KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/6937 E., 2025/4975 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Temmuz 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/497 Esas, 2024/1727 Karar
- Hüküm
- Asıl dava kabul, birleşen davalar ret
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/128 Esas 2021/190 Karar
Karar Metni
1.218 kelime·6 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davalı-birleşen 2019/378 E. sayılı davada davacı vekili ile birleşen 2021/486 E. sayılı davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket yetkilisi ... ...'un, 2001 yılında dava dışı ... Konfeksiyon İnşaat ve Taşımacılık San. Tic. Ltd. Şti.'nin (... Konfeksiyon) %50 hisse ile ortağı olduğunu, sonrasında davalı ...'un da şirkete ortak hale geldiğini, müvekkili yetkilisinin şirketten ayrılmaya karar verdiğini, bu düşüncesini ve “bundan böyle ...
Group adı altında bir firma kurarak kendi nam ve hesabına faaliyet göstereceğini ve ürünlerini ... markasıyla pazarlayacağını” aynı zamanda kardeşi olan şirket ortağı ... ile paylaştığını, bu kararın ifası bağlamında 2017 yılı Temmuz ayında ... Konfeksiyon’dan fiilen ayrılarak, 17.08.2017 tarihinde ... Group şirketini kurduğunu, 18.08.2017 tarihinde “...” markalı faturaları bastırdığını, 26.08.2017 tarihinde ...
Konfeksiyon’daki hisselerinin tamamını davalıya devretmek suretiyle şirket ortaklığını sonlandırdığını, 19.09.2017 tarihinde ilk faturasını kestiğini, ancak hal böyle iken davalının, 20.09.2017 tarihinde marka için müracaatta bulunduğunu, ürünlerini “...” markası ile pazarlamayı düşünen müvekkilinin, logoların hazırlanması için merkezi Almanya’da bulunan bir ajans ile irtibata geçtiğini, akabinde Çin’den deneme amaçlı olarak üzerinde “...” logosu olan 1.000 paket çatal iğne sipariş ettiğini, yaklaşık 200 paket ürünü pazarladığını, davalının müvekkilinin ...
Group’u kuracağını ve ürünlerinde “...” markasını kullanacağını henüz bu şirket kurulmadan önce bildiğini, buna karşı herhangi bir itirazda bulunmadığını, ancak şirket kurulduktan 33 gün sonra müvekkilinin kullanacağını ve hatta fiilen kullandığını bile bile ve müvekkilinden gizli olarak “...” markasının tescili için başvuruda bulunarak, markanın kendisi adına tescilini sağladığını, davalının o güne kadar hiçbir surette kullanmadığı bir markayı sırf müvekkilinin kullanımını engellemek amacıyla kendisi adına kötüniyetle tescil ettirdiğini ileri sürerek davalı adına tescil gören markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
2.Birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/486 E. sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescilli bulunan, kötüniyet ile tescil müracaatına konu edilen 2017/83216 tescil numaralı “...” ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
3.Birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/378 E. sayılı dosyasında davacı ... vekili dava dilekçesinde; “...” ve “...
İstanbul Türkiye+Şekil” markalarının müvekkili adına tescilinin sağlandığını, söz konusu markalara ait ürünlerin her türlü üretimi, dağıtımı, kullanımı ve bunların ithalat, ihracat ve pazarlanması konularında müvekkilinin Türkiye çapında yetkili olduğunu, ancak üretme ve piyasaya sunma hakkı müvekkiline ait olan marka ve sınıflardaki taklit ürünlerin davalı tarafça satışı yapılmak suretiyle müvekkilinin markasının ihlal edildiğini, bu durumun müvekkilinin haklarına tecavüz teşkil ettiğini, maddi ve manevi zararlara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davacı vekili 04.05.2021 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat talebini 15.869,03 TL'ye artırmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı vekili asıl cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin marka tescil başvurusundan bir gün önce kullanmaya başladığını iddia ettiği marka hakkında gerçek hak sahipliği iddiasının kabul edilemeyeceğini, “...” markasının müvekkiline ait 20 yıllık ... Konfeksiyon'un unvanındaki ... ibaresinin kısaltması olduğunu, müvekkilinin marka tescilini almadan çok daha önce de işareti kullandığını, bu durumu ortak olduğu sürece davacının da bildiğini, müvekkilinin dava konusu markayı ticari hayatta aktif olarak kullandığını, kötüniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/486 E. sayılı dosyasında davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
3.Birleşen Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2019/378 E. sayılı dosyasında davalı vekili davanın reddimi istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, asıl dosya yönünden; davacı şirket yetkilisi ile davalının kardeş olduğu, dava konusu “...” ibareli markayı davacının ihdas edip ilk olarak kullandığı, 26. sınıf ve bu sınıfı kapsayan, doğrudan bağlantılı/ benzer olan 35. sınıfta mağazacılık olarak tabir edilen hizmet bakımından “...” ibareli marka üzerinde gerçek hak sahibinin davacı taraf olduğu, bunu bildiği halde davalının sırf onun kullanımını engellemek amacıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6/9 hükmü anlamında kötüniyetli olarak adına tescil ettirdiği, birleşen 2019/378 E. sayılı dosyası yönünden;
dayanak markanın gerçek hak sahibinin karşı taraf olduğu, kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüz kılındığı, hükümsüzlüğün baştan beri sonuç doğuracağı, bu haliyle marka hakkına tecavüz veya haksız rekabetten söz edilemeyeceği, birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/486 E. sayılı dosyası yönünden yapılan değerlendirmede ise; bu dosyanın tarafları, dava sebebi ve talep sonucunun önceki tarihli asıl dosyadaki ile aynı olduğu,
bu haliyle derdestliğin bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, birleşen davaların reddine karar verilmiş, karar birleşen 2021/486 E. sayılı dosyada davacı vekili ve asıl davada davalı, birleşen 2019/378 E. sayılı dosyada davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, marka üzerindeki öncelik hakkının, o markayı, ihdas ve istimal eden ve piyasada maruf hale getiren kişiye ait olduğu, gerçek hak sahipliği ilkesi gereği, yurt içinde, marka başvurusundan önce ve markaya konu işaretin tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden yoğun ve sıkı kullanım sonucu işaret üzerinde önceye dayalı hak elde edilmiş olması halinde, o işaret üzerinde gerçek hak sahibi olan kişiye öncelik hakkı tanınacağı, asıl davada davacı şirketin, dava konusu markayı yoğun ve sıkı kullandığına, piyasada maruf hale getirdiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı,
davalının tescil başvurusundan kısa bir süre önce fatura düzenlenmesinin gerçek hak sahipliği bakımından yeterli görülemeyeceği, asıl davada davalının, daha önce asıl davanın davacısı (yetkilisi) ile ortak olduğu şirkette kullandıklarını bildiği markayı kendi adına tescil ettirmesinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığı, bu nedenle kötüniyetli tescile dayalı olarak marka hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, asıl davada davacı her ne kadar Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/486 E. sayılı dosyasında “davanın derdestlik nedeniyle reddine” dair verilen kararı istinaf etmiş ise de;
asıl dava ve birleşen Bakırköy 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/486 E. sayılı dosyasının, davalı adına kayıtlı 2017/83216 sayılı, 20.09.2017 başvuru tarihli “...” ibareli markanın hükümsüzlüğüne yönelik olduğu, bu nedenle derdestlik dava koşulu nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir hata bulunmadığı gerekçesiyle asıl davada davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne, birleşen davaların reddine karar verilmiş, karar birleşen 2021/486 E. sayılı dosyada davacı vekili ve asıl davada davalı,
birleşen 2019/378 E. sayılı dosyada davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Asıl ve birleşen 2021/486 E. sayılı dava marka hükümsüzlüğü, birleşen diğer dava ise maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/6937, K. 2025/4975, 8 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama