KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/660 E., 2024/8650 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1813 Esas, 2023/1280 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Çorlu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2016/183 E., 2019/260 K.
Karar Metni
552 kelime·3 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2013/106900 sayılı "... + ŞEKİL" ibareli, tüm sınıflardaki mal ve hizmetleri kapsayan marka başvurusunun, Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından davalıya ait 117144 sayılı ve diğer şirkete ait 2008/73367 sayılı 01, 02, 03, 04, 07, 08, 17, 18, 23, 24, 25 ve 26. sınıf malları kapsayan "..." ve 32. sınıf malları kapsayan "..." ibareli, markalar mesnet alınarak 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7/1-b maddesi uyarınca anılan sınıflar yönünden reddedildiğini,
oysa davalının markasının hükümsüzlük koşulları oluştuğunu ileri sürerek 556 sayılı KHK' nın 7/1-ı, 8/1b, 8/3, 8/4, 8/5, 14, ve 35. maddesi uyarınca davalı adına 117144 kod ile tescilli markanın tüm emtialar açısından markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporunda davacının markası ile davalının markası arasında görünürde benzerlik bulunmadığının tespit edildiği, konuları ve amaçları bakımından da iki marka arasında çağrışım yapacak ortak bir nokta olmadığının anlaşıldığı, davalının markasının hükümsüzlüğünü oluşturan şartların gerçekleşmediği, ayrıca davalıya ait markanın tescil tarihinin 1990 olduğu, Yargıtay içtihatlarına göre 5 yıllık süre geçtikten sonra dava açılmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi gereği hakkın kötüye kullanımı olduğu,
556 sayılı KHK'nın 14. maddesi Anayasa Mahkemesice iptal edilmiş ise de 10.01.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 6769 sayılı Kanunun 9. ncu maddesin benzer düzenleme yapılmış ise de bu Kanunun Anayasa Mahkemesinin iptal kararının Resmi Gazete'de yayınlandığı 06.01.2017 tarihinden 4 gün sonra 10.01.2017 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe girdiğinden kanunların geriye yürümezliği, davanın da açıldığı tarihteki şartlara göre karar verileceği kuralından hareketle 06.01.2017 tarihinden sonra hukuksal boşluk oluştuğundan davanın hukuki dayanağı kalmadığından davanın reddine karar verilmiş,
hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönden yerinde olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/660, K. 2024/8650, 4 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama