KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4657 E., 2025/4220 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/306 Esas, 2024/618 Karar
- Eski Ünvan
- Kroki Tekstil Deri San. ve Dış Tic. A.Ş.) vekili Avukat ...
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/593 E., 2020/123 K.
Karar Metni
896 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 10.06.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin davalı şirkete 2016 yılından başlayarak sipariş üzerine tekstil ürünleri sattığını, siparişi verilen ve üretilen mal bedelleri sebebiyle müvekkilinin davalı şirketten 769.280,05 TL'lik alacağının bulunduğunu, söz konusu bedelin taraflarına ödenmemesi nedeniyle icra takibi başlatıldığını, fakat davalının haksız itirazı sonucu takibin durdurulduğunu ileri sürerek borçlunun icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin davacı ile aralarındaki alım satım ilişkisinden doğan, sözleşmeye dayalı tüm ödeme yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getirdiğini, taraflar arasında mevcut satım sözleşmelerine istinaden, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği gibi bir alacağının mevcut olmadığını, 04.10.2016 tarihli ve 2016/... numaralı, 20.07.2017 tarihli 2017/... ve 2017/... numaralı olmak üzere 3 ayrı satım sözleşmesi imzalandığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin esaslarının bu sözleşmelerle belirlendiğini,
"..." başlıklı 3. maddede davacının tüm iddialarının ve huzurdaki davanın ne denli haktan ve mesnetten uzak olduğunu ortaya koyduğunu, sözleşme hükmüne istinaden müvekkili şirketin ekinde liste halinde iade edilen ürün listesi mevcut olacak şekilde davacıya bildirimde bulunduğunu, ancak davacının ürünlerini almaktan imtina ettiğini, sezon içerisinde satışı yapılamayan ürünlerin davacıya iadesine karar verildiğini, ancak malların iadesini öncesinde kabul eden davacının,
son dönemde malların iadesini ve iadesi yapılan ürün bedellerinin müvekkil şirkete geri ödenmesini kabul etmeyerek sözleşmeyi ihlal ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin olarak üç ayrı satım sözleşmesinin olduğu, davacının ..., davalının da alıcı olduğu, bu sözleşmelerin 3. maddesinde alıcının, ... tarafından kendisine teslim edilen tüm malları şartsız ve koşulsuz olarak her zaman satıcıya fatura ve iade edebileceği hükmü mevcut olup, taraflar arasındaki sözleşmedeki bu hükmün iradi bozucu koşul olduğu,
davalı tarafın bu hükme dayalı olarak sözleşme konusu malların iade edilmesini talep edebileceği, bu hakkın daha önce kullanılmamış olmasının sözleşmede değişiklik anlamına gelmeyeceği, davacı taraf sözleşmedeki bu hükmün genel işlem şartı niteliğine sahip olduğunu iddia etmiş ise de sözleşme hükmünün müzakere edildiğine ilişkin davalı taraf iddiasının, taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alındığında hükmün müzakere edilmiş olduğunun anlaşıldığı, her ne kadar davacı defterlerinde takibe konu tutarda alacağı görülmekte ise de;
davalı tarafça alacak konusu bu malların davacıya iade faturası ile iade edildiği konusunda uyuşmazlığın bulunmadığı, davacının davalıdan tahsili gerekir alacağı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının takipte kötüniyetli olduğuna dair delil bulunmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin "..." ana başlıklı 3. maddesinin 5. fıkrasında "Alıcı, ... tarafından kendisine teslim edilen tüm malları şartsız ve koşulsuz olarak her zaman ...'ya fatura ve iade edebilir." aynı maddenin 6. fıkrasında "Makul süre dahilinde ...'nın ilgili malları teslim almaması halinde Alıcı'nın iade malları saklama yükümlülüğü olmayıp, bu malları imha veya kargo yoluyla ...'ya gönderme hakkı bulunmaktadır.
Malların imha edilmesi durumunda imha edilen Malların bedeli Alıcı tarafından ...'ya faturalandırılır.
Kargoya teslim yoluna gidilmesi halinde ise tüm kargo masrafları ve ilgili ürün bedeli ...'ya fatura edilir. ..., Alıcı tarafından ilgili tüm malların kargoya tesliminin kendisine teslimi anlamına geldiğini kabul eder. " hükmünün yer aldığı, uyuşmazlığa sebep olan hükmün taraflar arasındaki satım sözleşmesine ve tedarik ilişkisine yabancı bir düzenleme olmayıp satıma konu malların kayıtsız şartsız iadesini düzenlediği ve yazılmamış sayılma imkanı bulunmadığı, taraflar arasında satım sözleşmelerinin matbu olarak hazırlanan sözleşmeler olduğu,
uyuşmazlığa sebep olan hükmün taraflar arasındaki satım sözleşmesine ve tedarik ilişkisine yabancı bir düzenleme olmayıp satıma konu malların kayıtsız şartsız iadesini düzenlediği, şaşırtıcı hüküm olduğu gerekçesiyle yazılmamış sayılma imkanı bulunmadığı, sözleşme hükmünün müzakere edildiğini ispat yükünün davalı tarafta olduğu, taraflar arasındaki e-mail yazışmaları ile bahsi geçen hükümlerin müzakere edildiği kabul edilerek genel işlem koşulu bulunmadığı sonucuna varıldığı,
İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4657, K. 2025/4220, 17 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama