 tarihli ek protokol ile sözleşmenin 2011 yılına kadar uzatıldığını,
aralarında cari hesap ilişkisinin bulunduğunu, işlemiş faiz olması halinde davalının vade farkı faturası düzenlemesi gerektiğini, şirket ortağı ... adına kayıtlı olan taşınmazın da davalı adına tescil edildiğini, bu taşınmaz bedelinin mahsubunun gerektiğini, ayrıca karşılıksız kalan çek bedellerine ilişkin talebin de sözleşmeye aykırılık taşıdığını, çeklerin aynı borcun teminatı olduğunu, müvekkili tarafından boş imzalı şekilde düzenlenerek davalıya verilen çeklerin alınan akaryakıt tutarı kadar davalı tarafından doldurduğunu, davalının takibe koymadığı çekler için karşılıksız çek tazminatı istemesinin yasal olmadığını,
anılan şekilde verilen çeklerden ödenmeyenlerinin alınarak yenisi ile değiştirildiğini ileri sürerek müvekkilinin İstanbul 10. İcra Dairesinin 2014/1630 E. sayılı dosyasında asıl alacak dışında işlemiş faiz ve karşılıksız çek tazminatı yönünden borçlu olmadığının tespiti ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiş, daha sonra Mahkemenin istemi üzerine sunduğu dilekçesinde, davanın 5.000.000,00 TL toplam ipotek bedelinden dava konusu olmayan asıl alacak miktarı düşünce kalan 2.474.577,40 TL değerinde olduğunu beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; alacağa karşılık verilen çeklerin karşılıksız çıkması üzerine karşılıksız çıkan çeklerle ilgili 2009 yılında yapılmış çok sayıda icra takibi olduğunu, ancak davacının borcunu ödemediğini, davacının borcunu ödemediği gibi bir takipte kötü niyetli olarak İcra Hukuk Mahkemesinde şikayet yoluna gittiğini ve icranın geri bırakılmasına karar verildiğini, ipotek senedinde borçların ödenmemesi halinde aylık %10 oranında faiz işletileceğinin açıkça yazıldığını, alacaklarının faturalardan kaynaklandığını ve davacının alacağın ne zaman ödeneceğini bilmesi gerektiğini,
ödemek amacıyla çekler verilmiş olmasının alacağın muaccel olduğunu gösterdiğini, faturaların davacı defterlerinde de kayıtlı olduğunu, karşılıksız çıkmaları nedeniyle çek tazminatı alacağının doğduğunu, davacının asıl alacağa itiraz etmemesiyle açıkça borcunu ikrar ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamına göre, ipoteğin üst sınır ipoteği olduğu, takibe konu 2.525.422,60 TL asıl alacakla ilgili çekişme olmadığı, takibe konu alacağın ödenmeyen çeklerden kaynaklandığı, işlemiş faiz için çeklerdeki ödeme tarihinden takip tarihine kadar ticari faizi ile 2.240.550,00 TL hesaplandığı, karşılıksız kalan çeklerden %10 oranda 252.542,26 TL çek tazminatı isteyebileceği, davalının toplamda 5.018.613,55 TL takipte alacak talebinde haklı olduğu,
ancak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ipotekler üst sınır ipoteği olup 5.000.000,00 TL limitle sınırlı olduğundan takipte sadece bu miktarın talep edilebileceği, dava dilekçesindeki ilk talebin ipotek limitini aşan 432.402,78 TL'den sorumlu ve borçlu olmadıkları yönünde olduğu,
ikmal edilen harç miktarı da gözetilerek 18.613,55 TL bedelden davacının borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının İstanbul 10. İcra Dairesinin 2014/1630 E. sayılı dosyasında işlemiş faiz ve çek tazminatı yönünden 18.613,55 TL'den borçlu olmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılama sırasında davalı vekilinin de itirazı ile asıl alacak tutarını aşan kısım üzerinden harcın tamamlanması için davacı vekiline kesin mehil verildiği, icra takibinde ipotek limitini aşan tutarda ödeme emri gönderilmiş ise de takip aşamasında her iki taşınmaz da kamulaştırıldığından ipotek alacağının kamulaştırma bedeline dönüştüğü, davadan önce 30.03.2015’de yapılan kapak hesabında "6.086.066,80 TL " dosya borcu hesap edilmesine rağmen 07.04.2015 tarihli icra müdürlüğü kararı ile "alacak 5.000.000,00 TL limitle sınırlıdır" denildiği,
ipotek limitini aşan kısım için işlem yapılmadığı, ipotek limitinin icra müdürlüğünce resen inceleneceği, bu nedenle icra müdürü tarafından 08.05.2015 tarihli müzekkere ile kamulaştırma bedelinden ipotek limiti gözetilerek 5.000.000,00 TL istenip dosyaya getirtilerek alacaklıya ödendiği, davalı ipotek alacaklısı tarafından 5.000.000,00 TL'yi aşan tutarda talepte bulunulmuş, bu yolda ödeme emri tebliğ edilmiş, davalı borçlu tarafından takibe itiraz edilmeyerek takip kesinleşmiş ise de; ipotek limitinin aşılmasının icra takip hukukunda kamu düzenine ilişkin olduğu,
bu miktarı aşan tahsilat yapılması isteminin icra müdürlüğünce kabul edilmeyerek dosyanın infazının da 5.000.000,00 TL ipotek limiti ile yapıldığı, alacaklı tarafından icra müdürünün bu kararına karşı şikayet yoluna başvurulmadığından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takip tutarının 5.000.000,00 TL ile sınırlı olduğunun kabulünün gerektiği, davacı asıl alacağa yönelik dava açmadığından, eldeki davanın değerinin asıl alacak 2.525.422,60 TL’nin mahsubuyla 2.474.577,40 TL olduğu,
davacı vekilinin de taleplerinin açıkça bu tutara ilişkin olduğunu beyan ettiği, yapılan hesaplamada 2.240.648,69 TL işlemiş faiz ve 252.542,26 TL çek tazminatı tahakkuk ettiğinin anlaşıldığı, davalı tarafça davacı aleyhinde başlattığı kambiyo takibi dosyaları bildirilmiş ise de bu dosyaların getirilmediği, ancak davalı vekili tarafından işlem yapılmadığından icranın geri bırakılma kararları verildiğinin bildirildiği,
kambiyo takibine konu edilen karşılıksız çıkan çeklere ibraz tarihinden itibaren avans faizi işleyeceği, davacının çek keşidecisi olduğunun ve davacı tarafça alışverişinde çek verildiğinin kabulü nedeniyle davacının kendisinden işlemiş faiz ve çek tazminatı istenemeyeceği yolundaki iddialarının yerinde görülmediği, ödenmeyen çeklerin yasal koşulları taşıyan davalı defterlerine kaydedildiği, bedellerinin ödenmediğinin ve icra takibine konu edildiklerinin tespit edildiği,
davacı tarafça esasen asıl alacağa itiraz edilmediğinden alacağın karşılıksız çeklerden kaynaklandığının kabulünün gerektiği, ipotek senedindeki kararlaştırma nedeniyle ibrazında ödenmemesi halinde davacının temerrüte düşeceğinin kabulü gerektiğinden davalı da cari hesabı değil çek alacaklarını istediğine göre davacıya ayrıca ihtar keşide edilmesine gerek bulunmadığı, 5.018.613,55 TL davacının borcunun bulunduğu,
ipotek nedeniyle davacının sorumluluğu 5.000.000,00 TL olduğundan, daha fazla bir miktar borçlu olsa dahi ipotek nedeniyle bu miktar aşılamayacağından davacının borcunun 5.000.000,00 TL sınır içinde değerlendirilmesi gerekirken 18.613,55 TL yönünden kabulüne karar verilmesinin ve kabule göre de 5.000.000,00 TL'nin üzerinde ıslah yapılmadığı kabul edilmesine rağmen ıslah edilmediği kabul edilen kısım için davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı,
ipotek limitini aşan tutarda borç hesaplandığına göre davacının menfi tespit isteyemeyeceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm tesis edilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2504, K. 2025/709, 10 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama