KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2622 E., 2025/1023 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Şubat 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1568 Esas, 2024/87 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/21 E., 2020/261 K.
Karar Metni
847 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin alan adının ve “...” ibareli markaların sahibi olduğunu, müvekkili şirkete ait “...” ibareli markalar ile davalı şirketin başvurusuna konu “...” ibareli markanın görünüş, renk, okunuş, sınıf ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, bu benzerliğin her iki marka arasında irtibat bulunduğu kanısını uyandıracağını, markaların aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik taşıdığını, davaya konu markanın esas ve ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğunu,
“...” ibaresinde müvekkili şirkete ait “...” markasının ortasına markaya ayırt edicilik katmayan “aut” harfleri eklenerek farklılık yaratılmaya çalışıldığını, her iki markada kullanılan harflerin karakteristik-görsel olarak birbirlerine çok benzer olduğunu, 03. sınıfta yer alan aynı malları kapsadığı ve davaya konu başvurunun 03. sınıftaki tüm emtialar yönünden tamamen reddi ve benzer olması sebebi ile 02 ve 35. sınıftaki tüm emtialar yönünden de tamamen reddinin gerektiğini,
davalı Kurum kararının yerinde bulunmadığını ileri sürerek Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2019-M-10250 sayılı kararının iptali ile 2019/28715 sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun bir süreden beri “...” markası altında otomobiller için her türlü aksesuar, oto temizlik ve oto bakım ürünleri imâl edip sattığını “...” ibaresinin İtalyanca dilinde olduğu ve Türkçe’de “otomobiller için” anlamına geldiğini, davacı şirketin iştigal konusunun çok farklı olduğunu, “...” kelimesi ile “...” kelimesi arasında gerek yazılış, gerek görünüş bakımından hiçbir benzerlik bulunmadığı gibi anlam bakımından da bir bağlantı kurulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı şirkete ait davaya konu “...” ibareli marka başvurusu ile davacı şirkete ait davaya gerekçe tescilli markaların benzer olmadığı, aynı ve benzer hizmetleri kapsıyor olsa da taraf markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ve ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, dosya kapsamında davaya konu markanın önceki tarihli kullanımını kanıtlar delile rastlanmadığı, davaya konu markanın tanınmışlığının ispatlanamadığı, dava konusu markanın davacı şirketin alan adı ile iltibas oluşturmadığı, kötü niyetin ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlük istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe Somut olayda davalı tarafından 2, 3 ve 35. sınıflar yönünden "..." ibareli marka başvurusunda bulunulmuş, davacı ise "..." ibareli markalarına dayanarak marka başvurusuna itiraz etmiş, YİDK tarafından markalar görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzee karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığından itiraz reddedilmiştir.
Somut olay bakımından sağlıklı çözüme ulaşılabilmek için "karıştırma ihtimali" kavramının açıklanması gerekmektedir. Karıştırma ihtimali, tescilsiz bir işaret veya tescil edilmiş bir markanın, daha önce tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple ya aynı ya da benzer olduğu için hedef kitlede önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesidir. Karıştırma tehlikesinin belirlenmesinde kullanılan ölçüler, iki işaret arasındaki şekil, ses, ve anlam benzerliğinden veya genel görünümden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrışımdan ya da önceki markaya yanaşmadan doğabilir (bkz. Ünal TEKİNALP, Fikri Mülkiyet Hukuku, 5. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2012, s. 436, Par. 18 ve s. 443, Par. 33 ilâ 36).
Somut olayda davacının markaları "...", "... " davalının başvuru markası ise "..." ibarelerinden oluşmakta, davacının markasının asıl unsurunu oluşturan ... ibaresinin arasına "aut" ibaresi (per-aut-os) eklenmek suretiyle davalı markasının oluşturulması ile davacının markasına yaklaşılmış olup görsel ve sessel benzerlik de bulunmaktadır. Davaya konu markanın başvuru kapsamında.
02 ve 03. sınıfta yer alan malların tamamı davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında yer alan mallar ile aynı, 35. sınıfta 05. alt grupta yer alan hizmetlerin de davacı şirkete ait markaların tescil kapsamında 02 ve 03. sınıflarda yer alan mallar ile düşük düzeyde benzer olduğu anlaşılmaktadır.
Hâl böyle olunca, taraf markalarının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 hükmü anlamında ilgili halk kesimi nezdinde karıştırma tehlikesine sebep olabilecek derecede benzer kabul edilip aynı ve benzer mallar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
KARŞIOY
İlk Derece Mahkemesinin kararı, davacının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin verdiği esastan ret kararı usul ve yasaya uygun olduğu, onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyoruz.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2622, K. 2025/1023, 18 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama