KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2024/823 E., 2024/9134 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Aralık 2024
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2020/1913 Esas, 2023/1814 Karar
- Hüküm
- Esastan ret; davanın kabulü
- İlk derece mahkemesi
- İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2019/406 E., 2020/484 K.
Karar Metni
1.041 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 06.11.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı kararla yıllık raporunun tasdik edilmesine, 4 numaralı kararla bilanço ve kâr-zarar hesaplarının tasdik edilmesine ve özel denetçi tayini isteklerinin reddine, 6 numaralı kararla karın dağıtılmamasına, 7 numaralı kararla yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine,
8 numaralı kararla yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri ifa edebilmeleri hususunda gerekli yetkinin verilmesine karar verildiğini, halbuki alınan kararların hukuka aykırı olduğunu, yönetim kurulu faaliyet raporunun gerçeğe ve şirket kayıtlarına aykırı olduğunu, bilanço ve kâr-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin kararın kanuna, esas mukaveleye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, defterlerin ayrıntılı incelenmesine izin verilmediği için ayrıntılı açıklama yapılamadığını, sorularına ayrıntılı cevap alamadığını,
yapılan bilirkişi incelemesiyle gerçeğin açığa çıkacağını, karın dağıtılmamasına ilişkin olarak alınan kararın keyfi olduğunu, öz kaynakların kâr dağıtmaya yeterli olduğunu, huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kârın dağıtılmamasına karar verilirken huzur hakkı ödenmesine karar verilmesinin doğru olmadığını, ibraya ilişkin oylamada oylamaya katılamayan yönetim kurulu üyelerinin, aynı şekilde kendi menfaatlerine olan kararda da oy kullanamayacaklarını, dolayısıyla bu hususta alınmış 8 numaralı kararın da kanuna aykırı olduğunu,
alınan kararların bu nedenlerle iptal edilmesi gerektiğini ileri sürerek davalının 06.11.2018 günlü olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 6, 7 ve 8 numaralı kararların 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi uyarınca iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu genel kurul toplantısında alınan 3 numaralı karar yönünden yıllık faaliyet raporunun onaylanmasının uygun olduğunu, tüm verileri finansal tablolardaki fınansal bilgilere dayandıran bir rapor olduğunu, davacının ayrıntılı sorularına yanıt verildiğini, davacının genel kurulda yönelttiği tüm soruların genel kurul tutanağında belirtildiği üzere yazılı olarak yanıtlandığını, 4 numaralı karar yönünden bilanço ve kâr-zarar hesaplarının onaylandığını, davacının tüm sorularının bildirimle karşılandığını, 6 numaralı karar yönünden kâr dağıtılmaması yönünde karar aldığını,
davalının geçmiş yıl zararlar ve ödenmemiş sermaye tutarları bulunduğunu, kâr dağıtmama kararının haklılığının açık olduğunu, 7 numaralı karar yönünden huzur hakkı tespiti ile yönetim kurulu üyelerine sırasıyla 8.000,00 TL, 8.000,00 TL ve 3.000,00 TL huzur hakkı ödenmesinin kararlaştırıldığını, şirketin sermayesi, hacmi ve faaliyetleri düşünüldüğünde takdir olunan huzur hakkının olağan olduğunu, benzer hacimdeki bir şirketin yöneticilerin alacağı ortalama bir ödemenin de önemli ölçüde altında olduğunu, davalı şirkette kâr dağıtılmamasının ülkenin ekonomik durumunun yarattığı risklerin,
diğer yandan davalı şirkette ortakların sermaye borçlarını ödenmemiş olması olduğu, kârın dağıtılmamasıyla yönetim kurulu üyelerine makul ücretler tahakkuk ettirilmesinin çelişkili olmadığını, tutarlı olduğunu, 8 numaralı karar yönünden genel kurulun izninin alınması şartına bağlandığını, davaya konu 8 numaralı genel kurul kararında bu yönde izin kararı alındığını, iptal davasının reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, vekili ile temsil edilen davacının genel kurul toplantısında alınan kararlara karar alındıktan sonra muhalefet şerhi koyduğu, davanın esasına girmek için gerekli şekil şartlarının yerinde olduğu, toplantıda alınan 3 numaralı karara yönelik olarak davacının davalı şirketin faaliyet raporuna ilişkin itirazlarının 21.11.2018 tarihli ihtarname ile cevaplandırıldığı, 4 numaralı kararda ise bilanço, kâr-zarar hesaplarının okunmasına geçildiği, davalı şirketin 2017 yılı bilanço-kâr-zarar hesaplarında hukuka aykırılık tespit edilmediği,
davacının bilanço-kâr-zarar hesaplarının hangi yönden hukuka aykırı olduğuna dair açıklamasının dosyadan anlaşılamadığı, kâr dağıtılmamasına yönelik 6 numaralı kararda ise davalı şirketin kayıtlı sermayesinin öz kaynak içerisinde korunmadığı, ortakların ödenmemiş sermayesinin bulunması ve 2017 yılı içerisinde 6.209,31 TL davalı net kârının bulunması karşısında davalı şirkette kar dağıtılmaması yönünde verilen kararın iptalinin gerekmediği, 7 numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine oy çokluğu ile karar verildiği,
ancak davalı şirketin 2017 yılı net kârı, ortakların taahhüt etmiş oldukları sermaye payının ödenmemiş olması, davalı şirketine kar dağıtımı kararı verilmemesi karşısında yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın kanuna, esas özlemeye ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olduğu, 8 numaralı karar ile yönetim kurulu üyelerine belirtilen işlemlere izin verilmesinin oy çokluğu ile kabul edildiği, yönetim kurulu üyesinin kendi lehine oy kullanamazsa da diğer yönetim kurulu üyeleri için oy kullanabileceği, davacının hisse oranının %28,70, diğer pay sahibi Rüstem ve ...'nun toplam paylarının 41,30 olduğu,
diğer pay sahibi EYB Holding A.Ş'nin de payının %30 olduğu nazara alındığında davacının bu iptal nedeni olarak ileri sürdüğü hususun da hukuki mesnedinin olmadığı, bu nedenlerle 7 nci madde ile alınan kararın iptaline, diğer iptal sebeplerine ilişkin taleplerin reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının 06.11.2018 tarihinde yapılan 2017 faaliyet yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında 7 nci madde ile alınan yönetim kurulu üyelerine huzur hakkı ödenmesine ilişkin kararın iptaline, davacının diğer maddelere ilişkin taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, kurulan hükmün isabetli görüldüğü, aksi yöndeki davalı istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı şirketin 06.11.2018 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 6, 7 ve 8 numaralı kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin birinci alt bendi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 445 ve 446 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2024/823, K. 2024/9134, 17 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama