KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/2909 E., 2025/3126 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/286 Esas, 2023/984 Karar
- Hüküm
- Asıl davanın reddi-birleşen davanın kısmen kabulü
- Birleşen dava
- İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2007/694 E.,2011/509 K.
Karar Metni
1.016 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Mahkemece bozma ilamına uyularak verilen karar, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili, davalılar ..., ... ve ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 06.05.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalılardan ... vekili Av. ..., davalı ... ve ... vekili Av. ..., davalı ... vekili Av. ..., davalılardan ..., ..., ..., ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalıların murisi arasında 20 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzalandığını, başka şirketlerden ürün alımı yapılmayacağı yönünde taahhüde rağmen davalıların sözleşmeye aykırı davrandıklarını, sözleşmeyi haklı sebeplerle feshettiklerini, taahhütten kaynaklı 500.000,00 USD tutarındaki cezai şart alacağının tahsili için takip yapıldığını ve davalıların takibe itiraz ettiklerini ileri sürerek itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine %40 oranından aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki protokol ve bayilik sözleşmesinde yıllık asgari alım yapılması yolunda hükümler bulunduğunu, bayilik süresince her yıl 14.000 ton akaryakıt, 36 ton madeni yağın müvekkili şirketten satın alınarak istasyonda satılacağının kabul ve taahhüt edildiğini, ancak davalıların alım taahhütlerine uymadığını ileri sürerek protokolün 7 ve bayilik sözleşmesinin 8/a ve 8/b maddesi gereğince 500.000,00 USD cezai şart, satış kaybından dolayı da dava tarihine kadar doğan 1.756.890,00 USD'lik kâr kaybı zararının fazlaya ilişkin kısmı saklı kalmak üzere şimdilik 500.000,00 USD'lik kısmının davalılardan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalılar vekilleri ayrı ayrı sundukları cevap dilekçesinde; müvekkillerinin bu davada husumet ehliyeti olmadığını, davacının sözleşmeyi feshetmekle cezai şart isteyemeyeceği gibi, cezai şartın tek başına icra takibine konu edilemeyeceğini, benzin istasyonu üzerindeki tüm hak ve borçlarını Ataköy...A.Ş.'ye devir ve temlik ettiklerini, müvekkillerinin taraf sıfatlarının bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III.MAHKEME KARARI
Mahkemece bozma ilamına uyularak davalıların murisi.... ile .... ...
A.Ş. arasında 20.11.1992 tarihli 20 yıl süreli bayilik sözleşmesi, 28.09.1992 tarihli protokol ve 26.10.1992 tarihli düzenleme şeklinde noter taahhütnamesi akdedildiği, bu sözleşmelerin, mirasçılar murisin borcundan külli halef olarak müteselsilen sorumlu oldukları için davalıları da bağladığı, protokolün 3/f maddesinin mirasçılara husumet yönetilmesini engellemeyeceği, asıl davada, davalının ticari defterlerinde başka şirketten alım yapıldığına ilişkin herhangi bir belge ve bilginin bulunmadığı tespit edildiğinden cezai şart talep edemeyeceği sonucuna ulaşılarak asıl davanın reddine karar verildiği,
birleşen davada, asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklı 500.000,00 USD'lik cezai şart talep edildiği, 20.11.1992 tarihli sözleşmenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren son alımın yapıldığı 01.11.2004 tarihine kadar davalının taahhüt ettiği mal alımını hiçbir zaman tutturamadığı ve asgari alım taahhüdünü ihlal etmiş olduğu, bilirkişilerce son yıl için son alıma kadar davalıların alım taahhüdünü ihlalden kaynaklı olarak talep edebilecekleri miktarın 259.313,52 USD olarak hesaplandığı, sözleşme süresince madeni yağdan kaynaklanan her hangi bir alımın yapılmadığı, bu durumun davacının da kabulünde olduğu,
bu sebep ile sadece petrol ürünlerinden kaynaklanan alım taahhüdünün ihlali dolayısıyla uğranılan kâr mahrumiyetinin talep edilebileceği, davalıların asıl borçlu ve sorumlu sıfatında bulundukları,....'nun teminat vermesinin davalıların borç ve sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı gerekçesiyle asıl davada davanın reddine, birleşen davada 259.313,52 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalılar ..., ..., ... vekillerince temyiz edilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava, 26.10.1992 tarihli taahhütnameye istinaden talep edilen cezai şart alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Birleşen dava ise, 28.09.1992 tarihli protokol ve bayilik sözleşmesinin 8/a-b maddeleri uyarınca cezai şart ile asgari alım taahhüdünün ihlalinden kaynaklanan 500.000,00 USD cezai şart istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. Dosyadaki yazılara, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının ve davalılar ..., ... ve ...'ün aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde değildir.
2. Mahkemece verilen kısmen kabul kararı Dairenin 01.04.2014 tarihli 2013/3969 E.-2014/6195 K. sayılı ilamıyla eksik incelemeye dayalı karar verildiği gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak mahkemece bu kez asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş, davacının temyizi üzerine Dairenin 28.02.2019 tarihli 2018/1185 E. 2019/1251K. sayılı ilamıyla da, davacının diğer temyiz itirazlarının reddi ile birleşen davada, dönemsel ifayı içeren sözleşme gereği taahhüt edilen ürünlerin eksik alındığı hususunun sabit olmasına rağmen yeni dönemde cezai şarttan kaynaklanan haklarını saklı tutmayan davacının,
önceki yıllara ilişkin cezai şart talebinin yerinde olmadığı ancak sözleşmenin sona ermesinden önceki yıla dair cezai şart alacağının istenmesinin mümkün olduğu, son yıla ilişkin cezai şart alacağının hesaplatılarak varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği açıklanacak hüküm bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuş ve asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile 259.313,52 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Ancak Mahkemece, bozma ilamına uyulmakla taraflar yararına usulü müktesep hak doğmuştur. Hüküm kurulurken usulü müktesep hakların da gözetilmesi gerekir. Davacı taraf, uyulan bozma ilamı gereğince, taahhüt edilip de alınmayan ürünler için önceki dönemlere ilişkin alacak ve tazminat haklarını saklı tutmadığı için talepte bulunamaz. Ancak, son dönem alım taahhüdünün yerine getirilmemesi nedeniyle 1992 tarihli protokolün Cezai Şart başlıklı 7. maddesine göre 500.000,00 USD tazminat isteyebilir. Mahkemece taraflar arasındaki sözleşme ve protokol hükümleri ve usulü müktesep haklar gözetilerek, bu miktarın davalıların ekonomik mahvına sebep olup olmayacağının değerlendirilerek tazminatın takdiri ve buna göre tazminata hükmedilmesi gerekir.
Uyulan bozma ilamı gereğince, Mahkemece davacının son yıla ilişkin cezai şart alacağının hesaplanması gerekirken, kâr mahrumiyetiyle ilgili hesap yapılmasına dair bozma gerekçesi de bulunmadığı halde, kâr mahrumiyetine dair hesap yapılması ve bu hesabın da hükme esas alınması doğru olmadığı gibi usulü müktesep hakların ihlal edilmesi de doğru olmamış, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/2909, K. 2025/3126, 6 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama