KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6242 E., 2025/5484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2023/717 Esas, 2024/1062 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2022/10 E., 2022/704 K.
Karar Metni
772 kelime·4 dk okuma·7 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.09.2025 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekilleri Av. ... ve Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Abay tedarik sözleşmesi ile 29.08.2016 tarihli taahhütname akdedildiğini, davalının sözleşme ve taahhütname hükümlerini ihlal etmesi sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, taahhütnameye göre anlaşmazlık halinde uygulanacak hukukun İngiliz hukuku, tahkim yerinin Londra, tahkim dilinin İngilizce ve 1996 tarihli Tahkim Yasası hükümlerinin geçerli olduğunu, müvekkili tarafından 18.10.2018 tarihinde tahkim davası açıldığını, hakem kararında davalının sözleşmeyi ihlal ettiği belirtilerek müvekkiline 767.598.000 INR ödenmesine karar verildiğini, kararın kesinleştiğini belirterek 11.10.2021 tarihli kesinleşmiş hakem kararının tenfizine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili beyan dilekçesinde; dava açılırken maktu yerine nispi harç alınması gerektiğini, davacı şirketin Hindistan merkezli şirket olduğunu, teminat alınması gerektiğini, tahkim şartının dayanağı 29.08.2016 tarihli taahhütnamede davacı şirketin imzasının bulunmadığını, müvekkili adına atılan imzanın ise tek başına müvekkili şirketi temsil ve ilzama yetkili olmayan ...'nin imzası taklit edilmek suretiyle oluşturulduğunu, tahkim sözleşmesinin tarafların ehliyetsizliği nedeniyle geçersiz olduğunu, savunma hakkının ihlal edildiğini, tahkim yargılamasında görevli hakemin yetkisini aştığını, hakem kararının kamu düzenine aykırı bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu olayda tenfizi talep edilen hakem kararının 29.08.2016 tarihli taahhütnameye ilişkin olduğu, hakem kararı New York Sözleşmesi'ne taraf olan İngiltere'de verilmiş olduğundan uyuşmazlığa tenfiz şartları bakımından Türkiye’nin de taraf olduğu “New York Sözleşmesi” hükümlerinin uygulanması gerektiği, New York Konvansiyonu'nun IV/1 maddesine göre davacının hakem kararı ile tercümelerini ibraz ettiği, taraflar arasında ticari nitelikte satış sözleşmesi bulunduğu, hakem kararının da bu uyuşmazlığa ilişkin olması nedeniyle Türk hukukuna göre tahkime elverişli olduğu,
29.08.2016 tarihli tedarik taahhütnamesinde yer alan tahkim klozunun New York Konvansiyonu kapsamında geçerli olduğu, davalının ehliyetsizlik iddialarını tahkim yargılamasında ileri sürdüğü, ancak 1996 tarihli Tahkim Kanunu'nun 31. maddesi hükmü uyarınca bu konudaki itirazı en geç yargılamaya ilk adımı attığı anda ileri sürmesi gerektiği gerekçe gösterilerek kabul edilmediği, Yargıtay uygulamasının bu noktada geçersizlik iddialarının tahkim sürecinde hiç ileri sürülmeden tenfiz aşamasında ileri sürülmesini dürüstlük kuralına aykırı olarak değerlendirdiği,
yine davalının inkâr etmediği sözleşmenin sonradan yetkisiz kişi tarafından imzalandığını, şirketi bağlamayacağını ileri sürmesinin hakkın kötüye kullanılması kapsamında dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacağı, davalının tahkim yargılamasının tüm aşamalarına katıldığı, hakem atamasının birlikte gerçekleştirildiği, tarafların yargılamayı vekilleri vasıtası ile yürüttükleri, yine davalı yanın kişisel mazeretlerinin nazara alındığı, dinletmek istediği tanığın simültane tercüme ile dinlendiği, tahkim yargılamasında hakemin tarafların tüm savunmalarını ele aldığı ve kabul edilen ve edilmeyenleri nedenleri ile açıkladığı,
savunma hakkının sınırlandırıldığı itirazlarının yerinde olmadığı, hakem kararının Türk kamu düzenine aykırılık teşkil etmediği, zamanaşımı itirazının hakem kararlarının tenfizi davasında revizyon yasağı sebebiyle esasa ilişkin inceleme yapılamayacağından yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan delillerin değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun, isabetli, yeterli gerekçeyle karar verildiği, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında Mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, özellikle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.06.2019 tarih, 2017/19-930 E. ve 2019/812 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin davaların maktu harca tabi olduğu, Mahkemece takdir edilen teminatın davacı tarafından depo edildiği,
süresinde cevap dilekçesi sunulmadığı, tenfiz şartlarının gerçekleştiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A.Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, yabancı hakem kararının tenfizi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6242, K. 2025/5484, 18 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama