KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4186 E., 2025/2556 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/292 Esas, 2024/635 Karar
- Karar
- Ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/222 E., 2021/215 K.
Karar Metni
712 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili adına tescilli "..." ve "..." ibareli tanınmış markaların bulunduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2019/27113 sayılı "..." ibareli marka başvurusu yaptığını, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiğini, bu karara yönelik müvekkili itirazının ise Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından kısmen kabul edildiğini ve bir kısım malların başvuru kapsamından çıkarıldığını, oysa başvurunun tümden reddi gerektiğini, taraf markaları arasında tescil edilmek istenilen "..." kelimesinden kaynaklı olarak iltibas tehlikesi oluştuğunu,
davaya konu YİDK kararında benzer görülmeyen mallar bakımından yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu, başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden de emtia benzerliği koşulunun gerçekleştiğini, müvekkilinin 1991 yılından beri "..." markasını kullandığını, markayı meşhur ve maruf hale getirdiğini, dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'in 2020-M-5427 sayılı kararının aleyhe kısmının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." markası ile uzun yıllardır faaliyet gösterdiğini, 2004 yılında fabrikasını kurduğunu, 2007 yılında "... home" mağazasını açtığını, müvekkilinin "..." markalarının gerçek hak sahibi bulunduğunu, anılan ibarenin aynı zamanda müvekkilinin soyadı olduğunu, bu nedenle söz konusu ibarenin kullanımının müvekkilinin mutlak hakları arasında yer aldığını, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, "..." ve "..." kelimelerinin aynı anlama gelmelerinin benzerlik sonucu doğurmayacağını, her iki ibarenin de okunuşlarının farklı olduğunu,
davacı markalarında "..." ibaresinin yardımcı unsur olarak kullanıldığını, davacının hiçbir zaman "..." kelimesi üzerinde kullanımlarını yoğunlaştırmadığını, taraf markaları arasında sınıfsal bir ayniyet bulunmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında bırakılan mal ve hizmetler yönünden taraf markaları arasında karıştırılma tehlikesinin olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 2019/27113 sayılı markanın kapsamında yer alan bir kısım mallarla davacıya ait 2000/10838 sayılı "..." ibareli markanın kapsamındaki mallar arasında benzerlik olduğu, bununla birlikte "..." ve "..." esas unsurunu taşıyan taraf markaları arasında, ilgili tüketici kitlesi nezdinde yanılgı yaratabilecek şekilde bir benzerliğin mevcut olmadığı, davacı tarafça sunulan delillerin, "..." ya da "..." markalarının tanınmışlığını ortaya koymaya elverişli olmadığı, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu başvuru kapsamında kalan malların, davacının itirazına mesnet 126813 ve 144025 sayılı "..." ibareli markaların kapsamlarındaki mallarla benzer olmadığı, dolayısıyla bu markalar yönünden emtia benzerliğine ilişkin koşulun gerçekleşmediği,
davacının itirazına mesnet 2000/10838 sayılı "...+şekil" ibareli marka ile başvuru kapsamındaki mallar arasında kısmen benzerlik mevcut ise de marka işaretleri arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı,
zira her ne kadar "..." ibaresi, Türkçe'de ... anlamına gelmekte ve bu itibarla işaretler arasında kavramsal bir benzerlikten söz edilebilir ise de görsel ve işitsel olarak marka işaretleri arasında herhangi bir benzerlik olmadığı, bir bütün olarak anılan marka işaretlerinin benzer bulunmadığı, davacı markasının tanınmışlığının da dosya kapsamı ile ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ile markanın hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4186, K. 2025/2556, 17 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama