KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2025/119 E., 2025/4476 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
- Mahkemesi
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
- Sayısı
- 2022/294 Esas 2024/1362 Karar
- Hüküm
- Davalı .... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine
- İlk derece mahkemesi
- Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2020/84 E., 2021/1055 K.
Karar Metni
1.347 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıların sorumluluğunda bulunan hava yolu taşımasına konu ve müvekkili tarafından sigortalanan sigortalı şirkete ait emtianın, taşıyanı davalı ... (...), uçağın maliki ...
Hava Yolları A.Ş. (...) olan kargo uçağının ... ... mevkiinde 16.01.2017 tarihinde düşmesi sonucunda tamamen zayi olduğunu, zayi olan elektrik ve bilgisayar ekipmanlarından dolayı sigortalıya toplam 2.302.893,22 TL ödemede bulunduklarını, diğer davalı ...'nin(...) ise taşıma işinden komisyoncu olarak sorumluluğunun bulunduğunu, sigortalının halefi olarak davacı tarafından davalılara yönelik olarak alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalılar tarafından itiraz edildiğini ileri sürerek davalıların itirazlarının iptaline ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili tarafından, düşen uçağın uzun süreli olarak davalı ...'ye kiralandığını, işleten sıfatının davalı ...'ye ait olduğunu, hak düşürücü sürenin dolduğunu, sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, faize karar tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; zayi olan emtia yönünden müvekkilinin aracılık faaliyeti yürüttüğünü, herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, davacı zararının davalı ... tarafından ödendiğini, faize karar tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
3.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; öncelikle Montreal Konvansiyonu'nun uygulanması gerektiğini, davanın 2 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, sınırlı sorumluluk ilkesinin geçerli olduğunu, müvekkili tarafından yapılan ödeme kapsamında herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, faize karar tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini, icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı ...'in düşen uçağın maliki olduğu, uzun süreli olarak uçağı davalı ...'ye kiraladığı, bu bağlamda uçağın işletmecisinin ... olduğu dikkate alınarak işbu davalı yönünden davanın reddine karar vermek gerektiği, her ne kadar bilirkişi tarafından davalı ...'ın zayi olan emtiadan dolayı sorumluluğunun bulunmadığı belirtilmiş ise de, söz konusu şirketin zayi olan yükün alıcısı ve sigortalıya teslim borcu bulunan aracı konumunda olduğu,
bu bağlamda sigortalı ile arasında aracılık sözleşmesi kapsamında emtiayı eksiksiz ve hasarsız teslim etme yükümlülüğü bulunduğundan söz konusu şirketin de davalı ... ile birlikte belirlenen tazminattan sorumlu tutulması gerektiği, davalılardan ... ve ...'ın sorumluluğunda bulunan hava yolu taşıma kapsamında düşen uçak nedeniyle zayi olan emtia nedeniyle davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının toplam 13.248,99 TL olduğu, ödeme tarihinden itibaren takip tarihine kadar talep edilebilecek faiz miktarının da 2.763,00 TL olduğu,
sonuç itibariyle icra takibinin toplam 16.011,99 TL üzerinden devamına, likit olan alacağa yapılan itiraz nedeniyle davacı lehine %20 icra inkar tazminatına, davalı ...'in düşen uçağın işleteni olmadığı dikkate alınarak bu davalı yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın reddine, bu davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine, davalılar ... ile ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, işbu davalıların takip dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen kabulüne, takibin 13.248,99 TL asıl alacak,
2.763,00 TL işlenmiş faiz olmak üzere toplam 16.011,99 TL üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine, hükmedilen alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 3.202,00 TL icra inkar tazminatının davalılar ... ile ...'dan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince, davalı ...'nin ve ...'ın vekilince ayrı ayrı istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, .../Montreal Konvansiyonu hükümlerine göre ihtilafın çözülmesi gerektiği, davanın 2 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalı ...'ın dava dışı sigortalı şirkete karşı taşıma işini taahhüt etmiş olduğu ve ana hava yük senedinde de alıcı olarak gözüktüğü, bu davalı şirketin taşıma ilişkisinde taşıma işleri komisyoncusu, diğer davalı ...'nin ise fiili taşıyıcı sıfatını taşıdığı,
Konvansiyon'un 40. maddesine göre hem anlaşmalı taşıyıcı/üst taşıyıcı/taşıma işleri komisyoncusu hem de gerçek taşıyıcı/fiili taşıyıcının, taşımadan dolayı oluşan hasarlardan sorumlu olacağı, asıl taşıyıcı ve fiili taşıyıcının müteselsil sorumluluğunun söz konusu olduğu ve bu sebeple davada pasif dava ehliyetine sahip oldukları, ancak dava konusu uçağı leasing yolu ile kiralayan davalı ...'in, uçağı diğer davalı ...'ye 6 ay süreli kira sözleşmesi ile kiraladığı, bu süre zarfında işleten sıfatının bulunmadığı, dava dışı sigortalı ile taşıma sözleşmesi akdedilmediği ve taşıma sürecine herhangi bir sıfatla dahil olmadığı,
taşıma sürecine dahil olanların çalışanı veya acentesi konumunda olmadığı anlaşıldığından taşıma sözleşmesinden kaynaklanan talepler yönünden işbu davalının pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği,
devletler arasındaki yük taşımaları bakımından taşıyıcının sorumluluğunun daima sınırlı olacağı, sınırsız sorumluluk müeyyidesinin uygulanmasının söz konusu olmayacağı, ancak Mahkemece davalı tarafın sorumluğunun üst sınırının anılan düzenlemeye göre belirlenip, gerçek zararın tespit edilen sorumluluk sınırı olan miktarın üzerinde bulunması halinde, sınırlı sorumluluk miktarından, altında ise saptanan gerçek zarardan davalıları sorumlu tutmak gerekirken, bu hususlar nazara alınmadan doğrudan üst sınıra hükmedilmesi yerinde olmamış ise de, bu yönde istinaf bulunmadığından eleştirilmekle yetinildiği,
sınırlı sorumlu olan davalılar yönünden davalı ... tarafından teklif edilen ve sigortalı tarafından kabul edilen 107.460,63 USD bedelin ödendiği ve sorumlu olan kişilere karşı dava hakkının davalı ...'ye devredildiği ve feragatname imzalandığı, bu durumda, önerilen sınırlı sorumluluk miktarını kabul eden, feragatname imzalayan ve ödenen miktar oranında alacağını temlik eden sigortalının talep hakkının sona erdiği, talep hakkı sonra eren bir alacağın sigorta şirketine temliki de mümkün olmadığı,
buna rağmen sigorta şirketinin ödeme yaptığı tarihteki kur dikkate alınarak tekrar sınırlı sorumluluk hesaplamak ve ödenen miktar mahsup edilmek suretiyle aradaki farka hükmedilmesi ve sınırlı sorumlulukları ödeme ile sona eren davalılar aleyhine hüküm kurulması, bu yöndeki davalı taraf savunma ve itirazlarının değerlendirilmemesi ve aksi düşüncenin gerekçelendirilmemesinin isabetli olmadığı, davalılar sınırlı sorumlu olduğundan sigorta şirketi tarafından fazladan yapılan ödeme hatır ödemesi (ex gratia) niteliğinde olup, davalılardan tahsilinin mümkün olmadığı,
bu sebeple davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görüldüğü, davacının gerçek zararının halefiyet yolu ile gerçekleştiği tazminatın ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesinin gerektiği anlaşılmakla davalılar vekillerinin karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmediği, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekirken kabulüne karar verilmesi isabetli olmadığı, davalılar vekillerinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde görüldüğü,
kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ilişkin davacı vekili ve davalılar vekillerinin istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, davalı ... lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken red edilen dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığı,
yine davanın kısmen reddi durumunda davalılar lehine hükmedilecek ücretin davacı lehine hükmedilen ücreti geçemeyeceği açık olmasına rağmen davalılar lehine red edilen dava değeri üzerinden nispi vekalet ücreti takdirine karar verilmesinin isabetli olmadığı ve davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebeplerinin yerinde görüldüğü gerekçesiyle davacının, davalı ...'nin ve davalı ...'ın istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına,
davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti eksikliği sebebiyle reddine, davacı tarafından davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın esastan reddine, kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından davalıların kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddesinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/119, K. 2025/4476, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama