KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/3742 E., 2025/2156 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1265 E., 2024/763 K.
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/416 E., 2022/14 K.
Karar Metni
588 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirkete ait ... markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tanınmış marka olarak kayıt altına alındığını, tüm mal ve hizmet sınıflarında koruma sahibi olduğunu, davalı şirketin "..." ibaresini ticari ünvanında "..." şeklinde kullandığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümlerine aykırı buldukları kullanımın müvekkili şirketin markasına açık bir tecavüz oluşturduğunu ileri sürerek davalı şirketin müvekkiline ait markaya tecavüzünün önlenmesi ve men'ine, müvekkiline ait tescilli markanın kullanıldığı tabelaların sökülmesine,
reklam vasıtası, basılı evrak ve ürünlerin toplatılmasına, davalının müvekkili şirketin tescilli markasını internet ve sosyal medya üzerinden kullanmasının durdurulmasına ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin inşaat sektöründe faaliyet göstermek üzere 29.12.2016 tarihinde kurulduğunu, şirket yetkilisi ...'un, 02.05.2007 tarihinde de "... ... İNŞAAT TAAHÜT VE DEKORASYON" şirketini kurduğunu, "... İNŞAAT" markasının tescili için yapılan başvurunun ihtilaf olmaksızın, itirazsız olarak 31.01.2017 tarihinde kabul edildiğini, davacının ... markasının inşaat sektöründe tescilli olmadığını, bu itibarla müvekkil şirket tarafından unvanında kullanılan ... ifadesinin, davacının markasının kullanımı veya ticari unvanının markasal kullanımı olmadığını, müvekkilinin kendi adına tescilli, uzun süredir mülkiyet hakkına sahip olduğu ... İnşaat markasının ticari unvanında da kullanılması olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının önceki tarihli markalarının 25.ve 35.sınıflarda tescilli olduğu, davalının fiili kullanım ve faaliyet alanının ise 37.sınıfa tekabül ettiği, davalının "....
İzolasyon" "...+şekil" şeklindeki tescilsiz markasal kullanımlarının inşaat ve izolasyon hizmetlerinde olduğu, davacının markasının ise "ayakkabı-terlik" emtiasında tanınmış kabul edildiği, söz konusu ürün ve hizmetlerin hitap ettikleri tüketici kitlesinin birbirlerinden oldukça farklı olduğu ve bu tüketicilerin yanılgıya düşerek mal ve hizmetler arasında bağlantı kurmasının mümkün görünmediği, bu itibarla fiili durumda davalının, davacının markasının tanınmışlığından haksız bir yarar sağlayarak şöhretini sömürmesi, itibarına zarar vermesi ya da ayırt edici karakterini zedeleyecek sonuçlar doğurması ihtimalinin bulunmadığı,
davalının ticaret unvanının davacının marka haklarına tecavüz oluşturması için gerekli olan ve aranan "sınıfsal benzerlik" kriterinin somut olayda gerçekleşmediği; zira davalının ticaret unvanını inşaat ve izolasyon hizmetlerinde kullandığı, davacının tescilinin ve tanınmışlığının 25.sınıfta olduğu, bu itibarla davalının ticaret unvan kullanımının davacı markanın işlevlerine zarar verici mahiyette kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalının davacıya ait marka haklarına tecavüzün önlenmesi ve men'i talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3742, K. 2025/2156, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama