KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2544 E., 2024/6485 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/45 Esas, 2022/608 Karar
- Hüküm
- Davanın reddi
Karar Metni
798 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Taraflar arasında görülen davada mahkemece verilen kararı onayan Dairenin kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltme talebinde bulunulmuş olmakla, tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup görüşüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... Enerji Üretim A.Ş. ve ...
Enerji Üretim A.Ş. arasında yapılan sözleşme ile müvekkiline olan borçlarının ödenmesi için HES projesi kapsamındaki gelirlerinin temlik sözleşmesi ile müvekkiline devredildiğini, daha sonra adı geçen şirketlerin iflas ertelemesi istediğini, davalıların ise iflas erteleme davasında anılan şirketlere kayyum olarak atandıklarını, davalıların iflas ertelemesi isteyen şirketlerin HES gelirlerinin müvekkili bankaya temlik edildiğini bilmelerine rağmen bu gelirlerin borçlu şirketlerce kullanılmasına göz yumduklarını,
iflas ertelemesi isteyen şirketlerin tüm yönetim kurulu kararlarını denetleyen ve onaylayan davalıların HES gelirlerinden elde edilen tutarların müvekkili hesaplarına gönderilmesi gerekirken şirketlerin hesaplarına aktarılarak kullanılmasına açıkça muvafakat etmeleri ve onay vermeleri nedeniyle müvekkili alacaklı bankanın zararına sebebiyet verdiklerini ileri sürerek 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107 nci maddesi gereğince şimdilik 20.000,00 TL tazminatın yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin sorumluluğu bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davacı banka ile dava dışı ... Enerji Üretim A.Ş. arasında 23.12.2010 tarihinde, dava dışı ... Enerji Üretim A.Ş. arasında 13.10.2010 tarihinde kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin ekinde ayrıca alacağın temliki sözleşmesi akdedildiği, ilgili Hes projeleri kapsamında elektrik enerjisi satışından elde edilecek tüm gelirlerin davacı bankaya temlik edildiği, dava dışı ... Enerji Üretim A.Ş. ve ...
Enerji Üretim A.Ş. şirketleri ile bağlı diğer şirketlerin iflasın ertelenmesi talepli açtıkları davada davalıların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 179/a maddesi (mülga) gereğince bu şirketlere kayyım olarak atandıkları, yönetim kurulunun tüm kararlarının kayyım onayına tabi tutulmasına karar verildiği, öncelikle alacağın temliki sözleşmelerinin geçerli olup olmadığının belirlenmesi gerektiği, davacı banka tarafından İdare Mahkemelerinde açılan davalar sonucunda temlik sözleşmelerinin geçersiz olduğunun tespit edildiği,
bu kararların Danıştay incelemesinden geçerek kesinleştiği, İdare Mahkemelerinin kesinleşen kararları ile temlik sözleşmelerinin geçerli olabilmesi ve temlikler kapsamında dava dışı şirketlerin elektrik üretiminden kaynaklanan alacaklarının davacı bankaya ödenebilmesi için elektrik piyasasında işletici konumundaki EPDK ve sonrasında EPİAŞ'ın onayına tabi olduğu ve kurumların onaya zorlanamayacaklarının anlaşıldığı,
kesinleşen mahkeme kararlarının hem mahkemeleri hem de davalı kayyumları bağlayacağı, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü bulunan davacı bankanın, dava dışı şirketlerle imzaladığı temliğin başkaca bir kurumun onayına tabi olup olmadığını, bu onayın alınmaması ihtimalini de gözeterek hareket etmesi gerektiği ve kurum onayının alınamaması nedeniyle geçersiz hale gelen temliknameye dayalı olarak hak talebinde bulunamayacağı, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin uygulanabilmesi için de herşeyden önce geçerli bir temliğin bulunması gerektiği,
oysa somut olayda kurum onayları verilmediği için yapılan temliklerin geçerli hale gelmediği, davalıların sorumluluğunun ayrıca kayyımlık müessesesi açısından da ele alınması gerektiği, 4721 sayılı Kanun'un 467 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kayyımların sorumluluğunun vasinin sorumluluğu hükümleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ancak sorumluluk belirlenirken 2004 sayılı Kanun'un 179/a (mülga) maddesindeki görevlendirmenin özelliklerinin de dikkate alınacağı, davalıların yönetim kayyımın bir türü olan denetim ve gözetim kayyımı olarak atandıkları,
davalıların iflas ertelemesi talep eden şirketlerin yöneticisi veya temsilcisi olmadıkları, şirket yöneticilerinin görevlerinin başında olup yöneticilerin aldığı kararların davalı kayyımların denetimine tabi tutulduğu, davalıların denetim görevinin yönetimin aldığı kararların işletme projesine ve şirket menfaatlerine uygun olup olmadığı ile sınırlı olduğu,
bu görevin ihmali suretiyle şirketlerin zarar görmesi halinde yansıma yolu ile şirket alacaklıları da zarar görür ise alacaklıların, şirket yöneticilerin sorumluluğunda olduğu gibi kayyımlara karşı sorumluluk davası açmalarının mümkün olacağı, ancak somut olayda kayyımlara yüklenen eylemin temlike konu alacağın davacı bankaya ödenmemesine dayalı olup kayyımların mahkeme kararlarına rağmen şirket yönetimlerinin yerine geçerek temlik edilen alacakların davacı bankaya ödenmesi yönünde karar alamayacakları,
yönetimce alınan kararların usulsüzlüğünün iddia edilemeyeceği gözetildiğinde davalı kayyımların kusurlu eylemlerinin olmadığı ve tazminat yükümlülüklerinin de doğmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiş, Dairemizin 10.01.2024 tarihli, 2023/2024 E. ve 2024/123 K. sayılı kararı ile onanmasına karar verilmiş, Dairemiz ilamına karşı davacı vekilince karar düzeltme yoluna başvurulmuştur.
IV. KARAR DÜZELTME İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, dava dışı şirketler tarafından açılan iflas ertelemesi davasında kayyum olarak atanan davalıların sorumluluğundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri, 4721 sayılı Kanun'un 467 nci maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı Kanun'un 179/a (mülga) maddesi
3. Değerlendirme Dosyadaki yazılara, Mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2544, K. 2024/6485, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama