KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/5830 E., 2025/3689 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mayıs 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/845 Esas, 2024/836 Karar
- Hüküm
- Yeniden esas hakkında kurulan hüküm ile davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 25.02.2021
Karar Metni
577 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında imzalanan elektrik satış sözleşmelerine aracılık edilmesine ilişkin 01.01.2018 tarihli bayilik sözleşmesinin 14.1. maddesinde yer alan, taraflardan herhangi birinin, herhangi bir zamanda iki ay önceden bildirimde bulunmak kaydıyla sözleşmeyi feshetme hakkına sahip olduğu hükmüne dayanılarak müvekkilince, davalıya gönderilen ihtarname ile sözleşmenin feshedildiğinin bildirilmesine rağmen davalı tarafından fatura tahsilatı yapılmasına devam edildiğini, müvekkili şirketin uyarılarının da dikkate alınmadığını ileri sürerek haksız rekabetin tespitine, önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihi itibari ile feshe dayalı sözleşmeye istinaden tahsilat yapılmadığı, haksız rekabetin oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait iş yerinde yapılan incelemede, adı geçenin, sözleşmenin sona ermesinden sonra davacı adına fatura tahsilatı yapıldığının bilirkişi tarafından tespit edildiği,
davalı yanca fatura tahsilatlarının dava dışı ... şirketi ile imzalanan 15.09.2018 tarihli sözleşmeye dayalı gerçekleştirildiği savunulmuş ise de 04.06.2018 günlü faturanın üçüncü kişiyle yapılan sözleşme öncesinde gerçekleştiği, yine davalı yanca, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para İhracı İle Ödeme Kuruluşları ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe 12.10.2018 tarihli değişiklik ile eklenen yedinci fıkra uyarınca, ödeme kuruluşu ile fatura üreten kurum arasında sözleşme yapılması şartının kaldırıldığı belirtilmiş ise de anılan değişikliğin 12.10.2018 tarihinde yürürlüğe girdiği,
oysa davalının değişiklik tarihinden önce 04.06.2018 ve 04.10.2018 tarihlerinde davacı adına fatura tahsil ettiği, kaldı ki dava dışı ödeme kuruluşu ... firmasının, yönetmeliğin yedinci maddesi gereğince bir bankadan dış hizmet almasının zorunlu olmasına rağmen buna ilişkin dosyaya delil sunulamadığı, yine davalının bilgisayarında davacı şirkete ait ekran logolarının kullanıldığının bilirkişi tarafından tespit edildiği, davalının davacı adını ve logosunu kullanmak ve onun adına fatura tahsil etmek suretiyle aralarında sözleşme olmamasına rağmen müşterileri yanıltarak,
işlem ücreti adı altında kazanç sağlamasının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 54/2 ve 55/1-a/2 hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve sonuçlarının ortadan kaldırılması istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/5830, K. 2025/3689, 26 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama