KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/3807 E., 2025/2082 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Mart 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/1875 Esas, 2024/552 Karar
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile asıl ve birleşen davanın kabulüne
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/584 E., 2023/512 K.
- Birleşen dava
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/174 E.
Karar Metni
560 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili asıl ve birleşen dava dilekçelerinde; kimlik bilgileri üçüncü kişilerce ele geçirilip, nüfus müdürlüğü aracılığıyla adına kimlik kartı çıkartıldıktan sonra müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve müdürü olarak gösterildiğini, noterlikçe 21.04.2008 tarihinde düzenlenen şirket ortaklığı devir sözleşmesini imzalamadığını ileri sürerek davacının hiçbir şirketin ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
2.Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkiline karşı ancak sahtelik davası açılabileceğini, bu nedenle husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, süresinde açılmadığından davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddinin gerektiğini, hisse devir sözleşmesindeki imzanın kimlik sahibi tarafından atıldığını, devir sözleşmesinin eki niteliğindeki nüfus cüzdanının Büyükçekmece İlçe Nüfus Müdürlüğünden verilen gerçek bir kimlik belgesi olduğunu, müvekkilinin işlemi ile devir işlemindeki sahtecilik arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada; şirket hisse devrinin davacının kimlik bilgilerinin kullanması sureti ile gerçekleştiğinden bahisle davacının davalı şirket ortağı ve yöneticisi olmadığının tespitine; birleşen davada ise davacının kimlik bilgileri kullanılarak nüfus müdürlüğünden alınan gerçek nüfus cüzdanı ile noterlikte işlem yapılması dolayısıyla nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetine haiz olduğundan noterin sorumluluğu bakımından illiyet bağının kesildiği gerekçesi ile asıl davanın kabulüne, birleşen davanın ise reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davacı vekilince birleşen davada verilen davanın reddi kararı yönünden istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile eldeki davanın sorumluluk davası olmayıp sahteliğin tespiti davası olması nedeni ile işleme dayanak belgenin aldatma kabiliyetine haiz olup olmamasının bir öneminin bulunmaması nedeni ile davalı noter hakkında açılan davanın da kabulü gerekirken yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden kurulan hüküm ile asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiş, karar, birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, hisse devir sözleşmesinin sahteliği iddiasına dayalı olarak limited şirket ortağı ve yöneticisi olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/3807, K. 2025/2082, 24 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama