KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6853 E., 2025/4666 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/319 Esas, 2024/1296 Karar
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddi
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/283 E., 2021/891 K.
Karar Metni
607 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, .. .. .. Bankası A.Ş. tarafından 08.01.2019 tarihinde müvekkiline temlik edilen alacağın genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığını, davalıların müteselsil kefil olduğunu, asıl borçlunun dava dışı ... A.Ş. olduğunu, 31.12.1998 tarihli ihtarname ile hesabın kat edildiğini, 06.01.1999 tarihinde tebliğ edildiğini, ödenmemesi üzerine İstanbul 31. İcra Dairesinin 2018/8790 E. sayılı dosyası ile takibe konulduğunu, davalıların zamanaşımı ve alacağa ilişkin itirazda bulunduğunu ancak 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesi uyarınca zamanaşımı süresinin 20 yıl olduğunu, davalılar ile aralarında imzalı sözleşmeler olup faiz oranının mevzuata ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile inkâr tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, bankaya hiçbir borçları olmadığını, icra takibinde, dayanak kredi sözleşmelerinin sunulmadığını, ...'nin kredi sözleşmesi imzalamadığını, sunulması halinde imzayı kabul etmediklerini, ...'nin ise ticari hayattan elini çekeli yaklaşık 25 yıl olduğunu, böyle bir borcun varlığından haberdar olmadığını, olsa bile zamanaşımının dolduğunu, talep edilen faizin haksız şart hükmünde olup, hakimin müdahalesini gerektirdiğini bildirerek davanın reddi ile kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. Davalı ... yargılama sırasında vefat etmiş, mirasçıları mirası red ettiklerinden terekeye temsilci atanmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, takip tarihinden önce hesap kat tarihinden itibaren 10 yıldan fazla sürenin geçtiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 598/3. hükmü uyarınca kefaletin 10 yıl ile sınırlandırıldığı, bu sürenin zamanaşımı değil kefaletin düşüm süresi olduğu,
6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'nun (6101 sayılı Kanun) 5/2 hükmü uyarınca "süre aşımına uğrayan konularda ilk defa TBK ile düzenlenme getirilmiş ise hak sahibine 1 yıllık ek süre tanındığı" TBK'nın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 yıllık sürenin de geçtiği, her ne kadar 818 sayılı Borçlar Kanunu'nunda (BK) kefalet süresine ilişkin düzenleme yapılmamış ise de, TBK ile getirilen düzenlemenin 6101 sayılı Kanun'un 5/2 hükmü uyarınca geçmişe yürüdüğü, bu haliyle davalıların kefaletinin sona erdiği, zamanaşımı definin yerinde olduğu,
BK'nın 125. ve TBK'nın 146. maddeleri gereğince kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla davalı müteselsil kefiller hakkında başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6853, K. 2025/4666, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama