KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/515 E., 2024/8815 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1405 Esas, 2023/1331 Karar
- Karar
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/185 E., 2021/160 K.
Karar Metni
718 kelime·4 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1954 yılında bölge zeytin üreticilerinin karşılıklı yardım ve dayanışması için kurulan Tarım Satış Kooperatifleri Birliği olduğunu, yıllara dayanan tecrübesi ile sektöründe en iyiler arasında yer aldığını, "..." ibareli markalarının bulunduğunu, Türkiye’de %85 tanınmışlık oranı ile en çok bilinen ve tanınan zeytin markası olduğunu, TÜRKPATENT nezdinde tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davalı gerçek kişinin 2019/30339 sayılı "..." ibareli marka başvurusuna müvekkilinin itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini,
ancak dava konusu başvurunun müvekkili markaları ile iltibasa sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, taraf markaların esaslı unsurunun "MARMARA" ibaresinden oluştuğunu, dava konusu markanın 05, 30 ve 35. sınıfta yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, müvekkili markalarının da bu sınıflarda tescilli olduğunu, itiraza konu olan markanın müvekkilinin "..." markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlayacağını, ayırt edici niteliğini zedeleyeceğini ileri sürerek, TÜRKPATENT Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulu'nun (YİDK) 2020-M-2675 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde, Kurum kararının hukuka uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacı markaları arasında karıştırılma tehlikesinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, taraf markalarının benzemediğini, aralarında karıştırılma ihtimalinin olmadığını, emtia kapsamlarının farklı olduğunu, "Marmara" ibaresinin ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "şekil+..." ibareli tescilli markası arasında mal ve hizmet benzerliği aynı olanlar arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sesçil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu,
ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar / hizmetler için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının "...+şekil" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının mal/hizmet benzerliği aynı olan "şekil+..." markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, markaları karıştırabileceği, bu açıdan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibas ve karıştırılma şartlarının oluştuğu,
markalar arasında iltibas oluştuğundan 6 ncı maddenin beşinci fıkranın değerlendirilmesinin sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ...+şekil" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira her iki markada da "MARMARA" ibaresinin baskın ve asli unsur olarak ön plana çıktığı, başvuruda farklı olarak yer verilen "TÜRK" ibaresi ile şekil unsurunun başvuruya bir ayırt edicilik kazandırmadığı,
ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin davalının başvuru markasını gördüğünde, derhal ve hiç düşünmeden davacının "..." ibare ve biçimli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki markanın aynı işletmenin markası ya da idari ve ekonomik açıdan bağlantılı işletmenin markaları şeklinde algılanabileceği, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2020/924 E., 2020/5100 K. sayılı ilamında da davacı markalarının korunduğu gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar davalı TÜRKPATENT vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/515, K. 2024/8815, 9 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama