KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/712 E., 2024/8925 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Aralık 2024
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2021/1394 Esas, 2023/1455 Karar
- Hüküm
- Davanın kısmen kabulü (Yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2017/135 E., 2020/223 K.
Karar Metni
1.777 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ile tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dünyada ve Türkiye’de çokça tanınmış "..." markasının sahibi olduğunu, ... ABBIGLIAMENTO SPORTIVO SRL adının ise müvekkili dışında İtalyan asıllı başka bir firmaya ait olduğunu, bu şirketle müvekkili arasında herhangi bir bağ bulunmadığını, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2017/11 D.
İş sayılı dosyası kapsamında davalının işyerinde tespit yaptırıldığını, mağaza tabelasında ve davalının satmakta olduğu ürünler üzerinde "..." ibareli kullanımlara tesadüf edildiğini, bu kullanımların hukuka aykırı olduğunu, tüketici nezdinde iltibasa yol açtığını, bu nedenle söz konusu eylemlerin müvekkili aleyhine marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun)'nun 54 üncü maddesi kapsamında da haksız rekabete yol açtığını ileri sürerek davalının marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasını,
tecavüzün kaldırılmasını ve bu amaçla davalı mağazasındaki "..." ibaresini içeren tüm tabelaların, reklam amaçlı materyallerin kaldırılmasını, marka bulunan tüm ürünlerin toplatılmasını ve imha edilmesini, bu eylemlerden doğan zararın giderilmesini teminen 10.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi ve 50.000,00 TL itibar tazminatına hükmedilmesini, yargılama sonucu verilecek hükmün ilanını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2016 yılı sonunda ... Tekstil Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş. isimli firmadan bazı pazarlamacıların kendilerine müracaat ettiğini, şirketlerinin "...
19.69" markası ile Türkiye'de kumaş üretim ve satış hakkına sahip olduğunu, Türkiye'de bu marka ile Bursa'da üretim yapıldığını, müvekkil şirkete de bu marka altında üretilen döşemelik kumaşlar satmak istediklerini ifade ettiklerini, akabinde müvekkiline onlarca sayfa resmi evrak gösterdiklerini, müvekkile gönül rahatlığı ile tabela asıp kumaşlarını satabileceklerini söylediklerini, dava dışı firmanın yetkililerinin gösterdiği onlarca sayfa resmi evraka güvenen müvekkilinin müşterilere gösterilecek katalogda kullanılmak üzere numunelik birkaç metre kumaş siparişi verdiğini,
tabelanın asılıp kataloğun müşterilere sunulmasından sadece 3-4 gün sonra müvekkilin mağazasına tespit için gelindiğini, bu tespitten hemen sonra müvekkilin avukatı olarak kendilerini aradığını, kendilerinin müvekkillerine ...
Tekstil isimli firmanın müvekkili kandırmış olabileceğini, iki şirket arasında marka konusunda “bir mücadele olabileceğini, başkalarının hukuk mücadelesine karışmamaları gerektiğini söylediklerini, müvekkillerinin de söylediklerini dinleyerek keşif günü tabelayı numunelik kumaş kataloğu ile birlikte imha ettiğini, netice itibariyle müvekkillerinin "...
19.69" markasının tescilli olup olmadığını ve "..." markasından kaynaklı haklara tecavüz edip etmediklerini bilmediklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
İhbar olunan ... Tekstil A.Ş. vekili, müvekkiline ait işyerinde ... 19.69 ABBIGLIAMENTO SPORTIVO SRL isimli şirkete ait tescilli markalı ürünlerin satışa sunulduğunu, distribütörlük anlaşması sonucu bu ürünleri gerek kendileri gerekse bayileri aracılığıyla sattıklarını, hiçbir şekilde "..." markasını kullanma yetkisini vermelerinin söz konusu olmadığını, ... 19.69 ABBIGLIAMENTO SPORTIVO SRL ibaresinin ticaret unvanı olduğunu ve bu şekilde kullanıldığını, bu kullanımın markasal kullanım olmadığını savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, teknik ve marka vekili bilirkişinin de katılımı ile hazırlanan bilirkişi raporlarına göre dava konusu ürünlerin orijinal olmadığı, davacının "..." markalarının aynısının ön plana çıkaracak şekilde ve esaslı unsur olarak incelenen tabela ve kumaşlarda kullanıldığı, ortalama dikkat düzeyine sahip tüketicilerin bu kullanımları gördüklerinde ürünlerin davacı markasına ait olduğunu düşünebileceği, davacı ile davalı arasında organik bir bağ olduğu yönünde kanaat oluşabileceği, davacının markasının koruma altında olan emtia listesi ile davalının ürünlerinin benzer mahiyette olduğu,
davalının eyleminin SMK 29/1-a maddesinin yollaması ile SMK'nın 7/2-a, b ve 7/3-ç maddelerine aykırı olduğu ve marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, somut olayda dosyada bulunan evrak ile davacının gerçek zararının tespitinin mümkün olmadığı, maddi tazminat hesabı için somut bir verinin dosyada mevcut olmadığı, bilirkişi raporu da dikkate alındığında davalının üzerinde davacıya ait markanın yer aldığı ibareyi kumaşlara ve tabelalara bastığı gerçeğinden hareketle 3.000,00 TL maddi tazminatın somut olayın özelliklerine ve TBK'nın 50. maddesi hükümlerine uygun olduğu,
marka hakkına tecavüz eden tarafından markanın kötü veya uygun olmayan bir şekilde kullanılması sonucunda, markanın itibarı zarara uğrarsa, marka sahibinin bu nedenle ayrıca tazminat isteyebileceği, işyerindeki malların orijinal lisanslı ürünler olmadıkları, itibar tazminatına hükmedilebilmesi için davalının kusurlu eylemi ile itibarın zarara uğraması arasında illiyet bağı arandığı, söz konusu taklit markalı ürünler piyasaya sürülmüş olsa idi; söz konusu markayı kullanan tüketici nezdinde, davacı şirket markasının itibar kaybetmesine neden olacağı kaçınılmaz olduğundan davacının 1.000,00 TL itibar tazminatına hak kazandığı,
öte yandan, itibar tazminatının manevi tazminatın bir türü olduğu gerçeği karşısında davacı için bu tazminat türünün bir zenginleşme aracı olamayacağı, somut olayda davalının, basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ederek, davacıya ait markayı taklit ürünlerde kullanarak ve bu ürünleri çoğaltarak, davacının marka hakkına tecavüz eylemini gerçekleştirdiği,
davalının davacının marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabeti kusur niteliğinde olduğundan davacının manevi tazminata hak kazanacağı, somut olayın özelliği hak ve nesafet ilkesi gereği 3.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının davacı ...'nın tescilli markasına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden fiillerinin tespitine, men'ine, davacının marka tecavüzü nedeniyle hak kazandığı 3.000,00 TL maddi ve 3.000,00 TL manevi tazminat ile 1.000,00 TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
davalının işyerinde ele geçen ve el konulan ... ve ...
19.69 ABBIGLIAMENTO SPORTIVO S.R.L markalı her türlü tabela (dış cephede bulunan işletme adı olup ... ibaresinin öne çıkarılmadığı tabelalar hariç olmak üzere), levha, afiş, ilan, kartela ve ürün ile münhasıran bu ürünleri üretmeye yarayan araç, cihaz, makina gibi vasıtalara masrafları davalı tarafa ait olmak üzere el konulmasına, el konulanlara karar kesinleşene kadar ihtiyati tedbir konulmasına, karar kesinleştiğinde marka hakkına tecavüz teşkil eden ürünlerin üzerinden silinmesi mümkün ise ... ve ...
19.69 ABBIGLIAMENTO SPORTIVO S.R.L ibarelerinin silinmesine, silinerek marka tecavüzünün önlenmesi mümkün olmayanların masrafları davalı yana ait olmak üzere imhasına, karar özetinin Türkiye çapında yayın yapan en yüksek tiraja sahip üç gazeteden birinde ¼ sayfa büyüklüğünde ilanına karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı taraf Türkiye'de kumaş üretim ve satış hakkına sahip olduğuna inandığı dava dışı ...
Tekstil A.Ş.'den dava konusu kumaşları satın aldığını savunmuş ise de, işyeri tabelasında "..." ibaresini kullandığı, yine işyerinde ele geçen kumaş etiketlerinde de davacının markalarıyla iltibasa sebebiyet verebilecek şekilde "..." ibaresini kullandığının tespit edildiği, basiretli bir tacir olarak hareket etmesi gereken davalı kumaşların orjinal olup olmadığı araştırmadığı gibi tespit edildiği şekilde markasal kullanımda bulunmaya hakkının olmadığını bilecek durumda olması nedeniyle kusurlu olduğu,
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(6769 sayılı Kanun)'nun 149 uncu maddesi uyarınca sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibinin maddi ve manevi tazminat isteyebileceği, bunun yanında 6769 sayılı Kanun'un 150 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi,
bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebileceği, davacıya ait markanın piyasada oluşturduğu kalite algısı ile güven ve imajı dikkate alındığında davalı tarafından satılan ürünlerin aynı kalitede olmadığının kabulü gerekeceği gibi, ürünlerin piyasaya davacının uygun bulacağı bir tarzda sunulduğundan da söz edilemeyeceği, açıklanan nedenle itibar tazminatı talebi şartlarının da oluştuğu, öte yandan,
davacı taraf maddi tazminatın 6769 sayılı Kanun'un 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi kapsamında göre marka hakkının bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını istemiş ise de,
davalının davacıya ait marka ile ne kadar satış yaptığının tespit edilememesi ve bu tecavüzün ne kadar sürdüğünün de belirlenememesi nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun)'nun 50 nci maddesi uyarınca maddi tazminat takdir edilmesinde ve kabul ve reddedilen manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'nin 10. maddesi uyarınca takdir edilen vekâlet ücretinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak 6098 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 10.000,00 TL maddi tazminatın somut olayın özelliklerine uygun bulunduğu,
manevi tazminat koşullarının davacı yararına gerçekleştiği yönündeki ilk derece mahkemesi kabulünde bir isabetsizlik yok ise de mahkemece hükmedilen manevi tazminat tutarının, davalının markasal kullanımının boyutu, marka hakkı tecavüze uğrayan davacının, piyasada oluşturduğu kalite algısı, yarattığı güven ve imajda meydana gelebilecek tahribat ile tarafların ekonomik ve sosyal durumu göz önünde bulundurulduğunda somut olayın özelliklerine uygun olmadığı, daha fazla bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği ve 25.000,00 TL manevi tazminatın somut olayın özelliklerine uygun bir miktar olduğu,
yine davacının tanınmış markasının piyasada oluşturduğu kalite algısı, güven ve imaja nazaran, yukarıda açıklandığı şekilde şartları oluşup ilk derece mahkemesince takdir edilen itibar tazminatı miktarının da düşük olduğu ve 25.000,00 TL itibar tazminatının daha uygun olduğu, ilk derece mahkemesince kabul edilen itibar tazminatı miktarı üzerinden davacı vekili lehine vekâlet ücreti takdir edilmemesinin de doğru olmadığı, ilk derece mahkemesince itibar tazminatı kısmen reddedildiği halde reddedilen kısım üzerinden davalı yararına vekâlet ücreti takdir edilmemesinin de doğru olmadığı,
itibar tazminatı yeniden takdir edildiğinden ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2020 tarih ve 2019/5375 E.-2020/3075 K. sayılı ilamında belirtildiği üzere, vekâlet ücreti yönünden itibar tazminatı isteminin maddi tazminat istemi içinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekili ile davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, markaya tecavüzün durdurulması, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat, itibar tazminatı ve ilan istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 29, 149 ve 150 nci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci maddesi.
3. Değerlendirme İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/712, K. 2024/8925, 11 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama