KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1038 E., 2025/5736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1738 Esas, 2024/1894 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/269 E., 2021/169 K.
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, ayrıca müvekkilinin ticaret unvanının asıl unsurunun da aynı ibareden oluştuğunu, davalı gerçek kişinin "..." ibareli başvurusuna yaptıkları itirazlarının TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararı ile reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin markaları arasında iltibas bulunduğunu, müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5. bendi koşullarının da oluştuğunu,
dava konusu başvurunun müvekkilinin ticaret unvanının asli unsuru ile de benzer olup SMK'nın 6/6. bendi uyarınca da reddinin gerektiğini ileri sürerek, YİDK'in 2020-M-6621 sayılı kararının iptalini ve 2018/114747 sayılı dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin ünlü bir şef, tanınmış bir televizyon/medya siması ve restoran sahibi olduğunu, İstanbul’un en ünlü şefi olarak bilindiğini, 2005 yılında açtığı “Mikla” isimli restoranın son beş yıldır dünyanın en iyi 50 restoranı arasına girdiğini, Türkiye ve dünya çapında pek çok ödüle layık görüldüğünü, müvekkilinin isminin marka değeri bulunduğunu, bu yüzden de soyadını marka olarak tescil ettirmek istemesinin hakkaniyete uygun olduğunu, taraf markalarının okunuşlarının ve anlamlarının da tamamen farklı bulunduğunu, tarafların farklı alanlarda faaliyet gösterdiğini, davacının markalarının tanınmış olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların markaları kapsamındaki bir kısım hizmetler aynı veya benzer olsa da, markaları oluşturan işaretlerin iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, markaları oluşturan ayırt edici unsurların ilgili tüketici kesimi nezdinde bir bütün olarak algılandıkları, tüketicinin markaların ayırt edici unsurlarını bölüp parçalamadığı, umumi intiba olarak markaları algıladığı, dava konusu markanın tek heceli, davacı markalarının esas unsurunun iki heceli olduğu,
her ne kadar karşılaştırılan markaların ilk dört harfi aynı olsa da, bir bütün halinde markaların kavramsal olarak farklı çağrışım oluşturdukları, davalı markasının anlamsız bir kelime olarak algılanacağı, davacı markalarının ise bilinen bir insan ismi olarak algılanacağı, dolayısıyla markalar arasındaki kavramsal çağrışım farklılığın markalar arasında kısmen bulunan işitsel ve görsel benzerliği bertaraf ettiği, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, SMK'nın 6/5 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı,
davacıya ait ticaret unvanının ayırt edici ekini "..." ibaresinin oluşturduğu, bu ibare ile dava konusu "..." ibaresinin görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer bulunmadıklarından SMK'nın 6/6 hükmü koşulunun da somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, TÜRKPATENT YİDK kararının iptali ve hükümsüzlük talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1038, K. 2025/5736, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama