KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2561 E., 2025/965 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1174 Esas, 2024/46 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/528 E., 2023/456 K.
Karar Metni
633 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı şirket arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde, müvekkilinin davalıdan toplam 40.128,35 USD ve 1.670,35 euro alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya usulüne uygun şekilde meşruhatlı tebligat yapılmasına rağmen davalının ticari defter ve belgelerini sunmadığı, davacının usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve belgelerine göre davacının takip tarihi itibariyle 40.128,35 USD ve 1.670,35 euro karşılığı olan toplam 693.035,69 TL alacağının olduğu, davalının BS formlarına göre dava konusu 16 adet e-faturanın davalı tarafça vergi dairesine bildirildiği, bu durumda söz konusu hizmetin davalı tarafından alındığına karine teşkil ettiği, faturaların USD ve euro cinsinden kesildiği ve davacı defterlerine geçirildiği,
taraflar arasındaki ticari ilişkinin USD ve euro para birimiyle gerçekleştiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının İstanbul 28 İcra Müdürlüğünün 2022/16129 sayılı takip dosyasına itirazının iptali ile takibin 40.128,35 USD asıl alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarının USD cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanması sureti ile fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının tahsili şeklinde devamına, 1.670,35 euro asıl alacağa takip tarihinden itibaren devlet bankalarının euro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği,
en yüksek faiz oranının uygulanması sureti ile fiili ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığının tahsili şeklinde devamına, 140.518,90 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm icra inkâr tazminatı yönünden davacı tarafça istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 58/3 hükmüne göre alacağın, yabancı para cinsinden olması halinde hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin takip talebinde gösterilmesinin zorunlu olduğu,
bu takibe itiraz halinde, takibe konu borç yabancı para borcu olsa bile hüküm altına alınan yabancı para cinsinden alacağın takip tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) efektif satış kuruna göre TL karşılığının bulunarak TL cinsinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiği, somut olayda mahkemece hüküm altına alınan yabancı para üzerinden takip tarihindeki TCMB efektif satış kuruna göre TL karşılığının %20’si bulunmak suretiyle davacı lehine 140.518,90 TL icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin isabetli olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş,
hüküm davacı tarafça temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, cari hesap alacağına dayalı icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkin olup temyize konu husus, icra takibe dayanak yabancı para alacağı ile ilgili itirazın iptali davasında hükmedilen icra inkâr tazminatının icra takip tarihindeki kur üzerinden TL olarak mı yoksa döviz cinsinden olan alacak üzerinden mi hesaplanması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2561, K. 2025/965, 17 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama