KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/484 E., 2024/8888 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- ... Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1533 Esas, 2023/1356 Karar
- Hüküm
- Başvurunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/917 E., 2021/485 K.
Karar Metni
2.084 kelime·10 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; temlik eden bankanın ... Ticarî Şubesi ile dava dışı “... İnş. Taahhüt Tekstil San. ve Tic. Ltd. Şti” arasında, davalıların müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları genel kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının kredi hesabı kat edilerek davalı borçlulara keşide edilen ...
63. Noterliğinin 05.01.2016 tarihli kat ihtarnamesine rağmen ödenmemesi üzerine davalı borçlular aleyhine girişilen ilamsız icra takibine haksız itiraz edildiğini ileri sürerek borçlulardan Barlas'ın sadece gayrinakdi alacağın GKS limiti olan 800.000,00 TL'ye kadar olan kısmı için, borçlu ...'in gayrinakdi alacağın GKS limiti olan 400.000,00 euroya kadar olan kısmı için, diğer borçluların, borcun tamamı için takibin devamına ve itirazın iptaline karar verilerek, nakit alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini, talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalılar ... Şirketi ve ... vekili cevap dilekçesinde; kefaletin geçerli olmadığını, husumet itirazında bulunduklarını, faiz oranının fahiş olduğunu; bu nedenle davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, sözleşmelerde tek bir yerde imzasının olduğunu, müvekkilinin herhangi bir borcu bulunmadığını, eş rızası bulunmadığından kefaletlerin geçersiz olduğunu, bu nedenle davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; genel kredi sözleşmesindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını; davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, alınan bilirkişi raporuna göre kredi kullandırılmadan önce akdedilen son sözleşmelerin. 04.09.2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04.09.2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12.04.2013 tarihli 750.000,00 TL limitli olanlar olduğu, takibe konu kredinin kullandırıldığı tarih itibariyle toplam sözleşmelerin limitinin 19.050.000,00 TL + 1.000.000,00 Avro tutarında olduğu,
kredi kullandırılmadan akdedilen yukarıda anılan sözleşmelerin limitleri düşüldüğünde dahi 11.800.000 TL ve 1.000.000 Avro bulunacağı, dolayısıyla bilirkişinin de tespit ettiği üzere son akdedilen sözleşmeler olmadan da önceki sözleşmeler kapsamında davaya konu taksitli kredinin kullandırılması için yeterli kredi sözleşmesi limitinin bulunduğu ancak buna rağmen 04.09.2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04.09.2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12.04.2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmelerin imzalandığı, bu durumda kredinin işbu üç sözleşme kapsamında kullandırıldığının kabul edilmesi gerektiği, bu üç sözleşmede müteselsil kefillerin ise ...
Yapı Ltd. Şti. İle ... olduğu, diğer kefiller ..., ... ve ...'ın sözü edilen üç sözleşmede imzalarının bulunmadığı, taksitli kredi yönünden. 876.174,62 TL asıl alacak, 86.653,62 TL işlemiş faiz, 4.332,68 TL BSMV olmak üzere toplam 967.160,43 TL alacak saptandığı, asıl alacağa yıllık %27,60 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği, teminat mektubu komisyonlarına gelinde yine alınan bilirkişi raporuna göre.
02.05.2006 tarihli 800.000,00 TL limitli ve 30.07.2007 tarihli 400.000,00 Avro limitli sözleşmeler kapsamında teminat mektuplarının kullanıldığının anlaşıldığı, 02.05.2006 tarihli sözleşmede ... ve ...'ın, 30.07.2007 tarihli sözleşmede ise ... Yapı Ltd.
Şti., ... ve ...'nin müteselsil kefil olarak imzalarının bulunduğu, davaya konu teminat mektupları kullandırılmadan önce 02.05.2006 tarihli 800.000,00 TL limitli ve 30.07.2007 tarihli 400.000,00 Avro limitli sözleşmeler imzalandığı, 600.000 Avro limitli sözleşmede ise tarih bulunmadığı, tarihi bulunmayan sözleşmenin teminat mektuplarının kullandırıldığı tarihte mevcudiyeti kanıtlanamadığından dikkate alınmayacağı, bilirkişinin bankanın talebiyle bağlı kalarak teminat mektubu komisyonlarından kaynaklı borçların kat bakiyesini 2.462,16 TL olarak kabul ettiği, bu kabul çerçevesinde davalılar ...
Yapı Ltd. Şti., ... ve ...
08.01.2016 tarihinde temerrüte düştüklerinden bu tarih esas alınarak toplam 3.437,96 TL alacak saptandığı; asıl alacağa yıllık %100 oranında temerrüt faizi uygulanması gerektiği,davalılar ... ve ... takip tarihinde temerrüde düştüklerinden anılan davalılar aleyhine 2.961,26 TL alacak saptandığı, bilirkişice yapılan bu hesabın dosyadaki bilgi ve belgelere uyumlu olup benimsendiği, 02.05.2006 tarihli 800.000,00 TL limitli sözleşmede kefiller ... ve ...’ın 30.07.2007 tarihli 400.000,00 Avro limitli sözleşmede ise kefiller ...
Yapı Ltd.
Şti, ile ... ve ...'nin imzaları bulunmakla birlikte bu sözleşmelerde gayrinakdi kredilerin depo edilmesine yönelik açık bir hüküm bulunmadığından, kefillerin sorumluluklarının söz konusu olamayacağı, sonraki sözleşmelerde depo hükmünün bulunmasının sonucu değiştirmeyeceği, çekler yönünden ise; temlik eden bankanın sunduğu kayıtlara ve bilirkişinin 03.02.2021 tarihli ek raporundaki tespite göre; akıbeti belirsiz 1 adet çek yaprağının 38051-38075 seri nolu çek karnesine ait olup 08.05.2012 tarihinde verildiği,
iş bu çek yaprağı verilmeden önce 02.05.2006 tarihli 800.000,00 TL limitli, 30.07.2007 tarihli 400.000 Avro limitli ve 28.03.2012 tarihli 500.000,00 TL limitli sözleşmeler akdedildiği, ancak bu sözleşmelerde kefillerin gayrinakdi çek taahhüt kredisinin depo edilmesinden dolayı sorumlu olduklarına ilişkin hüküm bulunmadığı gözetilerek bu talebin de reddinin gerektiği, somut olayda banka kredi sözleşmesinden kaynaklanana uyuşmazlıkta alacak 'likit' olduğundan, davacının icra inkâr tazminatı talebinin yerinde olduğu,
reddedilen kısım yönünden takip haksız olmakla birlikte kötü niyet saptanmadığından davalıların tazminat istemlerinin reddinin gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalılar ... Yapı İnş. Mad. Ener. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...'nin ... 11. İcra Müd.'nün 2016/10795 E. sayılı takip dosyasına vaki itirazının.
876.174,62 TL asıl alacak, 86.653,62 TL işlemiş faiz, 4.332,68 TL BSMV olmak üzere toplam 967.160,43 TL alacak üzerinden iptaline ve takibin devamına, asıl alacak için takip tarihinden itibaren yıllık %27,60 oranda temerrüt faizi ve BSMV uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın reddine, teminat mektubu ve çekler yönünden davanın reddine, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesap edilen 193.432,09 TL icra inkar tazminatının davalılar ...
Yapı İnş. Mad. Ener. San. ve Tic. Ltd. Şti. ile ...'den alınarak davacıya verilmesine, davalıların, koşulları bulunmayan tazminat istemlerinin reddine karar verilmiş hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalı ... vekili imza inkarında bulunmuş ise de alınan kriminal raporuna göre 30.07.2007 tarihli genel kredi sözleşmesinde davalı adına müteselsil kefil sıfatıyla atılı bulunan imzaların ...'nin eli ürünü olduğunun belirlendiği,
davacı vekili her ne kadar TTK'nın 586. maddesi gereği davalı kefillere kat ihtarının tebliğ koşulunun aranmadığını, davalı asıl borçlu şirkete kat ihtarının tebliği ile temerrüde düştüklerinin kabulü gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı asıl borçlu şirkete kat ihtarı tebliğ edilmeden davalı kefillerden dava ve takip konusu kredi alacağının tahsilinin talep edilemeyeceği, TTK'nın 7. maddesi gereği davalı kefillere kat ihtarı usulüne uygun tebliğ edilmedikçe davalı kefillerin ancak takip tarihi itibarıyla temerrüde düştüklerinin kabul edileceği,
İİK'nın 68/b maddesindeki takip konusu kredi alacağının genel kredi sözleşmesinde bildirilen adrese kat ihtarının tebliğ edilmiş sayılacağına yönelik kuralın sadece asıl borçlu yönünden geçerli olup, davalı kefiller yönünden sonuç doğurmayacağı, o halde İlk Derece Mahkemesince davalı kefiller ... ve ...'nin takip tarihinde temerrüte düştüklerinin kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği,
yine davacı vekili davalı kefillerin dava ve takip konusu nakdi kredi alacağı olarak talep olunan taksitli ticari kredi alacağının vadesi belirli bir alacak türü olduğundan hesap kat ihtarının keşide tarihi itibarıyla davalıların temerrüte düştüklerini ileri sürmüşse de davalı kefillere keşide olunan kat ihtarı ile 24 saat atıfet süresi tanınarak bu süre içinde nakdi ve gayri nakdi kredi alacağının ödenmesi talep edildiğine ve ihtarname ekindeki hesap özetinde taksitli ticari krediden bahsedilmeyip ihtiyaç kredisi adı altında ödeme yapılması talep edildiğine göre artık ihtarnamenin davalılara tebliğ tarihi ile ihtarnamede verilen atıfet
süresinin dolduğu tarihten itibaren temerrüt faizine ve ihtarnamenin tebliğ edilemediği davalı kefiller yönünden de temerrütün oluştuğu icra takip tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi de isabetli olduğu,
İlk Derece Mahkemesince davalı bankadan talep edilmesine rağmen fiilen sair kredilerde uygulanan oranına dair belge gönderilmediğinden talep konusu kat ihtarnamesine ekli hesap özetinde taksitli ticari kredi için uygulanan akdi faiz oranı olarak uygulanan %13,80 oranının 04.09.2012 ve 12.04.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinin 22. maddesi gereği %100 artırım ile %27,60 faiz oranının temerrüt faizinin esas alınması hukuka aykırı ise de istinaf edenin sıfatına göre bu durumun eleştirilmekle yetinildiği, davacı bankaca İlk Derece Mahkemesince uygulanan faizin üstünde bir faizinin uygulanması gerekliliğinin ispatlanamadığı,
kefilin ancak imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden doğan kredi borcundan sorumlu tutulabileceği, temlik eden bankanın dava ve takip konusu kredi alacağının davalıların kefil sıfatıyla imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden ve/veya kredi sözleşmelerinden kaynaklandığını ispatla yükümlü olduğu, dava ve takip konusu nakdi kredi alacağı olan taksitli kredi alacağının 25.11.2014 tarihinde 1.257.180,00 TL üzerinden kullandırıldığı;
hükme esas alınan ve Dairelerince uygun görülen bilirkişi raporuna göre işbu taksitli kredinin kullandırıldığı tarih itibarıyla imzalanmış bulunan sözleşme limiti 19.050.000.000,00 TL ve 1.000.000,00 Avro tutarında olup kredi kullandırılmadan önce akdedilen en son sözleşmelerin ise 04.09.2012 tarihli 1.500.000,00 TL, 04.09.2012 tarihli 5.000.000,00 TL ve 12.04.2013 tarihli 750.000,00 TL limitli sözleşmeler olduğu, bu sözleşme limitleri toplam sözleşme limitinden düşüldüğünde (19.050.000,00-7.250.000,00=11.800.000,00 TL) kalan sözleşmelerin limitinin 11.800.000,00 TL ve 1.000.000,00 Avro olduğu,
o halde en son imzalanan 3 kredi sözleşmesine ihtiyaç duyulmaksızın diğer sözleşmeler kapsamında dava konusu taksitli kredinin kullandırılması için yeterli kredi sözleşmesi limiti bulunduğu halde temlik eden bankaca son üç sözleşmenin de imzalanması yoluna gidildiği bu 3 sözleşmeyi davalı kefillerden müteselsil kefil sıfatıyla ... Yapı..Ltd. Şti.
İle ...'nin imzaladığı, diğer davalıların kefil sıfatıyla bu sözleşmeleri imzalamadıkları, bu durumda söz konusu bilirkişi raporu doğrultusunda İlk Derece Mahkemesince son üç kredi sözleşmesi kapsamında dava konusu taksitli kredinin kullandırıldığının kabulü ile sadece işbu sözleşmelerde müteselsil kefil sıfatıyla imzaları bulunan davalılar ... ile ... Yapı..Ltd.
Şti'nin dava ve takip konusu nakdi kredi borcundan sorumlu tutulmalarının, söz konusu sözleşmelerde imzaları bulunmayan diğer davalıların ise kefil sıfatıyla sorumlu tutulmamalarının da isabetli bulunduğu, diğer taraftan temlik eden banka vekili genel kredi sözleşmesinin 29. ve 43. maddeleri gereğince kefillerin,
kefalet tarihinden sonraki borçlarla birlikte önceki kredileri de kapsayacağına dair açık ve yazılı beyanları gereğince borcun tamamından sorumlu olacaklarına dair hükme ve el yazısı ile yazılmış "evet" ibaresine dayanarak kefillerin sorumluluklarının belirlenmesi gerektiğini iddia etmişse de TBK'nın 583. maddesine göre kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, şu halde kefilin sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda,
bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu, kefilin vermiş olduğu "evet" yanıtında hangi kredi için "evet" denildiğinin belirli olmadığı, kefil açık bir şekilde miktarı belirtilmiş (azami tutarı) bir krediden dolayı sorumluluk yüklenmedikçe, salt "evet" beyanı nedeniyle önceki kredilerden dolayı sorumlu tutulamayacağı gibi esasen kefilin imzalamadığı bir kredi sözleşmesi sebebiyle bu yöntemle sorumlu tutulmasının da en başta irade serbestisi ilkesine aykırı olduğu, temlik eden bankanın dava konusu icra takibinde; ...
Elektrik AŞ'ye verilmiş 21.06.2010 tarihli 12.000,00 TL bedelli, Toroslar Elektrik A.Ş'ye verilmiş 19.07.2011 tarihli 40.000,00 TL, ... Elektrik AŞ'ye verilmiş 30.01.2012 tarihli 50.000,00 TL, T. Elektrik AŞ Genel Müdürlüğü'ne verilmiş 09.06.2011 tarihli 290.000,00 Avro, T. Elektrik A.Ş.
Genel Müdürlüğü'ne verilmiş 01.12.2013 tarihli 78.396,61 Avro bedelli 5 adet teminat mektubundan doğan komisyon alacaklarının da tahsilini istediği, bu 5 adet teminat mektubunun 2010 ila 2013 yıllarında kullandırılmış olup 2010 tarihli teminat mektubunun kullandırıldığı tarihten önce imzalanmış bulunan 02.05.2006 tarihli ve 800.000,00 TL kredi limitli kredi sözleşmesini davalılar ... ve ..., 30.07.2007 tarihli ve 400.000,00 Avro limitli kredi sözleşmesini ise ... Yapı..Ltd.
Şti., ... ve ...'nin imzaladığı, ayrıca 600.000,00 Avro bedelli genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarih belirtilmediğinden dikkate alınmadığı, şu halde tüm davalıların kefil sıfatıyla teminat mektuplarının bilirkişi tarafından hesaplanan komisyon alacağından sorumlu tutulmasının yerinde olduğu, kefil olarak genel kredi sözleşmesini imzalayan davalıların teminat mektubunu kullanan dava dışı asıl borçlu şirket gibi teminat mektuplarının depo edilmesinden sorumlu olacaklarına dair açık hüküm bulunmadığından bu talebe yönelik davanın reddinin de yerinde olduğu, yine çek yaprağı bedelinin depo edilmesi istemine yönelik olarak;
dayanak olarak anılan kredi sözleşmelerinde davalı kefillerden depo talebinde bulunulabileceğine dair açık hüküm bulunmadığı sonraki tarihli genel kredi sözleşmesindeki depo hükmünün geriye doğru daha önceki tarihli genel kredi sözleşmelerine teşmilinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık takip ve dava tarihi itibarıyla temlik eden bankanın davalı kefillerden genel kredi sözleşmesinden doğan nakdi ve gayri nakdi kredi alacağı ile depo talebinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/484, K. 2024/8888, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama