KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/1069 E., 2025/5790 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Eylül 2025
- Mahkemesi
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/1592 Esas, 2024/1870 Karar
- Hüküm
- Esastan ret
- İlk derece mahkemesi
- Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2021/125 E., 2022/198 K.
Karar Metni
775 kelime·4 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 369/2 hükmü gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 1991'den beri kullandığı ve 2004 yılında marka olarak tescil ettirdiği "..." ibareli markasının, 2021 yılında da tanınmış marka olarak kabul edildiğini, müvekkilinin hiç üretmediği ürünlere ilişkin olarak müvekkili markasının kullanıldığının tespit edilmesi üzerine başlatılan soruşturmada şüphelilerin, soruşturma konusu ürünler için davalı şirket ile sözleşme imzalandığını beyan ettiğini, eylemlerine gerekçe olarak 2014/69894 sayılı "..." ibareli markanın gösterildiğini, söz konusu markanın 26.08.2019 tarihinde davalı ...'e devredildiğini,
...'in tanınmış markaların itibarından faydalanmak amacıyla kötüniyetli marka başvurularında bulunmayı alışkanlık haline getirdiğini, müvekkili markasının farklı ürünlerde kullanılarak sulandırılmasının müvekkilinin tanınmış marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek 2014/69894 sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin dava konusu markasının 2014 yılında tescil edildiğini, aradan 6 yıl geçtikten sonra açılmış bu davanın, "sessiz kalma yoluyla hak kaybı"na ilişkin hükümler gereği reddi gerektiğini, müvekkili tescilinin kötüniyetli olmadığını, müvekkili markasının tescil tarihinde davacı markasının tanınırlığının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı şirket, cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu marka ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından aynılığa yakın benzerlik bulunsa da, markaların kapsamındaki mallar arasında benzerlik olmadığından, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olmadığı, dava konusu markanın 18.08.2015 tarihinde tescil edildiği, davanın 07.04.2021 tarihinde açıldığı,
tescil tarihi ile dava tarihi arasında beş yıldan fazla bir süre geçmekle sessiz kalma yoluyla hak kaybının gerçekleştiği, davacı markalarının tanınmışlık düzeyi nedeniyle davalının başvurusuyla haksız bir yarar sağlanabileceği, davacı markasının itibarına zarar verebileceği kanaatine varılamadığından dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/5 hükmünde yer alan şartların oluşmadığı, davalı gerçek kişi tarafından yapılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğuna ilişkin somut veri bulunmadığı,
taraf markalarının benzer olmaması ve SMK’nın 6/1 hükmü anlamında iltibas tehlikesi olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı, hükümsüzlük davasının sadece tescilde malik gözüken şahsa karşı açılabileceği, hükümsüzlük davasında davalı şirketin sıfatının bulunmadığı gerekçesi ile davanın tümden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markalarındaki asıl unsurun "..." ibaresi olduğu, bu itibarla marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu, ancak davacı markasının kapsamındaki "Polyester yanmaz fırın torbası, aliminyum folyo, pvc streç cling film (gıda örtüsü), kesimli streç cling film,
mikrodalga streç cling film, buz torbası, yağlı kağıt, buzdolabı torbası.” malları ile dava konusu markanın kapsamındaki "Ağartma ve temizlik amaçlı maddeler. Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler (insan ve hayvanlar için deodorantlar dahil). Sabunlar. Diş bakımı ürünleri. Aşındırıcı ürünler (zımpara bezleri, zımpara kağıtları, ponza taşları, aşındırıcı pastalar dahil).
Parlatma ve bakım ürünleri (deri, vinil, metal, ahşap için)." malları arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında bir benzerliğin olmadığı, zira bu malların benzer ihtiyaçları gidermediği, aralarında ham madde-mamül ilişkisi bulunmadığı, birbirlerini ikame eden ya da tamamlayan ürün olmadıkları, dağıtım kanallarının ortak olmadığı, marketlerde aynı reyon ya da raflarda satılmadıkları, dava konusu markanın başvuru tarihi itibariyle, SMK'nın 6/5 maddesi koşullarının gerçekleştiğinin davacı tarafça ispat edilemediği, markanın kötüniyetli olarak tescil ettirildiğinin ispatlanmadığı,
davalının, dava konusu markadan sonra yapılan marka başvurularından hareketle dava konusu markanın da kötüniyetli tescil ettirildiğinin söylenemeyeceği, davalının fiili kullanımının bu davanın konusu olmadığı, zira eldeki davanın marka hükümsüzlüğü talebine ilişkin olduğu ve tescilli olduğu biçimiyle markanın değerlendirilmesinin gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b (1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/1069, K. 2025/5790, 29 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama