KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/4787 E., 2025/4320 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2024/420 Esas, 2024/929 Karar
- Hüküm
- Davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 23. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2023/189 E., 2023/821 K.
Karar Metni
803 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.06.2025 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafça müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, takip konusu alacağın dayanağının da açıklanmadığını, müvekkilinin davalıya borcu bulunmadığını, müvekkili ile davalının bir dönem ...Mekanik İmalat İnşaat Turizm ve Dahili Tic. Ltd. Şti.'nin ortağı olduklarını, davalının hisselerini 18.03.2022 tarihinde dava dışı ... Mak. San.
Ltd.Şti.'ne devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hisse devrinden yaklaşık 1 yıl sonra davalının müvekkiline, 5 M Elektro ... Ltd.
Şti.'ne ve şirketin diğer ortaklarına karşı ilamsız icra takibi başlattığını, bu takiplerin hiçbirinin bir belgeye dayanmadığını, davalının hisselerini devrettikten sonra şirket kurup rekabet yasağını ihlal edecek eylemlerde bulunduğunu, dava konusu icra takibinin kötüniyetle başlatıldığını ileri sürerek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ve takip bedelinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının avukatının hem davacı ile hem de davalı müvekkili ile vekalet ilişkisi bulunduğunu, vekalet dava şartı olup kamu düzeni gereği mahkemece resen nazara alınması gerektiğini, müvekkilinin hisse devri yaparken taraflar arasında imzalanan hisse devir sözleşmesinin hükümlerinin yerine getirilmemesi nedeniyle hak kaybına uğramak için icra takibi başlattığını, icra takibine konu borçlanma işleminin ... Ltd.
Şti.nin devrinden kaynaklandığını, hisse devir sözleşmesinin 3.3 maddesinde yazılı bulunan taşınmazın devri yapılmayarak müvekkilinin zarara uğratıldığını, hisse devir sözleşmesinin müvekkili mağdur edici, aldatıcı nitelikte olduğunu, dilekçe ekinde sundukları flash disk içerisindeki e-posta yazışmalarına bakıldığında sözleşme hazırlandıktan sonra imza aşamasında farklı bir sözleşmenin ortaya konulduğunu, sözleşmenin 4.8. maddesinde 3. kişiler nezdinde müvekkilinin ticari itibarını sarsacak beyan ve davranışlarda bulunmamayı kabul etmelerine rağmen müvekkilin ticari itibarını sarsacak davranışlarda bulunulduğunu,
bu konuda şahitleri olduğunu savunarak davanın redddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının sözleşmenin tarafı olmaması sebebiyle sözleşme öncesi görüşmelerden sorumlu olmasının düşünülemeyeceği, icra takibinin dava dışı şirketlere yöneltilmesi gerekirken davacıya yöneltilmesinin doğru olmadığı, davalının icra takibinde kötüniyetli olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının dava konu takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince kötüniyet tazminatı yönünden istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 hükmüne göre borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız olduğu hususunun, menfi tespit talebinin kabulü kararı ile sabit olduğu, İlk Derece Mahkemesince davalının icra takibine girişmekte kötüniyetli olmadığına dair değerlendirmenin isabetsiz bulunduğu, davalı tarafça delil olarak dayanılan ve noter huzurunda gerçekleştirilen hisse devir sözleşmesinde ve adi yazılı sözleşmede davacının taraf olarak yer almadığı, davacının bu belgelerde isminin veya kabul beyanıının mevcut olmadığının anlaşıldığı,
davalının, davacıdan alacaklı olduğuna delalet eden veya davalıyı bu yönde bir iddiaya sevk edecek herhangi bir delil veya olgunun bulunmadığı, buna rağmen takibe başlandığının anlaşıldığı, alacak iddiasının dayanağı, tarafların şirket hissedarlıkları ve somut olay dikkate alındığında davalının iyiniyetinden söz edilemeyeceği, davalının, davacıdan alacaklı olmadığını bildiği hâlde icra takibine giriştiği, bu nedenle takibe girişmekte kötüniyetli olduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kötüniyet tazminatı yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına,
davanın esası hakkında yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne, davacının dava konusu takip dosyasından dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibine girişmekte haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle takibe konu edilen tutarın takdiren %20'si oranında hesaplanan 200.000,00 TL kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit ve kötüniyet tazminatı istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/4787, K. 2025/4320, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama