KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6892 E., 2025/4669 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/286 Esas, 2024/1060 Karar
- Hüküm
- İstinaf başvurusunun esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2018/251 E., 2021/1172 K
Karar Metni
535 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında 23.02.2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere belirsiz süreli olarak imzalanan acentelik sözleşmesinde müvekkilinin, 23.01.2018 tarihine kadar davalı ... şirketinin yetkili acentesi olarak faaliyet gösterdiğini, basiretli tacir olarak günden güne kesmiş olduğu poliçe sayısını artırdığını, davalının yükselişine katkı sağladığını, ancak davalının hiçbir sebep belirtmeksizin acentelik sözleşmesini feshettiğini bildirir 23.01.2018 tarihli noter ihtarnamesini gönderdiğini,
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 121/4 hükmü uyarınca davalının müvekkilinin fesihten kaynaklanan zararlarını karşılamak zorunda olduğunu, müvekkilinin davalıya hiçbir borcunun bulunmadığını, acente tarafından yeni müşteri kazandırılması ve sözleşmenin devamı durumunda acentenin, işletmeye kazandırdığı yeni müşteriler dolayısıyla ücret almaya hak kazanacak olmasından dolayı sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle acentenin bu ücretleri yitireceğini ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının,
haksız fesih nedeniyle 1.000,00 TL maddi tazminatın ve 20.000,00 TL manevi tazminatın ticari faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, acentelik sözleşmesinin feshinden sonra davacı şirket tarafından davalıya kazandırılan müşterilerle ilgili olarak yenilenmiş bir poliçenin bulunmadığının tespit edilmiş olması karşısında 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesi gereğince koşullarının oluşmaması nedeni ile davacının denkleştirme tazminat talebinin yerinde olmadığı,
aynı Kanun'un 121/4 hükmü gereğince haklı bir sebep olmadan veya 3 aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorunda olduğu yönünde yasal düzenlemenin bulunduğu, davalı ... tarafından 17.10.2017 tarihli noter ihtarnamesi ile 3 aylık sürenin sonundan itibaren taraflar arasındaki sözleşmenin feshedileceğinin bildirildiği, davacı yanca başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebi ile bir zararın oluştuğuna dair sunulmuş bir delilin de dosyada bulunmadığı,
manevi tazminat taleplerinin de bu nedenle yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklı maddi ve manevi zarar tazmini ile denkleştirme tazminatı istemlerine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6892, K. 2025/4669, 30 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama