KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4781 E., 2025/3266 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/882 Esas, 2024/957 Karar
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2015/1015 E., 2021/261 K.
Karar Metni
593 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dikelçesinde, müvekkilinin davalı şahısla birlikte davalı şirkete eşit ortak olduğunu, davalının finansal bilgisine güvenerek ortaklığa girdiğini, şirketin tek başına davalı tarafından yönetildiğini, harcamalarda müvekkilin fikrinin alınmadığını, davalının kendine ve yakınlarına yüksek maaşlar ödediğini ancak müvekkile kâr payı vermediğini, mali tabloların gizlendiğini, yanlış bilgilerle ortaklık ilişkisinin çekilmez ... getirildiğini, müvekkilin sadece finansal destek sağladığını, davalının keyfi yönetimi nedeniyle ortaklığın sürdürülemez ... geldiğini, 2014 yılına ait kârın dağıtılmadığını,
şirket kaynaklarının davalının menfaati doğrultusunda kullanıldığını, bu nedenlerle, davalının kusurlu eylemleri sonucu müvekkilin ve şirketin zarara uğradığını, şirket kaynaklarının davalının menfaatine kullanıldığını ileri sürerek şirkete tedbiren kayyım atanmasına, 10.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilerek 5.000,00 TL'nin şirket aktifine ve 5.000,00 TL'nin müvekkili davacıya verilmesine,
davalının ortaklıktan çıkarılarak şirketin müvekkil ve ... 'un dahil edilmesiyle birlikte ortaklığın devamına, bu mümkün değilse yeni ortak alınmasına veya şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru olarak davacının atanmasına ve tasfiye giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, husumetin yanlış yöneltildiğini, fesih davasının ortağa açılamayacağını, müvekkilinin şirketi bilinçli olarak zarara uğratmadığını, tüm zamanını şirkete ayırdığını, davacının işlerle ilgilenmediğini, okulun inşaat ve işletme süreçlerinin müvekkilin ve eşinin çabalarıyla yürütüldüğünü, az öğrenciyle başlanan okulun zamanla geliştiğini ve ödül aldığını, kısa sürede yüksek kâr beklentisinin gerçekçi olmadığını, elde edilen kârın şirket giderlerine harcanmasına karar verildiğini, şirketin zarar ettirilmediğini, tazminat ve kayyım taleplerinin hukuki olmadığını, okul için kredi çekildiğini, ikinci kredi için eşe ait evin ipotek ettirildiğini ve borçların bu şekilde ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı şirkette %50 paya sahip olduğu, şirketin yıllardır genel kurul yapmadığı, defterlerin kapanış tasdiklerinin eksik olduğu, sunulan mali belgelerin gerçeği yansıtmadığı, şirketin borca batık ... geldiği, faaliyet göstermediği ve ortaklar arasında güvenin kalmadığı gerekçesiyle davacının ... hakkında fesih ve tasfiye talebi yönünden davanın kabulüne, davalı ...’e yönelik tazminat, ortaklıktan çıkarma ve fesih talepleri yönünden ise koşullarının oluşmadığı ve pasif husumet yokluğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı yönetim kurulu üyesinin şirket ve ortağına verdiği zararların tahsili, davalı ortağın ortaklıktan çıkarılması, şirketin haklı nedenle feshi ve tedbiren kayyım atanması istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4781, K. 2025/3266, 12 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama