KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6670 E., 2025/4256 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1173 Esas, 2024/1387 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
Karar Metni
592 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2019/... sayılı "....+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, Markalar Dairesi Başkanlığının, 6769 sayılı Sınai Mülkiye Kanunu'nun (SMK) 5/1-b ve c bentleri hükmü uyarınca başvurunun kısmen reddine karar verdiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, başvuru konusu ibarenin ayırt edici nitelik taşıdığını, ayrıca müvekkili markasının esas unsurunun, hizmetin cins, tür veya çeşidini gösteren bir işaret olmadığını, markanın bütününün,
özel olarak tasarlanan logosu ile beraber okunduğunda verilen izlenimin farklı bulunduğunu, müvekkilinin, başvuru konusu ibareye kullanım yoluyla ayırt edicilik kazandırdığını ileri sürerek YİDK'in 2020-M-5590 sayılı kararının iptaline, başvurunun reddedilen hizmetler yönünden de tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurum tarafından reddedilen 43/2. sınıftaki "Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri." açısından ortalama tüketici kitlesi nazarında marka olarak algılanmasını sağlayacak şekilde soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, dava konusu edilen markada geçen "..." ibaresinin, markanın esas unsuru olduğu, markadaki şekil unsurunun markaya bir ayırt edicilik katmadığı,
"..." ibaresinin, Türkiye’de herkes tarafından bilinen bir coğrafi yer/il adı olduğu, "..." kelimesinin de kaplıca suyundan faydalanılan yer anlamına geldiği, dolayısıyla dava konusu edilen markanın esas unsurunun, zihinde ilk anda oluşturduğu kavramsal algının, "...’ta yerleşik bir kaplıca işletmesi" olduğu, hedef tüketicilerin de, başvuru konusu markayı, ... ilinin .... bölgesindeki bir kaplıca işletmesi olarak algılayacakları, SMK'nın 5/1-b hükmüne dayalı ret gerekçesinin yerinde bulunduğu,
yine başvuru konusu ibarenin, cins ve vasıf bildiren, tanımlayıcı bir ibare olarak algılanabileceği, "..." esas unsurunun, doğrudan, zihni bir çabaya gerek olmaksızın, herkes tarafından bilinen ve ticaret alanında herkes tarafından kullanılabilecek olan bir tamlamanın anlamını zihinde uyandırdığı,
verildiği coğrafi yeri ve hizmetlerin türünü belirttiği, ... ilinin, reddedilen hizmetler bakımından coğrafi kaynak bildirdiği ve bu hizmetlerle ilişkilendirilebileceği, başvuruya, SMK'nın 5/2. maddesi hükmü kapsamında kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığına ilişkin iddianın da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, genel olarak ... ilinin ve özel olarak da .... ilçesinin ... kaplıcaları ile maruf olduğu, markada kullanılan şekillerin markaya ayırt edicililik katmadığı, gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6670, K. 2025/4256, 18 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama